Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ergenekon balyozu

Kırk küsur yıl önce Arçelik’te personel müdürüydüm.

Yassıada duruşmalarını, haksızlığa şahit olup da bir şey yapamayanların ezikliğiyle izliyordum. Silivri duruşmalarını izlerken de aynı duygular içindeydim. Gördüm ki, böyle hisseden sadece ben değilim. Nitekim Silivri hâkimlerden, biri başkan olmak üzere yedisi, gidişata “ters” düştüklerinden görevlerinden alındı.

JÜRİ SİSTEMİ OLSAYDI NASIL BİR KARAR ÇIKARDI

Acaba Amerika’da olduğu gibi, bu ceza davasında kararı halktan seçilmiş bir jüri verseydi, sonuç ne olurdu? Pek tabii jürinin kimlerden seçileceğine göre sonuç değişirdi. İTÜ Arenada konsere gidenler arasından seçilecek bir jürinin kararı, herhalde Kadir Gecesi Eyüp Sultan’a gidenler arasından seçilecek jürinin kararının tam zıttı olurdu.

KIYMET HÜKMÜ / DEĞER YARGISI

“Yapay Zekâ” nın kurucularından Herbert Simon, ne hakkında olursa olsun alınan her kararın hatta edilen her cümlenin iki unsurdan oluştuğunu gözlemlemiş. Bunlardan birincisine “gerçekler” (facts), diğeri “value” (değer) demiş. Simon, “değer” öğesini (aslında değer yargısını), “doğruluğu veya yanlışlığı matematik ve mantıksal yöntemlerle kanıtlanamayan hüküm” olarak tanımlamaktadır. Simon, insan ile bilgisayar zekâları arasındaki farkın, önyargılardan kaynaklandığını söyler. Bilgisayarlar, önyargısız karar alma yazılımı kullanırken, insan beyni, “ön-değer-yargılı” muhakeme yöntemiyle çalışır. İnsan beyni, salt gerçeklere dayalı, %100 saflıkta “objektif” karar üretemez. Buna hukuk da dâhildir.

ORDU İSLAM’IN VASİSİ OLSAYDI

Her dini ve İslâm’ı da reddeden ve Rusya’nın vesayeti altında yaşamayı tercih eden yerli komünistlerin, bundan 35 yıl önce Türkiye’de seçimle iş başına gelmiş olduğunu varsayalım. İktidardaki yerli komünistlerin Rusya’nın telkiniyle Kürt, Türk ve gerekirse daha fazla sayıda etnik temele dayalı devletçiklerden oluşacak bir “Anadolu Sovyetler Birliği” inşa etmekte olduğunu farz edelim. Bu şartlar altında Ordu’nun “İslam’ı ve İstiklâli” korumak adına hükümete baskı yaptığını, hatta akıllarından darbe yapmayı geçirdiklerini düşünelim... Bunu da o günkü hükümet istihbar edip, adalete intikal ettirmiş olsaydı. Acaba o tarihteki komutanlar hakkında mahkemeden çıkacak idam benzeri ağır cezaları için o günün dindarları, oh olsun! der miydi? AB ve ABD kararlar hakkında ne derdi? Demokrasi tramvayından, acaba kimler inerdi?

SON SÖZ:
Söz konusu olan İslam ise, gerisi teferruattır.

X