Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Erdoğan'dan önemli açıklamalar

    Hürriyet Haber
    22 Ekim 2015 - 13:06Son Güncelleme : 22 Ekim 2015 - 14:35

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Hak-İş Genel Kurulu’ndan konuştu.

    İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

    Şimdi televizyonlara çıkıp pervasızca edepsizce diktatör kavramını kullananlar var. Allah aşkına soruyorum. Bunlara sormak lazım siz 28 Şubat’ta neredeydiniz? 12 Eylül’de neredeydiniz? 12 Eylül’ün paşası cumhurbaşkanlığı yaparken bir kez olsun bu kelimeyi kullanabildiniz mi? 28 Şubat’ta o brifinglere gittiğinizde kullanacaktınız. Kullandınız mı? Gerçek diktatörlere bir kez olsun diktatör diyebildiniz mi? Diyemezler, diyemediler. Çünkü bunlar cennet mekan Sultan Abdülhamit Han’a diktatör diyenlerin adeta neslidir, onların devamıdır. Bunlar merhum Özal’a diktatör diyenlerin neslidir. Hiç değişmez, aynı şablon, aynı slogan devam ediyor. 

    Bu tür sıfatlar kullanan kişiler iki yüzlüdürler. Milletim kimin ne olduğunu biliyor. Bunlar hiçbir zaman millete konuşmadılar. Bugün de millete konuşmuyorlar. Bunlar başka yerlerde iş tutuyorlar. Mesajlarını başka yerlere veriyorlar. Kendi hesaplarınca, uluslararası çevrelerle, oralardaki bir takım kuruluşlarla söylem birliğine girip güya burada operasyon yapacaklar, algı operasyonu yapacaklar. Onların kimlerle yürüdüklerini biz çok iyi biliyoruz. 
    Biz akşam olduğunda çevremize bakıp bize şu neyi bu neyi demiş diye soranlardan değiliz.

    Biz kendisine, bugün Allah için ne yaptın, bugün milletin için ne yaptın diye soranlardanız. Eğer bu saldırılar karşısında boyun eğersek, korkarsak, Allah korusun geri adım atarsak şu 40 yıllık emeğe haksızlık ederiz, onlara karşı çok büyük mahcubiyet yaşarız. Biz elbette onların metotlarını, araçlarını, edep yoksunu dillerini kullanamayız. Onlar her gün yalan söyleyecek, biz her gün doğruyu savunacağız. Onlar sırtlarını, burası çok önemli… Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet olan paralel yapılara dayayacaklar. Bir takım medya kuruluşlarına, manşetlere, silahlı terör örgütlerine dayayacaklar. Biz sırtımızı önce hakka sonra halka dayayıp öyle yürüyeceğiz.

    Ben şimdi tabanı ibadet olan o kardeşlerime sesleniyorum. Sizin tavanınızdakiler, bu ülkede biz sırtımızı PKK’ya dayıyoruz diyenlerle acaba siz nasıl beraber olabiliyorsunuz? Onlarla beraber nasıl yürüyebiliyorsunuz? Kişi arkadaşının dinindendir, biz bunu biliriz. Hiç kimse tedirgin olmasın, aziz milletimin tek bir ferdi bile kaygılanmasın. 100 yıl önce Çanakkale’de nasıl geldikleri gibi gittilerse, her teşebbüslerinde nasıl akamete uğradılarsa, bugün de yarın da geldikleri gibi gidecekler. Bu millet ağır başlıdır, vakurdur. Ama bu aziz millet istiklali söz konusu olduğunda, onuru namusu şerefi söz konusu olduğunda anlayana anladığı dilden konuşmasını da çok iyi bilen bir millettir. 

    Eğer bunu anlamayan görmeyen varsa, açar tarihin sayfalarını bizim millet olarak nasıl şahlandıklarını görür. Şurada, garın önünde bu yaşanan olay terörün nasıl kolektif uygulandığını gösteren bir olaydır. Şimdi kalkıyorlar, burayı DAEŞ yaptı, bilmem kim yaptı… Burada DAEŞ de var, PKK da var, el-muhaberat da var, burada Suriye’nin kuzeyindeki PYD terör örgütü de var. Hepsi beraber ortak olarak bu eylemi planlamışlardır. Kimse kimseyi aldatmasın. Suruç’ta yaşananlar belli, Diyarbakır’da yaşananlar belli. 

    Daha eylemin olduğu anda kalkıp da bunu saray yaptı diyenlerin ne mantığının olduğunu artık anlayın. Çünkü ortak çalışıyorlar. 
    Geçtiğimiz hafta, Diyarbakır’da bir belediye, hazreti peygamberi alemlere rahmet olarak gönderilmiş efendimizi son derece edepsizce resmeden bir karikatürü duvarlara astı. Yargıda bir süreç başladı. Gereğini en ideal şekilde yapacaktır. Ama bu edepsizce hareket aslında bu zihniyeti ortaya koyması bakımından son derece önemlidir. Diyarbakır Mekke Medine Kudüs ve Şam’dan sonra beşinci haremi şerif kabul edilen Ulu Cami’nin olduğu bir şehirdir. Bu edepsizlik hiçbir yerde yapılmamalı ama Diyarbakır’da hiç yapılmamalıydı. Böyle bir densizliğin altına imza attılar. Bunu kimin yaptığı, hangi siyasi partinin mensubu bir belediyenin yaptığı önemli değil. Burada mesele siyaset de değil, burada mesele zihniyettir zihniyet.

    Bu benim kanıma dokunuyor. Siyasi görüşlerimden, ırkımdan, kabilemden, mezhebimden değil. bir insan olarak bir Müslüman olarak bu benim kanıma dokunuyor. Ben çıkıp da şuna oy verin buna oy verin diyemem. Ama bugün diyorum ki, kime oy verdiğinize iyi bakın, iyi görün. Düşünün, ben Kürt kardeşimle her zaman gönül diliyle konuştum. Şimdide diyorum ki teröriste teröre karşı cesur olun. En kutsal değerlerimize dahi pervasızca hakaret eden bu densizlerle aranıza cesaretle mesafeyi koyun. Diyorum ki, paralel yapıyla, bir kısım medyayla, Ortadoğu’nun canileriyle iş tutan bu benim Kürt kardeşlerimin düşmanlarına karşı artık yeter deyin. 

    Bakıyorsunuz o malum medya saldırıyor şimdi. Bunların kimler olduğunu biliyorsunuz. Bu medyanın hangi grup olduğunu biliyorsunuz. İşte paralel medyayla, bir de o malum medya. Beraber iş tuttular. Niye? Onlar bu ülkede birinci köprüye hayır diyenlerin ta kendisidir, ikinci köprüye hayır diyenlerin ta kendisidir, yavuz sultan selim köprüsüne hayır diyenlerin ta kendisidir. Mersin’den Kıbrıs’a su götürdük. Başlıkları attılar, ne diyorlar biliyor musunuz? “İlk defa da gitmedi ki daha önce de gitti” diyorlar. Doğru, balonla gitti ve balon patladı. Bunların hep yaptıkları zaten balon.
    Bunlar hayırlı işte yoklar, bunlar sadece şerde var. Ama Hilton otelinin arkasındaki o araziye otel müsaadesi verilmiş olsaydı ey Doğan o zaman keyfin yerinde olacaktı. Sana müsaadeyi vermedik diye çılgına döndün. Bak şimdi de orası doğal sit alanı ilan edildi, bundan sonra da zaten alamazsın. Bunlar hükümet devirip hükümet kuran zihniyetlerdir. Ve iktidarımız bunlara bu imkanı vermedi. Bu yolu açmadığı için de hiçbir zaman bizimle uyumlu olmadılar, olamadılar. 

    Tabi ben Kasımpaşalıyım dediğim zaman cevap veriyor bana Kelkitli’yim diye. Kelkitli seninle yürümüyor, bizimle yürüyor bizimle. Kelkit’li kardeşlerime de en kalbi selamlarımı gönderiyorum. Onlar Ağustos’da cumhurbaşkanlığı seçiminde orada zaten istikametlerini belirttiler. Bu ülkeye nice işçi dostuyum diyen başbakanlar geldi. Maalesef hepsi de çalışanların sırtına daha ağır yükleri bindirip gittiler. 

    Bakın asgari ücret biz göreve geldiğimizde 2002 sonu 184 liraydı. Fakat bir de asgari ücret nedir? Bunu da yanlış anlatıyorlar.
    Asgari ücret bir tabandır. Yani bunun altında ücret ödeyemezsin. Ucu açık, istersen 5 bin öde. sana kimse neden 5 bin verdin diyemez.
    Şimdi bugün bakıyoruz, asgari ücret 1000 lira. 2016 başından itibaren asgari ücretin hükumetin ben teklifini vaadini söylüyorum 1300 lira olması ön görülüyor. 



    Ve asgari ücretin görüşmeleri bu yılın aralık ayında yapılacak 2016 başı itibariyle, yeni asgari ücret yani vaat edilen 1300 başlamış olacak. Yani 5 kattan fazla bir artış. 
    Dolar olarak bakalım ki şu anda kurda bir dengesizlik var, buna rağmen bakalım. 2002'de 125 dolardı, bugün 346 dolar. Yani biz dolara da ezdirmedik, enflasyona ezdirmedik. Öyle söz vermiştik, öyle yaptık.

    Çok daha fazlasının yapılmasının gereğine biz zaten inandık ve böyle çalıştık. 
    Yeter ki istikrar olsun, güven olsun. Türkiye içinde huzur güven, bir ve beraber olalım.

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı