Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Erdoğan'dan küresel spekülatör uyarısı

    A.A
    31.10.2008 - 17:27 | Son Güncelleme: 31.10.2008 - 07:05

    Başbakan Erdoğan Dünya Ekonomik Forumu'nda konuşuyor. İşte konuşmasından satırbaşları:

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, teröre açık ya da gizli destek veren başta bazı Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm tarafları sağduyuya ve samimiyete davet ettiğini belirterek, “Terör örgütlerini terör listesine almak sorunu çözmüyor. Kendi sınırları içinde terörün finansal destek bulmasını, özgürce eylemler yapmasını, yandaş toplamasını, propaganda faaliyetleri yapmasını, parasal kaynakları o ülkelerde temin etmesini engellemeyenler, bilmelidirler ki bu sorun onların değer sistemlerinin ve düzenlerinin de altını oyacaktır” dedi.

    Dünya Ekonomik Forumu Avrupa ve Orta Asya Toplantısı'nın resmi açılışında konuşan Erdoğan, dünyanın karmaşık ve zorlu bir geçiş sürecine sahne olduğunu ifade ederek, bu geçiş döneminin orta ve uzun vadede şekil alacak yeni uluslararası hangi temeller üzerinde dengeye kavuşacağına dair önemli ip uçlarını da yavaş yavaş ortaya çıkardığını anlattı.

    Unsurları ne olursa olsun şekillenecek yeni uluslararası düzenin tüm insanlığın beklentileri doğrultusunda barışçıl, müreffeh ve özgürlükçü bir dünyanın ortaya çıkmasına hizmet edecek nitelikte olmasının gayet önemli olduğunu belirten Erdoğan, “Neticede dünyamızın yeni soğuk veya sıcak savaşlara değil, yapıcı ve kalıcı barışa ihtiyacı vardır” dedi.

    Bu dönemde özen gösterilmesi gereken hususun; yavaş yavaş oluşan dünya düzeninin eskiden olduğu gibi ayrışma veya bölünme değil, birlik ve dayanışma üzerine inşa edilebilmesi olduğunu kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kronikleşen sorun ve ihtilaflar karşısında hep kendi kısa vadeli çıkarlarını kovalayan bir anlayışın 21. yüzyılda yeri olmamalıdır. Hoşgörüye, birlikte var olmaya, dayanışmaya zarar verecek her türlü girişime karşı ortak tavır sergilememiz kaçınılmaz hale gelmiştir. Irkçılık, ön yargı ve yabancı düşmanlığını körükleyecek söylem ve politikalardan bütün taraflarca kaçınılması, daha da önemlisi bunlarla mücadelenin uluslararası çapta yürütülebilmesi artık her zamankinden fazla önem arz etmektedir. Ortak sorunlara karşı samimi bir şekilde dayanışma içinde hareket etme meselesi özellikle terörizmle mücadele bakımından büyük önem taşımaktadır. Başka birçok alanda olduğu gibi karşı karşıya olduğumuz ve hayati önem taşıyan terörizm belası, ancak etkin işbirliğiyle alt edilebilir ve buna karşı da ortak bir mücadele şarttır.”

    “TERÖR HERKES İÇİN AÇIK BİR TEHDİT”

    Başbakan Erdoğan, terörden doğrudan etkilenmeyen ülkelerin terörü açık ya da gizli destekler bir yaklaşımla hareket ettiklerine şahit olduklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

    “Şu hususu özellikle belirtmek istiyorum; terör belası küreselleşen dünyada herkes için açık ve adil bir tehdit olarak varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Terörün küreselleştiğini ve uluslararası bir boyut arz ettiğini bugün görmemekte ısrar edenler, yarın kendilerinin de aslında güvenlik içinde olmadığını fark edecekler, ama o zaman iş işten geçmiş olacaktır. Özellikle Türkiye'nin on yıllardır mücadele ettiği terörizme karşı etkisiz, tarafsız, hatta destekleyici konumda olanlar, bu terörizmin artık kendilerini de içten içe kemirmeye başladığını görmek zorundadırlar. Terör artık sadece silahlı eylemler yapmakla kalmıyor, uyuşturucu kaçakçılığından kara para aklamaya, insan kaçakçılığından kiralık suç makinesi olmaya kadar geniş bir yelpazede tüm dünyayı tehdit ediyor.”

    Herkesin üzerinde ittifak ettiği demokrasi, hukuk devleti, temel hak ve özgürlüklerin, terörizmin açık şekilde tehdidi altında olduğunu vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Artık çifte standart dönemi, teröre yataklık yapma dönemi, terörist unsurları himaye etme dönemi sona ermelidir. Samimi ve etkin bir şekilde ortak bir mücadele ortaya koyamazsak, doğacak olumsuzluklar hepimizi etkilemeye başlayacaktır. Ateş sadece düştüğü yeri yakmayacaktır. Yangına körükle gidenlerin de üzerilerine sıçrayacaktır. Bu vesile ile teröre açık ya da gizli destek veren başta, bunu açık konuşuyorum bazı Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm tarafları sağduyuya ve samimiyete davet ediyorum. Terör örgütlerini terör listesine almak sorunu çözmüyor. Kendi sınırları içinde terörün finansal destek bulmasını, özgürce eylemler yapmasını, yandaş toplamasını, propaganda faaliyetleri yapmasını, parasal kaynakları o ülkelerde temin etmesini engellemeyenler, bilmelidirler ki bu sorun onların değer sistemlerinin ve düzenlerinin de altını oyacaktır.”

    Erdoğan, teröristlerin yanı sıra örgütlü suç odakları, aşırı milliyetçi akımlar ve mali spekülatörlerin, küreselleşmenin imkanlarını sonuna kadar kullandıklarını ifade ederek, onlara karşı aynı imkanların da seferber edilebilmesi gerektiğini söyledi. Erdoğan, bu noktada siyasetçiler kadar medya, sivil toplum, bilim ve sanat dünyasına da sorumluluklar düştüğünü vurguladı.

    Başbakan Erdoğan, ülkeler bazında olduğu gibi uluslararası planda da karşılaşılan sorunların, refahın adil dağılımının sağlanamaması ile barışın tesisi ve korunmasında yeterince başarılı olunamamasından kaynaklandığını anlattı.

    Kaynağı kıt ülkelere destek olunması amacıyla bölgesel ve uluslararası işbirliği mekanizmalarının daha etkili hale getirilmesinin bir öncelik olması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, bu bağlamda bölgesel siyasi ve ekonomik birliklerin dışlayıcı değil, kapsayıcı olmalarına özen gösterilmesi gerektiğini belirtti.

    “ANLAŞMAZLIKLARA SÜRATLE İLGİ GÖSTERİLMELİ”

    Erdoğan, doğal kaynaklara sahip olup da bunu bir ekonomik değere dönüştüremeyen ülkelere ise bu yolda samimiyetle yardım edilmesinin önemli bir unsur olduğunu ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bu iki alanda ilerleme kaydedilmesi, aşırı terör eylemlerinin olduğu gibi kitlesel göç, insan kaçakçılığı ve bunlardan kaynaklanan organize suçların da gelişme zemini bulmalarına engel olabilecektir. Genel anlamda barışın tesisi açısından en önemli hususun, yerel ya da bölgesel uluslararası anlaşmazlıklara başlangıcında ve süratle bir ilgi gösterilmesi, bunlara barışçıl çözüm yollarının aranması olduğunu düşünüyorum.

    Başkalarının ihtilaflarından, felaketlerinden kendisine çıkar sağlayan, krizden beslenmeyi şiar edinen yaklaşım ve anlayışlar artık yeryüzünden silinmelidir. Tarihi tecrübelerimiz, gecikme durumunda sorunların kronik hale geldiğini ve çözümün gittikçe zorlaştığını gösteriyor. İçinde bulunduğumuz geçiş döneminde sorunları aşmak ve önümüzdeki fırsatlardan birlikte yararlanmak için uluslararası toplumun bazı temel değer ve ilkeler etrafında toparlanması gerekiyor.”

    Başbakan Erdoğan, bu değer ve ilkelerin BM, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde açıkça yer aldığını anımsatarak, geleceği tartışırken bu değer ve ilkeleri hatırda tutmakta fayda gördüğünü dile getirdi.

    Bu bakımdan insan hakları ihlallerinin ortadan kalkması ve demokrasilerin gelişmesinin büyük önem taşıdığına işaret eden Erdoğan, insan unsuruna dayalı yeni dünya düzeninin adil ve kalıcı kılınabilmesi için yer kürede bölgeler arasında büyük gelir uçurumlarının giderilmesi yönünde mücadele edilmesi gerektiğini kaydetti.

    Erdoğan, bu konuda yoğun çaba sarf edilmemesi, gücü elinde bulunduran milletlerin ortaya bir çaba koymaması halinde yoksul ülkelerden zengin refah bölgelerine ekonomik göçün durdurulabilmesinin de mümkün olmadığının altını çizdi.

    Uluslararası ekonomi ve ticaret kurallarının, özellikle az gelişmiş ülkelerin hak ve çıkarlarına zarar vermemesinin de bu bağlamda önem taşıdığını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Yoksul ülkelerin ihtiyaçlarına cevap verebilecek yeni teknolojilerin ve bilimsel gelişmelerin bu ülkelerle paylaşılması ve teknoloji aktarımında daha dayanışmacı yaklaşım benimsenmesine hep birlikte çalışmalıyız. Sorunların güç kullanmadan veya güç kullanma tehdidine başvurulmadan barışçıl yöntemlerle çözümü, ülkelerin toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığına saygı, ahde vefa gibi temel uluslararası hukuk ilkelerine bağlılık gösterilmesi bu kapsama giriyor. Bu meyanda başta bölgesel problemler olmak üzere sorunların çözümünde dışarıdan dayatmalar yerine bölge ülkelerinin kendi aralarında diyalog içinde olmalarının ve sorumluluk üstlenmelerinin teşvik edilmesi gerekiyor.”

    “DÜNYA CİDDİ MESELELERLE KARŞI KARŞIYA”

    Başbakan Erdoğan, dünyanın ciddi meselelerle karşı karşıya olduğunu ifade ederek, bölgesel krizlerin yanı sıra uluslararası piyasaları saman alevi gibi saran küresel ekonomik kriz, iklim değişikliği, gıda krizi, kuraklık, açlık, bulaşıcı hastalıklar gibi olguların Türkiye'yi de yakından ilgilendirdiğini söyledi.

    Türkiye'nin bir yandan AB'ye katılım sürecine kararlılıkla devam ederken, diğer yandan da bölgesinde ve ayrıca uluslararası planda istikrar ve refahın kalıcı şekilde kök salabilmesi için çok yoğun bir gayret içinde olduğunu aktaran Erdoğan, bu çerçevede Güney Kafkasya'da, Orta Doğu coğrafyasında, Balkanlar'da, Güney Asya'da ve uluslararası toplumu meşgul eden birçok önemli konuda sorunlara çözüm bulmayı hedefleyen ikili ve çok taraflı girişimleri artırarak sürdüreceklerini anlattı.

    Erdoğan, “Türkiye zaten Cumhuriyet tarihi boyunca kararlılıkla ortaya koyduğu barışçıl duruşu ile sorunların değil çözümlerin parçası olmayı bilmiş, önemli başarılara imza atmıştır” dedi.

    Ekonomik kalkınma ve refahın ulusal olduğu kadar bölgesel ve küresel istikrardan doğrudan etkilendiğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Esasında ülke olarak tecrübelerimiz de bize bunu gösteriyor. Filistin-İsrail bir ihtilaf içerisinde. Bu süreç devam ederken, Irak'ta huzursuzluk sürerken, Suriye ve İran uluslararası toplumun dışında tutulurken, bölgede refah ve kalkınmayı sağlamak mümkün olmayacaktır. Hiç kimse bu ihtilafların sadece bölgeyi ilgilendirdiğini iddia edemez. Bu ihtilaflar bizatihi ülkelerin kendi sorunları olduğu kadar başta Avrupa ve ABD olmak üzere küresel noktada da dünyamızı etkileyen sorunlardır. Doğu ile Batı'nın birbirine bakış tarzını artık değiştirmesi kaçınılmaz hale gelmiş durumdadır. Tarafların birbirini tahkir ve tezyif edeci, suçlayıcı, aşağılayıcı şekilde tanımlaması, kategorize etmesi, sınıflara ayırması, bugüne kadar dünya barışına, istikrara ve refaha katkı sağlamamıştır ve bundan sonra da sağlamayacaktır. Tam tersine tarafların birbirini anlamak için daha fazla çaba sarf etmesi gerektiğine inanıyorum. Diyalog, özellikle altını çizdiğim bir kavram. Birbirini anlama, ilişki ve işbirliği geliştirme, bu yerkürede huzur içinde birlikte yaşamanın en önemli gereğidir.”

    “BİZ ZOR OLANI SEÇTİK”

    Başbakan Erdoğan, Türkiye olarak BM çatısı altında İspanya ile “Medeniyetler İttifakı” projesinin başlatıldığını hatırlatarak, bununla medeniyetlerin birbirini anlamasını, farklı ve alternatif bir ilişki ve iletişim kanalının açılmasının hedeflendiğini ve bu doğrultuda önemli mesafeler katedildiğini söyledi.

    Halkı Müslüman, aynı zamanda AB'ye katılım müzakerelerini sürdüren demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye'nin, medeniyetlerin birbirini anlaması hedefine önemli katkılar sağladığını ve sağlamaya da devam edeceğini anlatan Erdoğan, şu görüşleri dile getirdi:

    “Türkiye'nin AB üyeliğini zorlaştırmaya çalışanlar ya da bu konuda olumsuz açıklamalar yapanlar bilmelidir ki bu tavırlar medeniyetlerin çatışmasından başka hiçbir hedefe hizmet etmez. Bizim insanlık olarak en son istediğimiz şey, medeniyetler çatışmasıdır. Çatışmayı doğurmak son derece kolaydır, zor olan ise barışı, ittifakı, uzlaşıyı tesis etmektir. Biz zor olanı seçtik, bunu başarabileceğimize gönülden inanıyorum.”

    “EKONOMİK KRİZ TÜM DÜNYAYA ÖNEMLİ MESAJLAR VERDİ”

    Erdoğan, küresel ekonomik krizi kendisi için çıkara dönüştürmek isteyen kurum ve ülkelerin bunun bedelini gelecekte çok ağır ödeyeceklerini dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Çünkü burada fakir veya gelişmekte olan ülkeler üzerinden bir sömürü de söz konusu olabilir. Bunu da artık çok açık ve net ortaya koymak zorundayız. Bunun için de bu süreçte de bir dayanışma şart. Bu konuda gelişmiş ülkeler özellikle gelişmekte olan ülkelere veya az gelişmiş ülkelere veya yoksulluk içinde kıvranan ülkelere ellerini uzatmak durumundadır. Son ekonomik krizin tüm dünyaya verdiği önemli mesajlar olduğuna inanıyorum. Sınırsız bir kar tutkusu, sınırsız bir tatminsizlik duygusu, hırs ve gözü dönmüşlük, giderek artan tekelleşme, bugün içinden geçtiğimiz gibi krizlere zemin hazırlamaktadır. Bugün bu krizi dünya en az etki ile atlatabilir, ama sürecin bu şekilde devam etmesi durumunda ileride ortaya çıkacak krizlerde bu kadar şanslı olmayabiliriz. Özellikle gelecek nesiller bağlamında sistemi ciddi şekilde sorgulamak kaçınılmaz hale gelmiştir. Gelir dağılımındaki eşitsizlik, yoksulluk, terör ve çatışmalar, gıda ve su krizi gibi meselelere çözüm bulabilmek için herkesin fedakarlıkta bulunması, herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Bugün küresel ölçekte yaşadığımız ekonomik kriz, küreselleşmenin yalnızca sermayenin küreselleşmesi bağlamında yaşanmasının tehlikelerini ortaya koymuştur. Bu noktada dayanışma, işbirliği ve birbirini anlama çabasına bir kez daha vurgu yapıyorum.”

    Başbakan Erdoğan, Dünya Ekonomik Forumu ve benzeri toplantıların daha aydınlık bir dünya idealine hizmet edeceğine, oturumlar, müzakereler ve tartışmaların aydınlık geleceğin temelini oluşturacak düşünceler olacağına inandığını söyledi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı