Erdoğan TÜSİAD Genel Kurul'unda konuştu

Hürriyet Haber
20.01.2011 - 17:51 | Son Güncelleme:

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) 41. Genel Kurulu'na “onur konuşmacısı” olarak katılan Başbakan Erdoğan, tedbir alınması gerektiğinde bunu milletle samimi şekilde paylaştıklarını, gerekçelerini millete aktardıklarını ve tedbirleri kararlılıkla uyguladıklarını anlattı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin şu anda dünya ekonomi çevrelerinde, küresel krizi başarıyla atlatan ülkeler arasında olduğunu ve parmakla gösterildiğini belirterek “Tedbiri elden bırakmayacağız, rehavet yok, asla şımarmayacağız, gelişmeleri yakından izlemeye devam edeceğiz. Mali disiplinden, para politikalarından taviz vermeden Türkiye'yi büyütmeyi sürdüreceğiz” dedi.

Hiçbir alanda popülizme tevessül etmediklerini, ücret artışlarında, yatırımlarda, sosyal yardımlarda, teşviklerde, vergi indirimlerinde ihtiyaçları gözettiklerini, kaynakları dikkate aldıklarını, riskleri incelediklerini ve adımlarını ona göre attıklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

“İşte en son, ana muhalefet partisi genel başkanının vaatleriyle birlikte seçim öncesi popülizm tartışmaları yine gündeme geldi. CHP Kurultayı'nda Genel Başkan'ın dile getirdiği vaatleri alt alta topladığınızda, 100 katrilyonu aşan, bazı hesaplamaları da yanına koyarsanız 200 katrilyonu bulan bir yük söz konusu oluyor. Şöyle aklıselim sahibi bir bakışla değerlendirdiğiniz zaman, sizler iş adamları olarak, böyle bir popülizm olabilir mi? Bu tür rakamları nasıl acaba ileri sürebiliyor, nasıl bu tür vaatlerde bulunuyor diye aranızda sizler tezekkür ediyorsunuz. Çok şükür ki bu vaatler hiç kimse tarafından ciddiye alınmıyor. Zira, ana muhalefet partisi bile olsa, herhangi bir ülkede ekonomik vizyonun bu şekilde ortaya konması, o anda dahi faizleri yükseltebilir ve bütçeye ağır yük getirebilir. Ama benim milletim hamd olsun bu işe prim vermedi, vermiyor. Bu vaatler ciddiye alınmadı, alınmıyor ve beklentileri de olumsuz yönde etkilemiyor. Bütün bunlarla beraber bizler emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz, devam edeceğiz.”

Çok güzel bir ivme yakalandığını ifade eden Erdoğan, küresel finans krizinin gelişmiş ülkelerde en ağır şekilde seyrettiği şu günlerde, Türkiye'nin tüm dünyanın dikkatlerini üzerinde toplayan bir performans sergilediğini vurguladı.

“BÜYÜMEDE BEKLENTİLERİN ÜZERİNE ÇIKILDI”

Büyümede ilk üç çeyrek itibariyle beklentilerin üzerine çıkıldığını anlatan Erdoğan, “İnanıyorum ki, mart ayında 4. çeyrek açıklandığında, 2010 yılı büyüme oranımızın da beklentilerin üzerinde gerçekleşeceğini göreceğiz” dedi.

Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın küresel krize rağmen Türk Lirası bazında gerilemediğini, 2010 yılının tamamında da 1 trilyon lira seviyesini aştığının şimdiden görülebildiğini belirten Erdoğan, dolar bazında ise 730 milyar dolarlık tahminle 2008'deki 742 milyar dolar seviyesine biraz daha yaklaştığını söyledi. Erdoğan, “İnşallah 2008'i, bu yıl belki de yakalayacağız, hedefimiz bu” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, ihracatta 2010 yılının 113 milyar dolarla kapatıldığını, 2011 yılında da küresel kriz öncesi seviyenin yakalandığını ve belki de aşılmış da olacağını ifade ederek, turizmde Türkiye'nin küresel krizden hiç etkilenmediğini söyledi.

Küresel kriz olmasaydı, rakamlar ve oranların çok daha yüksek olacağını belirten Erdoğan, “2002 sonu itibariyle Türkiye'nin 8,5 milyon dolar turizm geliri vardı, turist sayısı 13 milyon civarındaydı. Ama 2010 yılında 22 milyar turizm geliri var ve 28,5 milyon turisti ülkemizde ağırladık. Kaybımız yok, bir taraftan Türkiye önemli bir destinasyon. Ülke içindeki destinasyonları artırıyoruz, onları teknolojik olarak geliştiriyor ve altyapıyı çok daha güçlü hale getirmeye çalışıyoruz” dedi.

“HER GÖSTERGEDE TARİHİ REKOR”

Başbakan Erdoğan, şu anda Yunanistan, İtalya, İspanya ve İngiltere, küresel krizin etkisiyle harcamaları, yatırımları, sosyal ödenekleri ciddi şekilde kısıtlarken, Türkiye'nin hemen her göstergede tarihi rekorların altına imza attığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Şu anda dünya ekonomi çevrelerinde, küresel krizi başarıyla atlatan ülkeler arasındayız ve parmakla gösteriliyoruz. Tedbiri elden bırakmayacağız, rehavet yok, asla şımarmayacağız, gelişmeleri yakından izlemeye devam edeceğiz. Ama tekrar ediyorum, mali disiplinden, para politikalarından taviz vermeden Türkiye'yi büyütmeyi sürdüreceğiz.

Tabi ekonomide bu güven zemininin oluşması kolay olmadı. 2002 yılı sonunda hükümeti devraldık ve o andan itibaren, ekonomiye ilişkin son derece kötümser, bedbin, karamsar yorumlar yapıldı. Yatırımcının, girişimcinin moralini bozmak için türlü kampanyalar devreye sokuldu. Hatta hatta, kriz için kesin, net tarih verenler bile çıktı. 'Baharda kriz gelecek', olmadı 'Yaz aylarında kriz geliyor', o da olmadı 'Bu kış kriz çıkacak' diyerek sürekli güvensizlik pompalanmak istendi. Ama 8 yıl boyunca, kararlı duruşumuzdan biz asla taviz vermedik, cesur tavrımızla ve şeffaf yaklaşımlarımızla, güvensizlik pompalayan bu felaket tellallarını her zaman açığa düşürdük.”

KİMSENİN TARZINA MÜDAHELE ETMEYİZ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Hiç kimsenin yaşam tarzına müdahale etmeyiz, edilmesine de müsaade etmeyiz; bu noktadaki endişeler tamamen yersizdir” dedi.

TÜSİAD Genel Kurulu'nda Erdoğan, ekonomide olduğu gibi, demokratikleşme, laiklik gibi alanlarda da topluma sürekli güvensizlik pompalandığını, bu yönde sürekli test edildiklerini, samimiyet sınavına tabi tutulduklarını anlattı.

Başbakan Recep Erdoğan, şunları söyledi:

“Biz muhafazakar demokrat bir partiyiz. Şunun çok iyi anlaşılması gerektiğini düşünüyorum. Bizim şahsi olarak bazı meseleler karşısındaki tavrımız, duruşumuz, bakışımız nettir ama biz şunu söylüyoruz 'şahsi yaklaşımları, kişisel anlayışları toplumun tümüne empoze etmek baskıdır, zulümdür, haksızlıktır'. Ben, kendi iç dünyamda, ailem içinde alkole karşı bir tavır belirlemiş olabilirim. Benim arkadaşlarım, partimiz, kendi kişisel dünyalarında olaya farklı bakıyor olabilir ama bu muhafazakar kimliğimizin yanında biz demokratız ve kişisel yargılarımızı topluma empoze etmemek noktasında son derece hassas bir duruş sergiledik, sergiliyoruz. Hiç kimse bunları birbirine karıştırmasın. Aynı zamanda demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni de Anayasa ve yasalar çerçevesinde yönettiğimizi ifade etmek istedim.”

Erdoğan, Anayasa'nın 58. Maddesi'nin “Gençliğin korunması” maddesi olduğunu ve burada “Devlet gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır” denildiğini hatırlatarak, “Bunu ben söylemiyorum, bizden önce yapılmış olan bir Anayasa maddesi, gençliğin korunmasına yönelik 58. Madde... Bunu yapmak bizim görevimiz, biz bunu yapıyoruz. Kaldı ki şu anda Tütün ve Alkollü İçkilerle Mücadele Kurulunun bir genelge hazırladığını ve bu genelgeyle ilgili Ankara Barosu'nun, Danıştaya başvuruda bulunduğunu hatırlattı.

Sözü edilen maddeyi okuduğunu ve orada bağımlılık bulunmadığını, Anayasa'nın gereğini yaptıklarını, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucudan korumanın hükümet olarak görevleri olduğunu belirten Erdoğan, Amerika, AB ülkelerindeki uygulama neyse şu anda yapılanın da o olduğunu belirterek, “Amerika'da 21 yaşın altında olan gençlere marketlerde orada burada alkollü içki veremezler, vermiyorlar ama bizde önüne gelen rahatlıkla gidip bunu alabilir, bir mani yok. Şimdi bunu engellemeye yönelik atılan bir adımı (İşte bak, gördünüz bunlar şeriat getiriyor Türkiye'ye...) Sıkılmadan, utanmadan bunu bile söylüyorlar. Biz özgürlüklerin başkasının özgürlük alanı sınırında durması gerektiğini biliyoruz. Hani şair diyor ya 'biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük'. Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük, yasalarla çarpışarak büyüdük.

Kılık kıyafetimize müdahale edildi, yaşam tarzımıza müdahale edildi, fikirlerimiz dışlandı, aşağılandı, hatta mahkum edildi, mahpus edildi. Biz, bize yapılanların hiç kimseye yapılmamasını savunduğumuz için milletimizin çoğunluğu tarafından iktidara getirildik. 'Kimsenin kılık kıyafetine karışılmasın' dedik, 'kimsenin yeme içmesine müdahale edilmesin' dedik, 'konuşanlar susturulmasın, düşünceler mahkum edilmesin' dedik. Bunu, bu niyetimizi milletimizle samimi şekilde paylaştık ve milletimizden takdir gördük. Şu anda, birilerinin son derece yanlış ve yanlı şekilde iddia ettiği gibi, eğer yaşam tarzlarına müdahale edersek, kendimizi, kendi kimliğimizi, muhafazakar demokrat ilkelerimizi inkar etmiş oluruz. Şu anda, yaşam tarzlarına müdahale başlığı altında yürütülen kampanya, açık söylüyorum, geçmişte defalarca yapılmış, tezgaha konmuş, bayat bir kampanyadır.”

-“BAYAT BİR TEZGAH”-

Başbakan Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu 1995 yılında Gazi Mahallesi'nde olaylar olduğunu ve yabancı bir televizyon kanalının haberi “İstanbul'da radikal dinci başkan Tayyip Erdoğan'ın polisleri, ılımlı Müslümanları öldürüyor” şeklinde verdiğini hatırlatarak, “Anadolu'da tutarsızlığı, bilgisizliği anlatmak için kullanılan güzel bir deyim var. Muaviye'nin kızları Hasan ile Hüseyin... Hasan ile Hüseyin'den kız olur mu? Cehalet bu... Neresini düzeltirsiniz. Yani bu haberin neresini düzeltirsiniz bilemem. Hadi onlar yabancı basın ama biz Türkiye içinde de buna benzer nice çarpıtmaya, tutarsızlığa, iftira ve ithama maruz kaldık” diye konuştu.

Levent'te, Levazım Sitesi'nde iki genç kızın bir yangın neticesinde hayatlarını kaybettiğini ve meselenin itfaiyenin bilgisayarlarının besmele ile

açılmasına kadar indirgendiğini de anlatan Erdoğan, trenden düşen bir

vatandaşın, haremlik selamlık isteyenler tarafından itildiğinin de yazıldığını vurguladı.

Erdoğan, günlerce, haftalarca, aylarca “İstanbul'da belediye içkiyi yasaklıyor, yasaklayacak” diye yazıldığını ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının ve Başbakanlığının da tüm bu yalanları, iftiraları, ithamları püskürtmekle geçtiğini ifade ederek, şunları söyledi:

“Ben burada, TÜSİAD Genel Kurulu'nda bir kez daha ifade ediyorum; Biz, damdan düşerek geldik, damdan düşmenin ne olduğunu biliriz. İşte onun için, hiçkimsenin yaşam tarzına müdahale etmeyiz, edilmesine de müsaade etmeyiz. Bu noktadaki endişeler tamamen yersizdir. Bu noktadaki endişeler, tıpkı ekonomide yapıldığı gibi, kasıtlı bir propagandanın, niyet okuyuculuğunun eseridir ve tekrar ediyorum, bayat bir tezgahtır. Bugün nasıl ki iş dünyası, ekonomiyle ilgili konularda hükümete tam bir güven içindeyse, ben eminim ki tüm milletimiz de o diğer hassas konularda hükümetimize karşı tam bir güven içindedir. Seçim öncesinde aleyhimizde yürütülen bu art niyetli kampanya da inanıyorum ki yine milletimiz tarafından bozulacaktır.”

Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı