Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erdoğan ne kadar demokrat?

ROMANLARINI bir nefeste okuyorum. Katılıyorum, katılmıyorum, gazetedeki günlük yazılarını kaçırmıyorum.

Gazetesi Taraf’ın yayın politikasına yine katılıyorum, katılmıyorum. Ama şu bir gerçek, gazetesindeki haberler ve kendi yazılarıyla son dönemde en çok ses getiren ve tartışılan yazarlardan biri, gazetenin genel yönetmeni Ahmet Altan.  


O benim sevgili arkadaşım. Sohbetinden zevk aldığım, özel hayatlarımızı paylaştığım dostum.


Ancak geçen akşam CNN Türk’te çıktığı programda söylediği bir noktaya hiç katılmıyorum.


Ahmet Altan Tayyip Erdoğan’ı öve öve bitiremiyor, onu demokrasi havarisi ilan ediyor.


Ayrıca, demokrasiyi tek bir denkleme indirgiyor, ordunun siyaset dışı kalmasına. Eğer ki, ordu siyaset dışı, o zaman o ülkede demokrasi var.

Ahmet’in bu iki düşüncesine katılmıyorum. Ne Erdoğan demokrasi havarisi, ne de demokrasinin tek denklemi, ordunun siyaset dışı kalması.

ÖRNEKLER

* Türkiye’de seçim barajı yüzde 10. Halkın belli bir çoğunluğu Meclis’te temsil edilemiyor. Her fırsatta Meclis’teki çoğunluğu ile övünen Erdoğan, bu barajı indirmeye yanaşmıyor.

Ahmet, hangi demokraside halkın belli bir çoğunluğu Meclis’te temsil dışı kalıyor? Erdoğan bu barajda direniyorsa, demokratlık bunun neresinde?

 

* Türkiye’de milletvekili dokunulmazlığı her derde deva bir zırh. Milletvekili yolsuzluk iddialarını soruşturmak mümkün değil. Erdoğan dokunulmazlığın devamından yana.

Ahmet, yolsuzlukların soruşturulmadığı bir demokrasi ne kadar demokrasi? Erdoğan bunda direniyorsa, demokratlık bunun neresinde?

 

* Erdoğan kendine sadık bir medya, Majestelerinin medyasını yaratmak hevesinde. Onu eleştiren medya, kahrolsun, mantığında.

Ahmet, çok sesli olmayan medyanın bulunmadığı bir ülkede demokrasi ne kadar demokrasi? Erdoğan tek sesli medya istiyorsa, demokratlık bunun neresinde?

 

* Medya ile yetinmiyor. Erdoğan kendine bağlı işçi sendikaları, kendine bağlı sermaye, kendine bağlı sivil toplum örgütleri oluşturmaya çalışıyor. Oysa, demokrasi çok seslilik.

Ahmet, tek bir sesin egemen kılınmaya çalışıldığı bir demokrasi ne kadar demokrasi? Erdoğan farklı sese tahammül edemiyorsa, demokratlık bunun neresinde?

 

* Bırak halkı, sivil toplum örgütlerini, medyayı, Erdoğan kendi partisinin milletvekili ya da bakanlarını bile, seslerini çıkardıklarında “baş kesile” diye susturuyor.


Ahmet, milletvekillerinin susmak zorunda kaldıkları bir ülkede demokrasi ne kadar demokrasi? Erdoğan kendi ekibini bile, hem de öfkeyle, susturuyorsa, demokratlık bunun neresinde?


Daha çok örnek vermek mümkün. Sütunlar dolar. Bunlar hemen şöyle ilk anda aklıma gelenler.


Tarih Erdoğan’ı yazarken, terazide eksiler ağır basacak.

 

Sanki başka gün yok

 

AMERİKAN Başkanı Tayyip Erdoğan’ı davet ediyor. Verdiği randevu 29 Ekim, yani Cumhuriyet Bayramı günü.


Bütün haberler Erdoğan’ın önce 29 Ekim’de gideceğini bildiriyor. Cumhuriyet Bayramı günü Amerika’ya gitmek tepki topluyor. Eleştirilince, vazgeçiyor.


AKP önerge veriyor, Kürt açılımını 10 Kasım günü Meclis’te görüşmek üzere. 10 Kasım Atatürk’ün ölüm günü. Türkiye için özel bir gün.


10 Kasım bu yıl salıya geliyor. Salı günleri Meclis denetim günü. Açılım tartışması mutlaka denetim gününe denk gelecekse, bir sonraki salı olmaz mı?

Aylardır beklediniz de, şimdi 10 Kasım gününü mü buldunuz? Gözümüzün içine sokarcasına.


Kürt açılımını Atatürk’ün ölüm yıldönümünde Meclis’e taşımanın bilmediğimiz sembolik bir anlamı mı var?

X