Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Erdoğan: Merkez, yetkisini yerele devredecek

    Hürriyet Haber
    06.10.2003 - 11:54 | Son Güncelleme:

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, devletin ve toplumun büyük bir uzlaşma içinde yöneldiği Avrupa Birliği (AB) hedefinin, Türkiye'nin idare alanında da çağdaş normlara kavuşturulmasını zaruri kıldığını belirterek, ''Görev ve yetki devrinin ötesinde, mahalli idareleri gerçek manada özerk ve demokratik kurumlara dönüştürmeyi amaçlıyoruz'' dedi.

    Erdoğan, İçişleri Bakanlığı ve Dünya Bankası Enstitüsü tarafından düzenlenen, ''AB Bağlamında Kamu Yönetimi Reformu Süreci İçerisinde Yerel Yönetim Reformu'' konulu, Ankara Dedeman Oteli'nde düzenlenen toplantıda konuştu.

    İdarenin yeniden yapılandırılmasının çok önemli ve boyutlu bir konu olduğunu ifade eden Erdoğan, bu nedenle sürekli ve canlı bir tartışmayı beraberinde getirdiğini söyledi.
      
    Türkiye'de idarenin yeniden düzenlenmesine yönelik arayışların oldukça eskiye dayandığını kaydeden Erdoğan, 19. Yüzyıl Osmanlı modernleşmesinin, özellikle Tanzimat reformları çerçevesinde modern-merkezi bir devlet aygıtı oluşturmak için geniş kapsamlı idari reformlara sahne olduğunu anlattı.
       
    İDARİ REFORM PROJELERİ
       
    Erdoğan, Cumhuriyet döneminde de idarenin yeniden yapılandırılmasını amaçlayan çalışmaların gündemdeki yerini aralıklarla da olsa sürekli koruduğunu belirterek, şöyle devam etti:
      
    ''1930'lu yıllardan itibaren daha çok yabancı uzmanlara hazırlatılan çok sayıda rapor, kamu yönetiminin temel problemlerine ve çözüm imkanlarına odaklanıyor.

    Çok partili hayata geçişten sonra, özellikle demokrasinin kesintiye uğradığı dönemlerde idarenin yeniden yapılandırılması çabalarının yoğunlaştığını görüyoruz.

    Bunlar arasında 1960 sonrası Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi (MEHTAP) 1971'den sonra İdari Reform Projesi ve 1980'den sonra Kamu Yönetimi Araştırması (KAYA) ilk sayılabilecek örneklerdir. Fakat, bu çalışmalardaha çok kağıt üzerinde kalmış ve uygulamaya aktarılmamış çalışmalardır.
      
    Demokratik meşruiyete sahip iktidarlar, çeşitli kaygılarla ne yazık ki kamu yönetimini yeniden yapılandırma hususunda çekimser davranmışlardır. Ancak, 1980'lerden sonra dünyanın ve Türkiye'nin yaşadığı süreç, idarenin yeniden yapılandırılmasını ihtiyaç olmaktan çıkarmış bir mecburiyete dönüştürmüştür.''
       
    ''YENİDEN YAPILANDIRMA ZORUNLULUĞU''
       
    Dünya ekonomisinde ve siyasetinde yaşanan hızlı dönüşüm karşısında, Türkiye'deki idari sistemin bir ''yönetememe krizi'' içerisine girdiğini belirten Erdoğan, Türkiye'deki klasik bürokratik yapının, ülkenin ve toplumun potansiyelinin harekete geçirmesini engelleyici bir fonksiyon icra ettiğinin toplumun hemen her kesimince paylaşılan bir kanaat olduğunu söyledi.
      
    Erdoğan, özellikle 1983-1991 yılları arası yürütülen ekonomik yeniden yapılanma stratejilerinin, siyasi ve idari boyutları eksik kaldığı için 20 yıllık bir sürenin sonucunda başka ülkelerle karşılaştırıldığında istenen neticeleri veremediğini kaydederek, ''Geldiğimiz aşamada ekonominin ve demokrasinin küreselleşen standartları ülkemizi, kamu yönetimini yeniden yapılandırma zorunluluğuyla baş başa bırakmıştır'' dedi.
       
    TOPLUMUN AYAK BAĞLARI

    Türkiye'de demokrasinin ve refahın yükselmesi, toplumun ayak bağlarından kurtularak dinamik bir hale gelmesinin bu yeniden yapılandırma teşebbüsü ile birebir ilişkili olduğunu ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
      
    ''Devletin ve toplumun büyük bir uzlaşma içinde yöneldiği AB hedefi, Türkiye'nin idare alanında da çağdaş normlara kavuşturulmasını zaruri kılmaktadır. Hükümetimiz, gerek seçim beyannamesinde gerekse hükümet programında ve Acil Eylem Planı'nda, kamu yönetimini yeniden yapılandıracağını milletimize taahhüt etmiştir.

    58. hükümet döneminde başlatılan ve 59. hükümet döneminde yürütülen çalışmalar neticesinde, 'Kamu Yönetimi Temel Kanunu' tasarısı önümüzdeki ilk bakanlar kurulu toplantımızda imzaya açılacak hale gelmiştir. En geniş manada, katılımcı bir anlayışla tüm atölye çalışmaları yapılmıştır.
      
    Kamu tasarısı hazırlanırken, devletin ve toplumun ilgili kesimleri ile ciddi bir tartışma platformu oluşturulmuş ve mutabakat aranmıştır. İdarenin temel ilke ve uygulamalarını belirleyen bu kanunu, mahalli idareler kanun tasarıları izleyecektir.

    Bu kanun tasarılarına paralel olarak Kamu Mali Sistemi Yönetimi, Devlet Personel Rejimi ve İdari Usul Kanunu düzenlemeleri yeniden yapılandırmanın tamamlayıcı ayakları olarak hayata geçirilecektir.''
       
    DEVLETİN ASLİ GÖREVLERİ
       
    Yeniden yapılandırmanın temel unsurunun mahalli idarelerin güçlendirilmesi ve merkeziyetçi yapının kırılması olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı'nın merkezi idarenin görev ve yetkilerini tanımladığını ve bunun dışındaki bütün görev ve yetkileri mahalli idarelere verdiğini ifade etti.
      
    Merkezi idarenin görevlerinin; adalet, milli savunma, güvenlik, dış politika, maliye, sosyal güvenlik, milli eğitimin genel ilkelerinin belirlenmesi gibi devletin asli olarak yürütmesi gereken hizmetler ile sınırlandırıldığını kaydeden Erdoğan, bakanlıkların taşra teşkilatlarının da büyük ölçüde görevleri ile birlikte il özel idarelerine ve belediyelere devredilmesinin öngörüldüğünü söyledi.
      
    Türkiye'nin imza koyduğu Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın ''yerellik ilkesine'' uygun olarak, mahallinde görülmesi mümkün olan bütün hizmetlerin mahalli idarelere bu tasarı ile verildiğini bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
      
    "BEN DE ÇOK ÇEKTİM"

    ''Görev ve yetki devrinin ötesinde, mahalli idareleri gerçek manada özerk ve demokratik kurumlara dönüştürmeyi amaçlıyoruz. Merkezi idarenin, mahalli idareler üzerindeki vesayetini sınırlandırıyoruz, çünkü bundan ben de çok çekmiş bir belediye başkanıyım. Onun için bunun adımını atmamız gerekiyor.

    Mahalli topluluğun yönetime ve karar sürecine katılımına imkan verecek mekanizmalar oluşturuyoruz. Kamu yönetimini yeniden yapılandırırken, iki temel amaç güdüyoruz. Bunlar; idarenin demokratikleştirilmesi ve rasyonelleştirilmesidir.

    Hantal, topluma kapalı, hesap vermeyen, insan haklarını gözetmeyen bir idari yapıyı, evrensel-demokratik normlara göre yeniden düzenlemeyi amaçlıyoruz.
    Kaynakları rasyonel kullanan, vatandaşların katılımına açık bir idari sistem, hem Türkiye'nin potansiyellerini harekete geçirecek hem de devlet ile vatandaşı birbirine yaklaştıracaktır. Toplum, millet, sistemin gerçek sahibi olacaktır.''
       
    ''İMTİYAZLI KONUM''
       
    Başbakan Erdoğan, idareyi yeniden yapılandırmanın başarısının ''idari sisteme hakim zihniyet kodlarının dönüşmesi'' ile de yakından ilişkili olduğunu söyledi.
      
    Getirdikleri sistemin zaman içimde bu zihniyet değişimini de hızlandıracağını ifade eden Başbakan Erdoğan, zihniyet değişiminin en önemli boyutunun kamu otoritesini kullananların kendilerini imtiyazlı bir konumda görmeleri olduğuna dikkati çekti.
      
    Kamu otoritesini kullanan makamların ve kişilerin asli görevinin topluma ve insana hizmet olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, bu çerçevede vatandaşın idareye bakışının da önemli olduğunu belirtti.
      
    Erdoğan, vatandaşın bu zihniyet ve yapı değişimine ayak uydurması, kendisinin sistemin asli sahibi olduğunu bilerek hem merkezi ve hem de mahalli seviyede yönetime katılım imkanlarını azami ölçüde kullanması gerektiğini sözlerine ekledi.

    AKSU: TÜRKİYE, AVRUPA AİLESİ İÇERİSİNDE YERİNİ ALMAK İÇİN HAZIRDIR

    Daha sonra konuşan İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Türkiye'nin, ekonomik ve siyasi yöneliminde devlet politikası olarak, AB'ye tam üyeliği kendine önemli bir hedef olarak belirlediğini ifade etti. Aksu, bu hedefin, toplumsal, siyasal, ekonomik dönüşüm ve çağdaşlaşma projesinin önemli bir parçası olduğunu kaydetti.
      
    Türkiye'nin, sahip olduğu tarihi ve kültürel mirasla, güçlü bir Avrupa ailesi içerisinde yerini almak için hazır olduğunu belirten Aksu, şöyle devam etti:
      
    ''Yerine getirmemiz noktasında mutabakata vardığımız, ekonomik ve siyasi kriterlerin gereği olarak, kamu yönetimi ve yerel yönetimler reformunu bir an evvel hayata geçirmemiz elzem görülmektedir.
      
    Biz, AB'ye üyeliğini bir amaç olarak değil, toplumun refahının sağlanmasında, gelişmiş ve güçlü bir Avrupa ile entegrasyonda, ekonomik ve siyasal gelişmemizde bir araç olarak görüyoruz.''
      
    "HANTAL, KATI MERKEZİYETÇİ"

    Aksu, hantal, gelenekçi, katı merkeziyetçi ve halkı yönetime dahil etmeyen yapısıyla, her işe ve her yere yetişme çabasındaki devletin, günümüzün modern devlet anlayışına uymadığını da söyledi.
      
    Mahalli İdareler Reformu'nun bir yıl içerisinde gerçekleştirilmesikonusunda millete söz verildiğini hatırlatan Aksu, Kamu Yönetimi TemelKanunu Tasarısı üzerindeki çalışmaların tamamlanmak üzere olduğunu, Bakanlar Kurulu'nda enine boyuna tartışılarak tasarıya son şeklinin verileceğini anlattı.
      
    Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı'nın amaçları hakkında bilgilerveren Aksu, hükümetin yürüteceği kamu yönetimi reform çalışmalarında, bu toplantıda dile getirilecek görüşlerin ve aktarılacak deneyimlerin kendilerine rehberlik edeceğini sözlerine ekledi.
       
    AB TEMSİLCİSİ KRETSCHMER
       
    Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilcisi Hans Jörg Kretschmer de ekonomik ve sosyal gelişmişlik açısından bölgesel farklılıkların azaltılmasının, AB'nin temel amacı olduğunu söyledi.
      
    Yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin önemine değinen Kretschmer, eğitim, sağlık, ulaşım ve diğer alanlarda yerel yönetimlere güç kazandırılması gerektiğini kaydetti.
      
    Türkiye'nin yerel yönetimlerin güçlendirilmesine ihtiyaç duyduğunu ifade eden Kretschmer, AB yapısal fonlarından yararlanmak isteyen AB ülkeleri ve aday ülkelerin yerel yönetim konularında gelişme sağlamaları gerektiğini anlattı.
      
    Türkiye'nin büyük ve bölgesel çeşitlilik gösteren bir ülke olduğunu ifade eden ve bu konuda örnekler veren Kretschmer, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal tutarlılığı sağlamasının daha zor olduğunu, bu konuda uygun çalışmalar yapılması gerektiğini bildirdi.
       
    DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DİREKTÖRÜ VORKINK
       
    Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew N. Vorkink de yerel yönetimler reformunun Türkiye için son derece önemli olduğunu kaydetti.
      
    Vorkink, Turizm ve özel sektörün gelişimi için altyapının gerekliliğini vurgulayan Vorkink, yerel yönetimlerin daha iyi ve daha saydam olması için finansal düzenlemeler gerektiğini, bunun, gelirlerin artırılması açısından da önemli olduğunu ifade etti.
      
    Hizmetlerin artırılması için yerel idarelere daha fazla görev düştüğünü belirten Vorkink, toplantının bu açıdan da yararlı olması dileğinde bulundu.
      
    8 Ekim'de sona erecek toplantıda, ''Türkiye'de Yerel Yönetim Reformları'', ''Öz Gelirler'', ''Yerel Yönetimlerin AB Yapısal Fonlarından Yararlanma Yolları'', ''Türkiye İçin Gelecek Adımlar'' konuları tartışılacak.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı