Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Erdoğan Kürt açılımında iki arada bir derede

    Haaretz
    23.12.2009 - 00:41 | Son Güncelleme:

    Haaretz gazetesi yazarı Zvi Bar’el haber analizinde Anayasa Mahkemesi’nin DTP’yi kapatma kararının AK Parti'yi ve Erdoğan'ı siyasi hedefleri ve mahkemeye muhalefet arasında bir yere sıkıştırdığını ifade etti.

    “Demokratik Toplum Partisi bu aybaşlarında Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatılan bir siyasi parti için fazla ironik bir isim” diyen Bar’el Türkiye’de DTP’yi Kürtlerin demokrasinin ellerinin uzanamayacağı bir yerde durduğunu savundu. Ne de olsa bu Kürt seçmenin oy verdiği partilerin ilk kapatılışı değil: daha önce Halkın Emeği Partisi (HEP), Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP), Demokrasi Partisi (DEP) ve Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) de aynı şekilde kapatılmış, partilerin üyeleri farklı partilere sürüklenmişti.                     

     

    Bugün de mahkemenin kararının ardından DTP’lilerin bir kısmının geçtiğimiz yıl kurulan Barış ve Demokrasi Partisi’ne (BDP) transfer olacakları söyleniyor. Aslında bakılırsa zaten BDP’nin kurulma amacı da DTP kapatılırsa sığınacak bir limanın varlığını garantilemekti.                       

     

    Mahkemenin 500 sayfalık raporu DTP’nin üyelerinin PKK ile ilişkili olduğuna dair detaylara işaret ediyordu. Dava sonucunda partinin 37 üyesinin siyasete girmesi yasaklandı ve genellikle siyasi çözümleri şiddete tercih eden DTP Başkanı Ahmet Türk bir diğer milletvekili Aysel Tuğluk’la birlikte meclisten çıkarıldı.                          

     

    Bar’el, Mahkeme’nin attığı bu adımların DTP’lilerin mecliste yeni bir grup kurmalarına engel olma çabasıyla atıldığını belirtti. DTP’nin 21 milletvekili vardı, ancak mecliste grup kurmak için en az 20 milletvekili gerekiyor. Türk ve Tuğluk’un meclisten ihraç edilmeleri bu ihtimale son veriyor.

     

    Eğer DTP’liler hep birlikte istifa ederlerse o zaman da sorun çözülmüyor. Çünkü istifa durumunda mecliste 26 sandalye boş kalacak ancak Anayasa’ya göre 28 sandalye boşalmadıkça ara seçimler yapılamıyor. Başka partiler bu dönemde seçim yapılması fikrine muhalefet ettikleri için DTP’li milletvekillerinin istifasını kabul etmeyebilirler. Dolayısıyla DTP’lilerin elinde bağımsız milletvekili olarak mecliste kalmalarının dışında bir çare kalmıyor.

     

    Ancak çoğunlukla Kürt vatandaşların mahkemenin kararını protesto etmek için İstanbul’da sokaklara döküldüklerini ve Başbakan Erdoğan’ın da kararın Kürtlerin haklarının genişletilmesi çabalarını engellemeyeceğini belirtiyor.

     

    Bar’el “Kürt açılımı” olarak bilinen reform paketinin Türkiye’de ulusal kimliğin tanımını ciddi anlamda değiştirebileceğini belirtiyor. Erdoğan 2010 yılının başlarında planı meclise sunmaya kararlı ve şimdiden bunu gerçekleştirmek için bir dizi adım atmış durumda. Örneğin teklif edilen plana göre Atatürk döneminde isimleri değiştirilen 15 bin Kürt yerleşimine yapılacak referandum sonrasında eğer buralarda yaşayanlar isterse Kürtçe isimleri iade edilecek.

     

    Dahası Türkiye bugün Kuzey Irak’ta yaşayan PKK üyelerine Türkiye’ye dönme çağrısı yaparak eğer terör olaylarına karışmamışlarsa affedileceklerini duyurdu. Geçtiğimiz ay ülkeye dönen grup Kürtçe sloganlar atan binlerce kişi tarafından karşılanmıştı. Ayrıca reform kapsamında bugün birkaç saatle sınırlı olan Kürtçe televizyon ve radyo yayınlarının üzerindeki kısıtlamalar önümüzdeki dönemde kaldırılacak.

     

    Dahası Kürtçe’nin seçim kampanyalarında kullanılması yasağı kaldırılacak, Kuran da Kürtçe’ye tercüme edilecek. Kürt tutuklular için genel af ilan edilmeyecek ancak cezaları hafifletilecek. Dahası ceza hukukunda yapılacak bir değişiklikle Kürtlere açık destek vermek suç kapsamından çıkarılacak.

     

    Bu değişiklikler Erdoğan ve muhalefet partileri arasında büyük anlaşmazlıklara neden oldu. Ancak Erdoğan kararlılığını sürdürüyor. Bar’el bunun sadece Erdoğan’ın sivil haklara inancının gücünden değil Türkiye’de Kürtlere verilecek hakların PKK’yı zayıflatacağı yönünde gelişen inançtan kaynaklandığını belirtiyor.

     

    Yazar, 25 yıl süren silahlı çatışmayla ve 35 bin kişinin can kaybıyla bir yere varılamadığı gerçeği düşünüldüğünde bu fikrin mantıklı ancak başarısız olma ihtimalinin yüksek olduğunu çünkü yanlış liderden ve yanlış partiden geldiğini belirtiyor.

     

    AK Parti’nin Kemalist ilkeleri sarsıntıya uğratmak istediği görüşü toplumda yaygın. Erdoğan seçimlerden zaferle çıktı ancak Bar’el’e göre bu zafer mecliste nüfusun yarısının temsil edilmesine engel olan seçim sistemi ve meclisteki sandalye dağılımından kaynaklanıyor.

     

    Erdoğan kendi siyasi hedefleriyle mahkemenin kararını destekleme arasında sıkışıp kalmış durumda. İşin ilginç tarafı Kürtlerin de yapabileceği fazla bir şey yok. Yeni bir parti kurup mecliste kendilerine yer edinmeye çalışacak ve Anayasa Mahkemesi’nin bir sonraki kararını açıklamasını bekleyecekler.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı