Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Erdoğan: Kıbrıs'ta hamasetin anlamı yok

    Hürriyet Haber
    13.04.2004 - 14:23 | Son Güncelleme:

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği'nin de Kıbrıs sorununun ''hallini'' istediğini ifade ederek, ''Bundan dolayı, Türkiye'nin müzakere sürecinin başlatılmasına yönelik olumlu bir etken veya olumlu bir unsur olarak görülebileceğini düşünüyorum'' dedi. Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümünde hamasete yer olmadığını söyledi.

    Başbakan Erdoğan, Tokyo Ulusal Basın Merkezi'nde, Japon gazetecilerin sorularını yanıtladı.

      

    Erdoğan, sunuş konuşmasında, bu ülkedeki temasları hakkında bilgi vererek, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesindeki adımları anlattı.

       

    SEZER'DEN İMPARATOR AKİHİTO'YA DAVET

       

    Yaptığı temasları da aktaran Erdoğan, Japonya İmparatoru Akihito'ya Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in selamlarını ve Türkiye'ye davet mesajını ilettiğini bildirdi.

      

    Başbakan Erdoğan, Japon işadamları ile de görüştüğünü belirterek, Türkiye'de yabancı yatırımcılara tanınan imkanları aktarma fırsatı bulduğunu ifade etti.

      

    Erdoğan, Irak'ta rehin tutulan 3 Japon ile ilgili soruyu yanıtlarken, Irak'ta savaşın üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen kötüye gidişin sürdüğünü söyledi.

    Bir taraftan gerilla savaşının, diğer taraftan terörün devam ettiğini belirten Erdoğan, burada muhatap bulmanın sözkonusu olmadığını kaydetti. 3 Japon vatandaşı ile ilgili sağlıklı bilginin gelmediğini ifade eden Erdoğan, bu konuda Japonya'ya istihbari yardımda bulunabileceklerini bildirdi.

      

    Kısa bir süre önce, bir Türk vatandaşının Afganistan'da esir alındığını dile getiren Erdoğan, terörün değişik ülkelerde değişik şekilde ortaya çıkabildiğini söyledi.

       

    ''IRAK'TA FEDERATİF YAPI İSTEMİYORUZ''

       

    Teröre karşı ortak bir mücadele platformunun önemine işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

      

    ''Arzumuz şu: Etnik kökene ya da dini kökene dayalı olarak Irak'ta federatif yapının oluşmasını arzu etmiyoruz. Irak'ın toprak bütünlüğüne önem veriyoruz. Irak'ta herhangi bir etnik kökenin veya dini bir grubun diğerine egemenlik bağlamasına veya tahakkümde bulunmasına fırsat verilmemelidir. Irak'ın tüm yeraltı kaynaklarının Irak halkına tescil edilmesi gerekmektedir. Irak'ta şu anda mevcut gelişmeleri sağlıklı bulmuyoruz. Bu konuda da koalisyon güçlerinin özellikle silahla bu işe müdahalesinin ağırlıklı olmayacağına inanıyorum.''

       

    KIBRIS

       

    Kıbrıs'la ilgili yapılacak referandum ve sorunun çözümüne yönelik bir soruyu da yanıtlayan Erdoğan, şunları söyledi:

      

    ''24 Nisan'da yapılacak referandum, aslında Türkiye'nin AB'ye giriş sürecinde Kopenhag siyasi kriterleri içerisinde yer alan bir kriter değildir. Bunu AB'nin yetkili organları da söylüyor. Fakat bir fiili durum sözkonusu. Bir fiili durum olması sebebiyle de tabii AB'nin beklentisi istikametinde çıkıp çıkmayacağı önem arz etmektedir. Şu anda Davos'ta başlayan bir olumlu süreç var. Bu süreç New York, arkasından Burgenstock'deki çalışmalar ve ardından referanduma kadar olan çalışmalar devam ediyor.

      

    Tabii gerek siyasi partiler, Kuzey Kıbrıs ve Güney Kıbrıs'taki liderler, gerek Yunanistan ve Türkiye'den gelen değerlendirmeler nasıl bir etki meydana getirecektir, bunu bilemem. Ama bizler şu ana kadar hazırlanan referandumla ilgili metne yönelik değerlendirmeyi hükümetimiz olarak yaptık, ortaya koyduk.

     

    "HAMASETLE İŞİ YÜRÜTMENİN ANLAMI YOK"

     

    Başından itibaren iyi niyetle yola çıktık. Ne yaptığımızı, ne beklediğimizi çok açık ve net ortaya koyduk. Ama burada karşı tarafı mağlup etmek gibi bir anlayışla değil, tam aksine her iki tarafın çıkarını muhafaza edecek şekilde, adil ve kalıcı bir çözüme ulaşmanın gayreti içerisindeyiz. Yani buradan 'bir zaferle çıktık' gibi bir havanın içerisine girmedik. Bir hamasetle bu işi yürütmenin anlamı yoktur diyoruz. 24 Nisan'da gerek Kuzey Kıbrıslı Türkler, gerekse güneydeki Rumlar ve tüm ada halkı için barışa vesile olmasını temenni ediyoruz.''

       

    ORTADOĞU

       

    Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, ''İsrail ile Filistin arasındaki sorunun Ortadoğu barışını nasıl etkileyeceği'' yönündeki sorusunu yanıtlarken, Türkiye'nin barış sürecine yönelik adımları atmak üzere iken Hamas'ın dini lideri Şeyh Ahmet Yasin'in İsrail tarafından öldürüldüğünü anımsattı. Vücudunun 3'te 2'si tutmayan ve İsrail hapishanelerinde mahkum olan bir insanın öldürüldüğünü kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

      

    ''Böyle bir insan, roket atışıyla öldürüldü. Olaya sebep-netice ilişkisi içinde bakmalıyız. Niye serbest bıraktın, niye öldürdün? Kaldı ki, hükümet olarak bir suikast girişiminin zararını alıyorsunuz, cinayetin zararını alıyorsunuz.

     

    İSRAİL'İN DEVLET TERÖRÜ

     

    Bir devlet kin tutmaz, tuttuğu kinden dolayı hukuku askıya almaz. Öyle olursa, bu da bir terördür. Bu ister istemez Ortadoğu'daki barışı adeta yok etmiştir. Barışın üzerine adeta bir bomba olarak düşmüştür. Barış için maalesef yol haritasını ortadan kaldırmıştır. İş zora girmiştir. Temennimiz odur ki çabuk toparlanılsın.''

       

    TERÖR VE YOKSULLUK

       

    ''Irak'ta silahsız bir çözümden bahsettiniz. Bu size göre nasıl olabilir?'' sorusu üzerine Erdoğan, terörde sebep-netice ilişkisi üzerinde durmak gerektiği görüşünü yineledi.

     

    Terörün ''militanca'' yolla önlenmesinin kendisine göre mümkün olmadığını dile getiren Erdoğan, terörün; ne zaman, nerede, kimi, nasıl, ne zaman vuracağının bilinmeyen bir fenomen olduğunu anlattı.

      

    Başbakan Erdoğan, tüm dünyanın terörün sonucu üzerinde durduğunu, sebepleri üzerinde durmadığını ifade etti. Terörü yaratan nedenler içinde en önemli konunun yoksulluk olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

      

    ''Yoksulluk, ideolojiler için kullanılmaya çok açık bir konudur. 90'lı yıllarda 40 bine yakın kurban verdik. Geçen yıl kasımda 4 terör eylemine hedef olduk. Kosova'da aynı durumu görüyorsunuz, Madrid'de, Afganistan'da aynı durumu görüyorsunuz. Öyleyse, imkanlarımızı, para bolsa silahlara yatırmaktan çok yoksulluğu kaldırmaya yönelik kullanırsak, yöneltirsek bu paraları, inanıyorum ki terörü önlemede, çözmekte çok daha iyi netice alırız.

      

    Dünya, terörü önlemek için silahlara ayırdığı parayı yoksulluğu gidermeye ayırırsa, barışı çok daha çabuk yakalar.''

      

    ANNAN PLANI

     

    Annan Planı'nın, Türk tarafını daha fazla gözettiği yorumları bulunduğunu ifade eden bir gazetecinin bu konudaki değerlendirmesini sorması üzerine de Erdoğan, şöyle konuştu:

      

    ''Türkiye'nin lehine olduğunu söyleyenler olduğu gibi, Türkiye'nin aleyhine olmadığını söyleyenler de var. Dikkat edilirse, bir ifadeyi az önce altını çizerek kullandım: Türkiye'nin ve Yunanistan'ın, Kıbrıs Türkleri'nin veya Kıbrıslı Rumlar'ın menfaati olarak buna bakmamak gerekir. Kazan-kazan anlayışı ile hareketle her iki tarafın çıkarlarını da gözetecek bir şekilde bir çözüme gitmekten yanayız. Samimi düşüncemiz, başından sonuna kadar hep bu olmuştur.

     

    Karamanlis'e, Papadopulas'a da hep bunu söyledim. Sayın Denktaş'a, Talat'a ve Sayın Serdar Denktaş'a da bunu söyledim. 'Aksi takdirde neticeye gitmemiz mümkün olmaz' dedim. Peki bu bizim AB'ye giriş sürecimizi nasıl etkiler. Tekrar ediyorum: Kriterler içinde bu yok. Ama fiili durum olarak her yerde karşımızda. AB bunun 'hallini' istiyor. Bundan dolayı Türkiye'nin müzakere sürecinin başlatılmasına yönelik olumlu bir etken veya olumlu bir unsur olarak görülebileceğini düşünüyorum.''

      

    Başbakan Erdoğan, otomotiv devi Toyota'nın Türkiye'deki yatırımları ile ilgili bir soruyu yanıtlarken de, yeni çıkan teşvik yasası ile yabancı yatırımcılara çok daha cazip imkanların sunulduğunu ifade etti.

       

    MÜMTAZ SOYSAL'IN BAŞVURUSU

       

    Bağımsız Cumhuriyet Partisi (BCP) Genel Başkanı Mümtaz Soysal'ın, kendisinin Birleşmiş Milletler'e verdiğini öne sürdüğü Kıbrıs ile ilgili taahhütnamenin ''yok hükmünde sayılması'' istemiyle Danıştay'da açtığı dava ile ilgili bir soru üzerine Başbakan Erdoğan, bu gelişmeden haberi olmadığını söyledi.

     

    Erdoğan, ''Bizim şu ana kadar dışişlerinden bir arkadaşımızın veya dışişlerinden hukukçuların, bu konuda bir şey olduğu yönünde bilgisi ulaşmadı'' dedi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı