Erdoğan: Keşke Cumhurbaşkanlığı sistemine 1990'lı yılların başında geçseydik (3)

Güncelleme Tarihi:

Erdoğan: Keşke Cumhurbaşkanlığı sistemine 1990lı yılların başında geçseydik (3)
Oluşturulma Tarihi: Şubat 18, 2017 18:36

Erdoğan: Keşke Cumhurbaşkanlığı sistemine 1990'lı yılların başında geçseydik (3)

Haberin Devamı

ERDOĞAN: KANDİL 'HAYIR' DİYECEKSİNİZ DİYOR
Bugün saat 16.45 sıralarında helikopterle Malatya İnönü Stadyumu'na gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Belediye meydanında düzenlenen toplu açılış törenine katıldı. Erdoğan'ın konuşma yapacağı alanda sadece Türk bayrakları bulunurken, toplananlara 'Tabii ki evet' yazılı şapkalar dağıtıldı. Erdoğan'ın konuşması sırasında meydanda bulunanlar sık sık 'İşte meydan, işte komutan' diye sloganları attı.  Cumhurbaşkanı Erdoğan bunun üzerine "Ben milletimle gurur duyuyorum" dedi.
"248 ŞEHİDİMİZ VAR"
Açılış töreninden önce toplanan kalabalığa hitap eden Erdoğan, 'İdam isteriz' sloganı atılması üzerine, "Üç safhası var. Bir; önce 16 Nisan'da inşallah; iki; parlamentoda inşallah gelecek. Oradan da bir 'Evet' çıkaracağız. Ondan sonra bana geldiği zaman ben, bunu onaylarım. 248 şehidimizin bir defa hesabı var. O hesabı, hep beraber vereceğiz. Bundan hiç endişeniz olmasın" yanıtını verdi.
"YENİ GÜÇLÜ TÜRKİYE'Yİ İNŞA ETMENİN ÇABASI İÇİNDEYİZ"
Daha önce vatandaşına hizmet etmek yerine onunla kavga eden, yasakçılıktan başka bir şey bilmeyen bir devlet olduğunu belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kızlarının başörtüsüyle uğraşan bir devlet vardı. Onları üniversitenin kapısından çeviren bir Türkiye vardı. İşte onlar şimdi 'Hayır'cı oldular. 'Hayır' diyorlar. Şimdi üniversitelerin kapısı açıldı mı? İmam hatipler açıldı mı? İmam hatiplere üniversitelerin yolu açıldı mı? İşte onlar da 'Evet'çi. Fark bu. Kandil'den talimat geliyor. Ne diyor Kandil? 'Hayır' diyeceksiniz, diyor. Onlar 'Hayır' diyor. Şimdi Kandil 'Hayır' diyor. Kandil'le beraber 'Hayır' diyenler, onlarla aynı değil mi? Kılavuzu karga olanın, bir şey demiyorum. Biz diyoruz ki hak, tecelli edecek. Vesayet odaklarının, millete ayar vermeye çalışanların, milletin sırtından para kazanmaya alışmış bir avuç elitin gönlünü hoş tutmaktan başka mahareti olmayan bir sistem vardı. Nereye elinizi atsanız, orada büyük bir yıkımla, sorunlar yumağıyla karşılaşıyordunuz. Biz böyle bir ülkeyi devraldık. 14 yıl boyunca hem inançla, cesaretle, hepsinden ötesi aşkla çalışarak, Türkiye'yi o karanlık günlerinden aydınlığa çıkardık. Hala birileri eski Türkiye'den bahsediyor. Onlar varsın, konuşadursun. Biz yeni, güçlü, büyük Türkiye'yi inşa etmenin çabası içindeyiz. Milletimizle bu yolda emin adımlar yürüyoruz."
"ÜLKENİN İHTİYAÇLARINA UYGUN BİR YÖNETİM SİSTEMİ"
Ülke ve milletin yeni bir yol ayrımında olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, cumhuriyet tarihi boyunca hep bir yönetim sistemi tartışması ile karşı karşıya kaldığını söyledi. Erdoğan, şöyle devam etti:
"Tek parti dönemini bir kenara bırakıyorum. Çünkü orada milletin iradesi söz konusu değildir. O zaman CHP vardı. Siyasi partinin il başkanı CHP'nin, o zaman valiydi. Bunlar bir de demokrasiyi konuşuyor. Bunların demokrasiyle alakası yok. Asıl diktatör bunlar. Bunlar bizim cumhuriyet tarihimizi gölgeledi. Türkiye'nin siyasi ve ekonomik krizlerle, kavgayla, çekişmeyle dolu bir sistemle yoluna devam etme imkanı kalmamıştır. Türk ile Kürt'ün, Alevi ile Sünni'nin birlikte yaşadığı, ülkemizin tüm farklılıklarını bağrında toplayan şu Malatya, o karanlık günlere dönme ihtimalini bile düşünmek istemez. Hamido gibi bir yiğidi teröre kurban veren, Ahmet Kaya gibi bir değeri yurt dışına gitmek zorunda kalan bu şehir, bir daha aynı sıkıntıları yaşamamalıdır. Öyleyse yapılması gereken ülkenin ihtiyaçlarına uygun bir yönetim sistemini getirmektir. Biz diyoruz ki bu sistemin adı cumhurbaşkanlığı hükümet sistemidir. Adının ne olduğu da çok önemli değildir. Ülkemizin ihtiyacı ve milletimizin arzusu güçlü bir yürütme organı ile kendi işine odaklanmış yasama ve yargı organlarından oluşan bir Türkiye'dir. Malatya'nın evladı, merhum Turgut Özal'ın hayali de işte böyle bir Türkiye'ydi. Bunun için ülkenin yönetim sisteminin değişmesi gerektiğini hep söylerdi. Biz rahmetli Özal'ın hayalini gerçekleştirmek üzere yola çıktık."
Cumhurbaşkanlığı sistemi konusunun basit bir tercih veya şahsi bir ihtirasın ürünü olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şunları söyledi:
"Bunun arkasında yüzlerce yıllık birikim, çekilmiş acılar, yaşanmış tecrübeler vardır. Hiç uzağa gitmeye gerek yok. Türkiye'nin son çeyrek yüzyılı dahi bu ihtiyacı tüm açıklığıyla göstermeye yetecektir. Müslüman, aynı delikten iki defa delikten ısırılmaz; derler. Biz aynı delikten değil 2, 20 defa ısırıldık. Yine de bazıları gereken dersi çıkarmadı, çıkarmıyor. Anayasa değişikliğiyle bir daha istikrarsızlık, kriz, kavga deliğinden ısırılmamak için gereken adımı atıyoruz, tamamlıyoruz. Ayakları ısırdılar be. Burun kırdılar. Kafa, göz yardılar. Nerede oldu bu? 'Efendim parlamenter demokrasi'. İşte orada oldu. Dünyanın hiçbir yerinde her ikisi de gücünü milletten alan ve yürütme üzerinde geniş yetkilere sahip iki yönetici aynı anda olmaz. Ya başbakan yetki sahibidir ya cumhurbaşkanı veya birisi vitrin süsüdür, öbürü icracıdır. Yetki hangisindeyse diğeri semboliktir. Türkiye'yi zaten geri götüren bu olmuştur. Hatta başkanlık sistemlerinin bir kısmında başbakan hiç yoktur. Diyeceksiniz ki 'Ülke 2,5 yıldır böyle yönetiliyor; ama hiçbir sorun çıkmadı'. Yok, işin aslına bakarken, biz Sayın Gül ile beraber de bu işi beraber yürüttük. Fakat o bizim insani vasıflarımızdı. Peki, bizden önce niçin anayasa kitapçığı başbakanın suratına fırlatıldı. Ondan sonra Sayın Başbakan merhum Ecevit, aşağıya inip koalisyon ortaklarıyla beraber o hiç beklenmeyen basın açıklamasını yaptı. Bu ülke bu hallere düşmeli miydi? Bunun sebebi sistemin kendisiydi. Şimdi cumhurbaşkanıyla başbakan olarak bizim aramızdaki diyalog sebebiyle bu sıkıntılar yaşanmadı, uyum oldu."
Erdoğan konuşmasının ardından Belediye meydanında kurdele keserek yapımı tamamlanan eserlerin açılışını yaptı.

FOTOĞRAFLI

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!