Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erdoğan’ın klasik nutuklarına bir parantez

BAŞBAKAN Erdoğan, partisinin grup kürsüsüne her çıktığında salonu dolduranlar bir görev anlayışıyla kendisini uzun uzun alkışlarlar.

Erdoğan konuşmasına sakin ve yumuşak başlar ama sesinin tonu giderek sertleşir.

Önce yaptıklarını özenle seçilmiş süslü cümlelerle uzun uzun anlatır.

Türkiye’yi nasıl bataktan çıkardıklarını, nasıl refaha ulaştırdıklarını öve öve bitiremez.

Dış politikada, iç politikada ve ekonomide büyük başarılar kazandıklarını rakamları eğip bükerek, olumlu örnekleri seçerek kanıtlamaya çalışır.

Bu, her grup konuşmasında yaptığı gibi yarım saat veya 45 dakika kadar sürer.

Salondaki milletvekilleri de kendisini hayranlıkla dinler ve sık sık hep birlikte alkışlar.

Aralarında içi geçenler, pek onaylamayıcı olanlar da vardır ama onlar pek dikkati çekmezler.

Başbakan Erdoğan, bu konuşmalarında ülkedeki olumsuzlukları ağzına bile almaz.

* * *

Örneğin, tekstilcilerin perişan durumlarının üzerinde hiçbir zaman durmaz.

Çok sayıda tekstil fabrikasının yurtdışına kaçtığını, yüz bine yakın insanın işsiz kaldığını söylemez.

Bu sektörde iflasların kapıda olduğunu bilmezden gelir.

"Lanlı, analı-babalı" muhabbetlere girdiği çiftçilerin nasıl inim inim inlediklerinden de söz etmez.

Kepenk kapatmak zorunda kalan küçük esnaf ile atölyelerinin kapısına kilit vurmak zorunda kalan küçük sanayicilerin durumundan da...

İşçi, memur, dul ve yetimlerin haline ise hiç değinmez.

Yüz binlerce insanın, anormal şekilde zamlanan doğal gaz faturalarını ödeyemedikleri onun ilgi alanına pek girmez.

Konuşmasının övgü kısmını tamamladıktan sonra her grup konuşmasında olduğu gibi lafı muhalefete getirir.

Uzun uzun muhalefeti suçlar.

Onların işleri kösteklemekten başka bir şey yapmadıklarını iddia eder.

* * *

Konuşmanın sonunda ise sıra bizlere, yani medyaya gelir.

Bağıra bağıra, gözlerinde kıvılcımlar çakarak gazeteleri ve televizyonları yerden yere vurur.

Ne kadar olumsuzluk varsa bunların hepsinin sorumlusunun medya olduğunu sert bir üslupla dile getirir.

Hatta bazen medyayı çirkinlikle, ahlaki davranmamakla suçlar.

Kendisine göre aslında ülkede her şey güllük gülistanlıktır, yapılanlar olağanüstüdür ama medya inatla bunları karalamak için uğraşır.

Partisini, "Biten, çürüyen bir siyaset zemininde yeni bir miladın adı ve adresi" olarak tanımlar.

Ama medyanın bu gerçeği karalamaya çalıştığını, kendilerine sürekli çamur attığını söyler.

Aslında bunun böyle olmadığını Başbakan da bilir ama iktidarını böyle pazarlar.

Ancak bilmez ki ambalajlar ne kadar güzel ve süslü olurlarsa olsunlar bütün fiyaka açılıncaya kadar sürer.

Ondan sonra gerçekler ortaya çıkar.
X