Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erdoğan’ın Gezi politikası başarılıysa

BAZI iktidar sözcülerine göre Başbakan Erdoğan’ın Gezi politikası başarılı.

Gezi protestoları başlayalı 3.5 ay oldu; bugüne dek yüzlerce gösteri yapıldı, 6 gencecik insan yaşamını yitirdi, 12 genç gözünü kaybetti, 8 bin de yaralı var. Demokratik bir ülkede bu tabloya kim ‘başarı’ der bilmem, ama gösterilerin neden bu kadar uzun zamandır sürdüğünü ilk önce iktidar sorgulamalı.
Sorgulama bir yana her eleştirel söz ve eylem, “AKP kaybetsin de Türkiye ne olursa olsun” tezine oturtuldu.
Hiç eleştiri yapılmayan, her eleştirinin hakaret görüldüğü (Son örnek, TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nun Yargıtay konuşması) bir Türkiye algısı yaratıldı.
Üstüne üstlük, sık sık ‘Bedel ödetilecek’, ‘Hesap sorulacak’ denmesi muhalefette de, “Türkiye kaybetsin de AK Parti kazansın” karşı tezini doğurdu.

SÖYLENMEYECEK SÖZLER

Bu noktaya gelmiş bir ülke ne kadar huzurlu olur ayrı konu, ama ‘başarı’ ne pahasına sağlandı, birkaç örnekle tartışalım.
Başbakan’ın, Gezi Parkı’nın basıldığı 30 Mayıs’taki de dahil, “Polise talimatı ben verdim” dediğini anımsayarak başlayıp 2 Haziran’daki Teke Tek’e gidelim.
Bir başbakanın sadece şu sözleri dahi her ülkede protestoları tetikler: “Bir anne-baba, kızının, affedersin, birinin kucağına oturmasını ister mi?”
“Birisiyle bir bankta oturursun sohbet edersin, Tayyip Erdoğan olarak ben bunu saygıyla karşılamam.”
“Kadıköy vapurundan inen kadınların giyim kuşamına karışmıyorum.”
Ayrıca, “Yüzde 50’yi evinde zor tutuyorum” (4 Haziran, Kuzey Afrika gezisine çıkarken) diyen; ölen vatandaşlarını mezhebine göre tanımlayan (14 Haziran, İl Başkanları buluşması); “Canım canım seramikler kırıldı”(16 Haziran, Kazlıçeşme) derken öldürülen gençleri anmayan; “İçerideki hainler” (17 Haziran, grup toplantısı) sözünü hem de gösterileri bastıran çevik kuvvetin önünde, “Ülkeyi işgal edecek düşmanı, çiçeklerle karşılayacak, bağrına basacaklar var” (24 Temmuz) noktasına çeken sözlerin edilmiş olması ‘başarı’ getiremez.
Birileri, “Yanlışsınız, o sözler toplumu daha çok böldü, gerdi” demeliydi.

HEPİMİZİN SURATINA ÇARPIYOR

Bu sözler sadece toplumu bölmedi, ‘dünya lideri’ görülen bir başbakanı, “değerli yalnızlık” noktasına çekti; G-20 liderleriyle buluşmuşken, belediye işi olan bir kentteki 3 km bulvar için, “O yol yapılacak” demeci vermek zorunda bıraktı. Gösteriler boyunca Başbakan’ın sık sık, başörtülü bir kadına 70-100 erkeğin saldırdığı, camide bira içildiği, bayrak yakıldığı yönünde toplumda derin yaralar açacak iddiaları da oldu.
Erdoğan, Divan Oteli, BDP’li bir vekilin eroin baronlarıyla bağlantısı başta, pek çok diğer olay için benzer sözler etti.
İl başkanlarına, “Bir ülkenin başbakanı elindeki somut bilgiler, belgeler, sağlam istihbaratla konuşur” diyen Erdoğan, bazen tarih de vererek ‘kanıtları var, tek tek deşifre edileceğini’ söyledi.
Ancak, merakla beklenen o kanıtlar henüz görülemedi.
Bu durum, Erdoğan’ın bazı sözlerine ‘güven’de derin kuşkular yaratır oldu.
Hadi halkın bir bölümünü piyon görmeyi, ‘Komşunuzu şikâyet edin’ tavsiyesini de es geçelim; ama ne yazar!
Her yeni ölüm haberi nasılsa, hepimizin suratına çarpıp derin iz bırakıyor ya.

X