Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erdoğan’ın belediyeleri

KADIKÖY Belediye Başkanı Selami Öztürk’ün ‘İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın yetkisiz hale getirildiği’ yolundaki sözleri doğru ama eksik.

Bu durum, Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek dışında bütün AKP’li belediye başkanları için geçerli.

Başbakan Erdoğan AKP’li belediyelerin hepsini kendi denetimi altında tutuyor.

Demokrasiyi dilinden düşürmeyen Başbakan böyle antidemokratik bir yöntemi belediye başkanlığı sırasında kendisine yapıldığı için uyguluyor.

Yıllar önce, henüz Erdoğan başbakan olmadan önce Necmettin Erbakan’ın sağ kolu olan eski bakanlardan Şevket Kazan anlatmıştı.

Kazan, Erdoğan’ın İstanbul belediye başkanlığında sadece vitrinde göründüğünü, belediye icraatını partinin atadığı kadroların yaptığını söylemişti.

‘Eğer Hoca o kadroları İstanbul belediyesine göndermemiş olsaydı Erdoğan hiçbir şey yapamazdı, çünkü belediyecilik ve devlet yönetimiyle ilgili en ufak bir bilgisi ve deneyimi yoktu’ demişti.

Sonra da şöyle devam etmişti:

‘Tayyip Bey sadece vitrinde gözüktü. Biz parti olarak İstanbul’la bizzat ilgilenmeseydik Tayyip Bey’in başarılı olması olanaksızdı.’

Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın yetki bakımından hiçbir gücü olmadığını Göztepe Parkı’na cami yapılma komedisi açıkça gösterdi.

Başkan belli ki akla mantığa uygun olmadığına inandığı bu projeye engel olamadı.

Çünkü belediyeyi kendisi değil Tayyip Erdoğan’ın kadrosu yönetiyor.

Onlar kararı vermişler: ‘Göztepe Parkı’na cami yapılacak.’

Kadir Topbaş
başta ağırlığını koyacak gibi oldu ama sonra Tayyip Bey’in kadrosu tarafından alınan karara uyduğunu açıklamak zorunda kaldı.

Aslında olay Erbakan döneminde tutturulan ‘Taksim’e cami’ girişiminin bir benzeridir.

AKP’nin kendi tabanına dönük bir siyasi şovdur.

Cami yapmak için Göztepe Parkı’nın seçilmesinin siyasi güç gösterisinden başka ne amacı olabilir?

İstanbul’u yöneten belediyecilik anlayışının çağdaşlığına(!) bakın.

Bu kafa, İstanbul’un yap-satçıların, gecekonducuların elinden nasılsa kurtulmuş üç beş yeşil alanından birini de yok etmeye kalkıyor.

O kadar gözleri dönmüş ki, Selami Öztürk’ün aklı başında bütün önerilerini ellerinin tersiyle itiyorlar.

NOT YORUM

Rektör gericilerin hedefiydi

VAN Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Yücel Aşkın’ın tutuklanması belli bir siyasi tertibin sonucudur.

Rektör Aşkın uygar, çağdaş, laik demokratik cumhuriyet ilkelerini savunan ve üniversitesini ele geçirmek isteyen gericilerin saldırısından korumuş bir yöneticidir.

Üniversiteyi büyük çabalarla çağdaş cumhuriyet üniversitesi durumuna getirmeyi başarmış, gerici unsurları üniversiteden temizlemiştir.

İşte rektör Yücel Aşkın’ın esas suçu budur.

Uzun zamandan beri kendisine akıl almaz çirkin tertipler tezgáhlanıyordu. İftiralar atılıyordu.

Hiçbiri sonuç vermeyince bu kez de ‘ihaleye fesat karıştırmak için çete kurmak’ iddiası devreye sokuldu.

Üzücü... Bu tip mide bulandırıcı olaylarda insan Türkiye’nin gerçek bir hukuk devleti olamamasının acısını yüreğinde duyuyor.
X