Gündem Haberleri

    Erdoğan: Hukukun gayesi devlet değil, bireydir

    Hürriyet İnternet/A.A
    14.02.2006 - 11:57 | Son Güncelleme:

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP'yi kurarken, insanın yüceltilmesiyle devletin yüceltileceği felsefesi ile yola çıktılarını belirterek, "maalesef Türk demokrasisi devleti bireyin önüne koyan bir tarihi seyir izledi. Modern hukukun asli gayesi bireydir" dedi.

    Erdoğan, AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada, Danıştay'ın, anaokulu müdürüne yolda da türbanı sakıncalı gören kararına yönelik eleştirisini tekrarladı.

     

    Danıştay'ın dünkü açıklamasına cevap veren Başbakan Erdoğan, modern hukuk temel felsefesinin bireyi merkeze aldığını ve hukukun asli gayesinin birey olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin, AKP iktidarıyla birlikte yapısal bir dönüşüm sürecine girdiğini kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
     
    “Bu süreçte hukuk düzenimiz, demokrasinin evrensel standartlarına ve hukukun genel ilkelerine uygun olarak kapsamlı bir değişikliğe uğradı. Hükümetimizin demokrasiye ve hukuka yatırım hamlesiyle, bireysel özgürlükleri öne çıkaran, özgür bireyi temel alan demokratik hukuk devleti tahkim edildi, güçlendirildi.
    Elbette bu reformlar, düzenlemeler yapılırken mevzuata dayalı değişikliklerin tek başına yeterli olmadığını, arzu edilen neticeye ulaşmak için bir zihniyet dönüşümüne ihtiyaç olduğunu biliyoruz.
      
    HUKUK ZİHNİYETİNDEKİ ÇARPIKLIK

     

    Türkiye'de hukuk zihniyeti, hukuka bakış, ne yazık ki tarihi tecrübenin bir takım çarpıklıklarla malul olduğunu göstermektedir. Yakın zamana kadar Türkiye'de hakim söylem; Türk demokrasisinin  kendine has belli özellikler taşıdığı ve Türkiye'nin özel şartları dolayısıyla evrensel standartların bizim ülkemizde geçerli olamayacağı varsayımına dayanmaktaydı.
      
    Esas itibarıyla bu özel şartlar vurgusu, Türkiye'deki devlet-toplum-birey ilişkilerinin tanzimine yönelikti. Bu özel şartlar içinde hukuk, bireysel özgürlüklerden ziyade, toplum ve birey  karşısında devleti korumanın bir aracı olarak görülüyordu. Oysa modern hukukun temel felsefesi, bireyi, insanı, merkeze almaktadır. Demokrasi tarihi içinde şekillenen bütün modern hukuk belgelerinin ve anayasaların asli gayesi, bireydir. Bireyin hak ve hürriyetlerini teminat altına almaktır.
      
    Bu bakımdan partimizi kurarken, temel felsefemizi, 'insanı yücelt ki devlet yücelsin anlayışı' olarak belirledik ve yola böyle çıktık.”
      
    TÜRKİYE'DE HUKUKUN İZLEDİĞİ TARİHİ SEYİR
      
    Başbakan Erdoğan, Türk demokrasisinin, devleti bireyin önüne koyan ve hukuku da devleti korumanın aracı olmaya indirgeyen bir tarihi seyir izlediğini anlatarak, “bu süreçte hukuka kendi içinde bir değer atfedilmemiş, hukuk, devlet için fonksiyonel olduğu ölçüde değer kazanmıştır” diye konuştu.

    Devleti eksen alan, devleti bireyin önüne koyan hukuk zihniyetiyle, bireysel özgürlükleri temel alan hukuk zihniyeti arasındaki farklıların bu tartışmalar vesilesiyle bir kere daha su yüzüne çıktığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
      
    “Hukuk devleti; temel hak ve özgürlükleri teminat altına alan, bireye hukuk güvencesi sağlayan ve kendini hukukla bağlayan devlettir. Tabii ki yargı bağımsızlığı, hukuk devletinin olmazsa olmaz öğesidir. Öncelikle altını çizerek hatırlatmak isterim ki yargılama süreci devam ederken, siyasetin ve diğer kurumların yargıya müdahale sayılabilecek eylem ve beyanlarda bulunması bizim de asla onay vermeyeceğimiz bir durumdur.

     

    "HUKUKU SAVUNMAK HUKUK ADAMLARI KADAR SİYASETİN VE SİVİL TOPULUMUN DA GÖREVİDİR"

     

    Ancak, yargı kararı ortaya çıktıktan sonra hukuku savunmak en az hukuk adamları kadar siyasetin ve sivil topumun da görevidir.
      
    Siyaset tabi ki demokratik siyaset, hukuku savunmadan var olamaz. Hukuku savunmayan siyaset, kendi varlık zeminini inkar etmiş olur. Yargının bağımsızlığı, yargı kararlarının eleştirilemez olduğu anlamına gelmez.

     

    "POZİTİF HUKUK HER ZAMAN ELİŞTİRİYE AÇIKTIR"

     

    Pozitif hukuk ve onun neticeleri her zaman eleştiriye açıktır. Yeter ki yargı sürecine halel getirecek müdahaleler söz konusu olmasın. Yargı kararlarının bağlayıcılığı farklı, bu kararların eleştiriye açık olması farklı hususlardır.
      
    Tesis edilmiş bir yargı kararını yorumlamak ya da eleştirmek başka, devam eden bir yargılama sürecini etkileyecek yorum ve beyanlarda bulunmak başka bir şeydir.
      
    Anayasa'nın 138. maddesinin, ancak bugün hem de verilmiş bir karara ilişkin tartışmalar üzerine hatırlanması da ayrıca düşündürücüdür. Hukuk, özgürlüklerin ve toplumsal barışın zemini ise bu zeminde ve sınırları içinde mütalaa yürütmek sadece yargı kurumlarının tekelinde olamaz.”
      
    "GÜCÜMÜZÜ BEYHUDE HARCAMAYALIM"

     

    Erdoğan, bu tartışmalardaki yerlerinin, hukuku savunmakla sınırlı olduğunu belirterek, “Türkiye'nin odaklanması gereken husus, Türkiye'nin kaynakları ve imkanlarıdır. Ülkemizin gücünü beyhude tartışmalarla heba etmek yerine, halkımızın ekmeği, aşı, onuru ve hukuku ile ilgilenerek geleceğe taşımak durumundayız” diye konuştu.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı