Gündem Haberleri

    Erdoğan: Ecevit topu taca atıyor

    Hürriyet Haber
    05.12.2001 - 15:12 | Son Güncelleme:

    AKP Genel Başkanı Erdoğan, Ortadoğu`daki son gelişmelerin baş aktörünün İsrail Başbakanı Ariel Şaron olduğunu söyledi. Erdoğan, bu süreçte en büyük görevin Türkiye`ye düştüğünü belirterek, Türkiye`nin bir an önce bölgede aktif bir siyaset başlatmasını istedi. Erdoğan, "Sayın Başbakan`ın yaptığı gibi, sadece ABD`ye çağrı yaparak kendi ayağındaki topu taca atmak olmamalı" dedi.

    Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında, dış politikadaki gelişmelere değindi. Dünyada hareketli bir sürecin yaşandığını, bundan en çok Türkiye`nin nasibini aldığını belirten Erdoğan,  ``Gönül ister ki, böyle bir noktada Türkiye`nin başında güçlü, hızlı ama sağlıklı kararlar alabilen ve aldığı kararları uygulayan, uluslararası platforma taşıyabilen bir Hükümet olsun. Ama ne yazık ki, Türkiye bundan mahrumdur. Bu nedenle Türkiye her gün kan kaybediyor`` dedi.

    Türkiye`nin geleceğine dair kaygıları nedeniyle ``milli bir duruşa ihtiyaç bulunduğunu`` ileri süren Erdoğan, bu nedenle Hükümet başta olmak üzere herkesle işbirliğine hazır olduklarını kaydetti.

    Filistin`de olup bitenlerin gündemin önüne geçtiğini anlatan Erdoğan, konunun ne dünya siyasetinden ne de ülke gündeminden hiçbir zaman çıkmadığını, bu gidişle de çıkamayacağını söyledi. Ortadoğu`da Filistin ile İsrail arasındaki çatışmaların yükselmesinin dünya ile birlikte Türkiye`yi ekonomik olarak da ilgilendirdiğini, son günlerdeki olaylardan sonra varil başına petrol fiyatlarının 1.2 dolararttığına işaret eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    ``Filistin`deki son gelişmeler ciddi ve kaygı vericidir. Özellikle İsrailli yetkililerin açıklamaları, endişelerimizi doğruluyor. İsrailli yetkililerin açıklamalarına bakıldığında, Oslo ve Madrid`de başlayan kazanımlardan geriye dönülmesi isteğini görüyoruz. Bu tehlikeli gidişin işaretidir. Bu gidişi durdurmak için BM başta olmak üzere tüm devlet ve ulusulararası kurumlar elinden geleni yapmalı.``

    AYAĞINDAKİ TOPU TACA ATMAMALI

    Erdoğan, yaşanan süreçte en büyük görevin Türkiye`ye düştüğünü belirterek, Türkiye`nin bir an önce bölgede aktif bir siyaset başlatmasını istedi. Hükümeti, bölgede mekik diplomasisi yaparak, hem İsrailli hem Filistinli devlet yetkilileriyle görüşerek  tehlikeli gidişin önüne geçecek aktif rol oynanmaya çağıran Erdoğan, ``Sayın Başbakan`ın yaptığı gibi, sadece ABD`ye çağrı yaparak kendi ayağındaki topu taca atmak olmamalı`` dedi.

    Son gelişmelerin en önemli sebebi ve baş aktörünün İsrail Başbakanı Şaron olduğunu ileri süren Erdoğan, dünyanın Şaron`un 1982 yılındaki Sabra ve Şatila katliamlarını unutmadığını söyledi. Şaron`unBaşbakan olmadan önce Mescid-i Aksa`ya yaptığı ziyaretle bugünkü çakışmaları tetiklediğini ve Ortadoğu barış sürecini o gün katlettiğini ifade eden Erdoğan, Şaron`un başbakan olduktan sonra da aynı tutumunu sürdürerek olayların bugüne gelmesinden önemli rol oynadığını söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:

    ``Filistinlilerin yaptığı son intihar saldırıların savunulacak biryanı bulunmasa da telin edilmesi gerekse de ortada, Filistinlilerin bireysel ya da lokal gruplar halinde başvurduğu şiddete karşı İsrail`in yıllardır sürdürdüğü bir devlet terörü var. Yani, ortada şiddete karşı kendini savunan bir hukuk devleti yoktur. O kadar ki, İsrail BM`nin aldığı onlarca karara uymayarak hukuk tanımazlığını, Şaron gibi politikacılar eliyle bir devlet politikası haline gelmiştir. Şaron geçmişte yaptıkları ve bugünkü görüntüsüyle barışın önündeki engel olarak durmaktadır.``

    Ak Parti olarak gidişin bir an önce durdurulmasından yana olduklarına değinen Erdoğan, ``Gidiş, hem Filistin hem İsrail hem de bölge barışına zarar verecek şekilde gelişiyor. Bu gerçekleri en iyi anlatacak merci Türkiye`dir. Türkiye bir an önce bu konuda inisifayatif sahibi olmalı`` görüşünü savundu.

    NE OLDU DA AGSP`DE TESLİMİYET NOKTASINA GELİNDİ?

    Erdoğan, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP) konusuna da değinerek, Türkiye`nin,  haklı olarak AGSP`nin karar sürecinde yer almadıkça veto yetkisini kullanacağını söylerken, Hükümet`in AGSP`yi desteklediğini açıklamasının anlaşılır birşey olmadığını söyledi. Bir-iki iyileştirme dışında Türkiye`nin karar sürecinde yer alma talebinin kabul edilmediğini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

    ``Sormak gerekmez mi? Gerçekte ne oldu da, Türkiye`nin haklı tutumunu savunan Hükümet teslimiyet noktasına geldi? Hükümet hangi zorlamanın etkisi altındadır? Çünkü bu konu, Türkiye`nin geleceğini çok ciddi bir biçimde tehdit etmektedir. Bu konu, belki de Türkiye Cumhuriyeti`nin kurulmasından bu yana önüne çıkmış en ciddi problemlerden bir tanesidir. Hükümet bu konuda ne  Meclis`e ne de kamuoyuna açıklama yapmıştır. AB ve NATO`nun bildiği mutabakat, neden Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, TBMM, Dışişleri Komisyonu ve halkımızdangizlenmektedir. Böyle bir devlet yönetimi, böyle bir demokrasi anlayışı olmaz, kabul edilemez.``

    KIBRIS SORUNU

    KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Kesimi Lideri Klerides`in dün yaptığı görüşmeyi ``sevindirici`` diye nitelendiren Erdoğan, Kıbrıs konusunda bir çözüm olacaksa, bunun ancak öncelikle iki toplumun ve onların temsilcilerinin anlaşmasıyla sağlanabileceğini söyledi.

    AB`nin üyelik sürecinde bir şart olarak Kıbrıs`ı, Türkiye`nin önüne getirmesinin iyi niyetle başdaşmadığını dile getiren Erdoğan, Güney Kıbrıs`ın bu şekilde adayı temsilen AB`ye alınmasının hukuken mümkün olmadığını vurguladı.

    1960 yılında yapılan Londra ve Zürih anlaşmalarının içeriklerinin belli olduğunu anlatan Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin konunum çözümünde bugüne kadar akılcı davranmadığını ileri sürdü.

    Hükümetin, Türkiye`nin dışı sorunlarını çözemediği gibi içteki problemlerini de gideremediği görüşünü dile getiren Erdoğan, sözlerinişöyle tamamladı:

    ``Bütün fedakarlıklara rağmen enflasyondaki artış devam etmektedir. Bu artış trendine göre 2002 yılının şubat ayı sonunda yıllık enflasyonun TEFE`de yüzde 90`a ulaşacağına kesin gözüyle bakılıyor.

    Meclis`te görüşmeleri devam eden 2002 yılı bütçesi de daha öncedenayrıntılı olarak anlattığımız gibi iyileşmeye dair hiç bir emare taşımamaktadır. Bu nedenle 2002 yılı bütçesinde bir revizyonun kaçınılmazlığı şimdiden kendini göstermektedir.

    Velhasıl hiçbir şey iyiye gitmemektedir. Bu hükümet varolduğu sürece iyiye gitmesi de mümkün değildir.

    Anadolu`da halkımız olup biten her şeyin farkında ve bütün bu kötügidişten kurtulmak için tek bir ağızdan 65 milyonluk bir koro şeklide bağırmakta; hükümet istifa, hükümet istifa...

    Biz de halkımızın bu talebine tercüman olmak için diyoruz ki, hükümet derhal istifa etmeli ve Türkiye acilen seçime gitmelidir.``

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı