Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erdoğan doğru karar aldı

Başbakan’ın 5 Kasım Pazartesi günü Başkan Bush ile Beyaz Saray’da randevusu var. Bu 1964’deki Johnson-İnönü görüşmesinden daha da önemli. Erdoğan’ın gitmemesini isteyenler var. Ancak Başbakan doğrusunu yaptı ve Washington’a gitme kararı aldı. Beyaz Saray görüşmesi büyük bir krizi önleyebilir.

"YENİ BİR DÜNYA KURULUR...”

 

Türk-Amerikan ilişkileri öylesine gereksiz bir yıpranma sürecine girdi ki, birileri duruma müdahale etmezse, ilerde tamiri çok güçleşecek.

 

Önümüzde bu gidişin yönünü olumlu veya olumsuz şekilde değiştirebilecek bir fırsat var. Hem Türkiye’nin hem de ABD’nin gerçek niyetlerini birbirlerine anlatabilecekleri bir fırsat.

 

5 Kasım günkü, Erdoğan-Bush randevusundan söz ediyorum.

 

Bu buluşma, 22 Haziran 1964’teki İnönü-Johnson görüşmesinden de daha önemli. Başkan Johnson, 1964’teki Kıbrıs krizinin tam ortasında, Başbakan İnönü’ye bir mektup yazmış, Türkiye Kıbrıs’a askeri çıkarma yapar ve Moskova müdahale ederse, Washington’un NATO savunma mekanizmasını çalıştırmayacağını, yani destek çıkmayacağını bildirmişti. Bu mektuba İnönü’nün yanıtı “yeni bir dünya kurulur ve Türkiye’de orada yerini bulur” demeciyle olmuştu. Bu krizin ardından Beyaz Saray’da buluşan Başkan Johnson ve Başbakan İnönü, kriz havasını dağıtmışlardı.

 

Bugünün koşullarıyla 1964’ün uluslararası koşulları aynı değil. Ne Türkiye aynı Türkiye, ne de ABD aynı ABD.

 

Bugün yaşanan çifte kriz (hem Ermeni Tasarısı, hem de PKK’nın Kuzey Irak’taki konumu) çok daha tehlikeli. Kontrolü çok daha zor. Türk kamuoyu müthiş duyarlı, son derece heyecanlı ve cezalandıracak birini arıyor.

 

ABD’nin iç politika koşulları inanılmaz bir noktada. Demokrat-Cumhuriyetçi kavgası öylesine kanlı bıçaklı bir durumda ki,Türk-ABD ilişkileri umurlarında bile değil. Onlar sırf, Bush yönetimini cezalandırmak için, ellerine gelen fırsatı kaçırmıyorlar. Yangına körükle gidiyorlar.

 

İşte böylesine bir ortamda, 5 Kasım günü tarihi bir buluşma yaşanacak veya gerilim daha da artacak.

 

Bazı çevreler, Erdoğan’ın Bush gezisini iptal etmesini istediler. “Zaten Bush yönetiminin etkisi kalmadı. Amerikalılar’a böyle ders verilmiş olur” dediler. Böylece Ankara’nın Washington’a, hem Ermeni hem de PKK olayını nasıl ciddiye aldığını göstermiş olacağını ileri sürdüler. Beyaz Sarayı daha da baskı altına sokmak için bu adımın atılması gerektiğini belirttiler.

 

Ancak başarılı olamadılar...

                                 

*                                           *                                           *

 

ERDOĞAN DOĞRU KARARI ALDI...

 

Başbakan’ın önündeki ikinci seçenek, iç politikadaki kazançları bir kenara bırakıp, 5 Kasım randevusuna gitmekti ve bunu benimsedi.

 

Bush ile görüşmeyi reddetmek belki Türk kamuoyunda alkış alacak, bazı kesimleri memnun edecekti. Ancak,  Türkiye’nin uzun vadeli çıkarlarına uygun düşmeyecekti.

 

Kısa vadeli düşünen liderler, ağır bir açıklama yapıp, “Bush’a kapıyı kapatan, ABD Başkanı’na dersini veren Başbakan” sloganlarıyla yoluna devam eder.

 

Uzun vadeli düşünen liderler ise, Türk-Amerikan ilişkilerinin, Ermeni lobisine şirin görünmek isteyen bazı politikacıların oyunlarından daha önemli olduğuna karar verir ve Washington randevusuna gider.

 

Unutmayalım ki, Bush randevusunu iptal etmek, bizden yana tutum alan yönetimi cezalandırmak anlamına gelecekti. Yani, Washington’daki bir müttefikimizi, aleyhimize kışkırtmaktan başka işe yaramayacaktı.

 

Ermeni Tasarısı’nı zaten engelleyemeyeceğiz. Bu durumda Bush yönetimini kaybetmiş olacaktık. Bush’a tepki göstermek hiçbir işe yaramayacaktı.

 

Türk-Amerikan ilişkileri, Amerikan tarafı ne kadar haksız olsa, bizleri ne kadar incitse dahi, bir tasarının çerçevesine sıkıştırılamaz.

 

Oysa bu ilişkiler son derece önemlidir.

 

Washington ile Ankara arasındaki bağları koparmak, Türkiye’yi nerede duracağı kestirilemeyecek maceralara sürükleyebilir. İşte asıl o zaman, PKK’nın istediği koşullar doğar...

 

Bütün bunları Bush’a anlatmak, Başkan’ı ikna etmek ve büyük bir krizi engellemek mi tercih edilmeli, yoksa kamuoyunun çok uzun sürmeyecek alkışları mı?

 

Başbakan doğru bir tercih yapmıştır.

 

Erdoğan, yapacağı seçimle Türkiye’yi nereye götürmek istediğini de bizlere göstermiştir. Türkiye’yi batıdan uzaklaştırmayı arzulamadığını ortaya koymuştur.

X