Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Erdoğan: DAİŞ neyse PKK'da odur

    AA
    08.10.2015 - 10:18 | Son Güncelleme:

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Teröristler, gerçekleştirdikleri eylemler ve kullandıkları şiddet yöntemleri nedeniyle bu sıfatı taşımaktadırlar. Bu bakımdan DAİŞ neyse PKK'da odur, Tokyo'da metro istasyonlarına sarin gazı ile saldıranlar da odur. Aralarında hiçbir fark yoktur" dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Japonya'ya yaptığı resmi ziyaretinin ikinci gününde ülkenin saygın üniversiteleri arasında yer alan Waseda Üniversitesi tarafından kendisine verilen fahri doktora unvanı takdim törenine katıldı.

    Rektör Kaoru Kamata, törende yaptığı konuşmada Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde su ve alt yapı projeleri ile şehrin en büyük sorunlarına çözüm bulduğunu, belediye bütçesini iyi yöneterek 4 milyar dolarlık yatırım hamlesi gerçekleştirdiğini, buna karşılık da belediye borcunu 2 milyar dolar azalttığına dikkati çekti.

    Erdoğan'ın 2003 yılından sonra başbakan olarak ülkenin demokratikleşmesi, şeffaflaşması ve uluslararası camiada saygın bir konum kazanmasına katkıda bulunduğunun altını çizen Kamata, Türkiye ile Japonya'nın uluslararası toplumda nadir görünen dostluk ilişkilerini sürdürdüğünü belirtti.

    Kamata, şöyle devam etti:
    "Bundan sonra iki ülke kendi avantajlarından yararlanarak, birbirlerine saygı göstererek dostluk ilişkilerini daha da güçlendirerek dünya barışı ve insan mutlululuğunu gerçekleştirmenin oldukça önemli olduğunu düşünmektedir. Waseda Üniversitesi akademik değişimin güçlendirilmesi yoluyla araştırma ve özgürlük alanlarında iki ülkenin işbirliğini daha da geliştirmeyi planlıyor. Şu ana kadar Türkiye Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye Büyükelçiliği gibi ilgili kuruluşların muazzam destekleri ile birçok öğrenci, öğretmen ve araştırmacı birbirleriyle defaatle temas kurmayı sürdürmüştür."

    "Türk Japon ilişkileri tarihi bir derinliğe sahip"

    Kamata'nın fahri doktora takdiminin ardından kürsüye gelen Erdoğan, Waseda Üniversitesi yönetimine teşekkür etti.

    Unvanı Türk Japon dostluğunun yeni bir nişanesi olarak gördüğünü belirten Erdoğan, "Japonya'nın en köklü prestjli eğitim kurumlarından biri olan Waseda Üniversitesi'nin ülkenin her alanında gelişmesi kalkınması ve bugünkü düzeyine ulaşmasında sağladığı önemli katkıları biliyorum. Mezunları arasında birçok başbakan, bakan, parlamenter ile kamu ve özel sektörün üst düzey yöneticisi bulunan Waseda Üniversitesi'ne bundan sonraki çalışmalarında da başarılar diliyorum" dedi.

    Erdoğan, Türk-Japon ilişkilerinin tarihi derinliğe sahip olduğuna işaret ederek, "Bizler Asya'nın en doğu ve en batı ucunda, özgün kültürel miraslarını günümüze kadar korumuş sömürgeleşmeden modernleşme başarısını göstermiş iki büyük milletiz" ifadesini kullandı.

    Bu dostluğu yeni nesillere aktarmak görevimiz

    Türklerin ve Japonların birbirlerini daha yakından tanımalarının 19. yüzyılın sonunda gerçekleştiğini ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
    "Bundan tam 125 yıl önce elim bir deniz kazası halklarımızı birbirine samimi dostluk bağlarıyla bağladı. Ertuğrul Fırkateyni'ni Osmanlı Sultanı 2. Abdülhamit, dostluk mesajını Japonya İmparatoru'na iletmek üzere 1890 yılında Japonya'ya gönderdi. Görevini başarıyla tamamlayan Ertuğrul, dönüş seferine çıktıktan hemen sonra Kuşimoto açıklarında yakalandığı şiddetli fırtınada battı ve 532 denizcimiz burada şehit oldu. Kuşimoto halkı can siperane çalışmalarıyla 69 denizcimizi kurtardı. Japon hükümeti ve Japon halkı da yaralı denizcilerimize yakın ilgi gösterdi ve sahip çıktı. Bu denizcilerimiz Japon donanmasının iki zırhlısı ile Türkiye'ye kadar götürüldüler. Milletimiz, Japon devletinin ve halkının bu ali cenaplığını kalbine kazımış ve ona gönlünde müstesna bir yer ayırmıştır. Japon halkı ve devletinin 125 yıl önceki elim kazada şehadet mertebesine yükselen denizcilerimizin aziz hatıralarını bugüne kadar yaşatmaları da bizleri ayrıca memnun etmiştir."

    Erdoğan, elim bir kaza ile başlayan bu samimi dostluğu daha da güçlendirerek yeni nesillere aktarmanın herkesin görevi olduğuna vurgu yaparak, "Bilindiği gibi şehitliğin bakımı, kazanın meydana geldiği Oşimo kasabasının ilkokulunun öğrencileri tarafından yapılmaktadır. Bu durum Türk Japon dostluğunun yeni nesillere aktarılmasının en güzel örneğidir. Bu vesileyle ben yaşları küçük ancak gönülleri büyük bu Japon dostlarımıza sizlerin huzurunda şükranlarımı sunuyorum" ifadesini kullandı.

    Japonya'yı bölgesel ve küresel vizyonu kapsamında önemli bir ortak olarak gördüklerini ifade eden Erdoğan, "Uluslararası toplumun dinamiklerinin değiştiği günümüzde her iki ülke de uluslararası barış ve istikrarın konunması için gayret gösteriyor. Diğer pek çok uluslararası konularda da aramızda yakın bir iş birliği ve dayanışma mevcut. Bu vesileyle Türkiye ve Japonya ilişkilerinin son zamanlarda kazandığı derinlik ivme ve çeşitlilikten duyduğum memnuniyeti de ifade etmek isterim" diye konuştu.

    "Sevgili dostum Başbakan Abe'yi ilk ben tebrik etmiştim"

    Siyasi alandaki iş birliğinin geliştirilmesi, ortak idealleri paylaşan iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın çeşitlendirilerek güçlendirilmesi bakımından büyük önem taşıdığına işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
    "Hatırlanacağı üzere 2020 yılında düzenlenecek olimpiyat oyunlarına ev sahibi olabilmek için İstanbul ile Tokyo aday olmuşlardı. İki şehir arasındaki centilmence rekabet sonrası yapılan oylamada Tokyo kenti olimpiyatları düzenleme hakkını kazanmıştı. Bu sonucun ardından sevgili dostum Başbakan Abe'yi ilk ben tebrik etmiştim. Başbakan Abe ile gerek bu ziyaretim sırasında gerekse kendilerinin Kasım ayında gerçekleştirilecek G-20 zirvesi kapsamındaki Türkiye ziyareti sırasında kapsamlı görüşmeler yapacağız. Bu görüşmelerde ülkelerimiz arasında mevcut stratejik ortaklık düzeyindeki ilişkilerin daha da derinleştirilmesi ve geliştirilmesi imkanları üzerinde duracağız. Önemli ve büyük bir ekonomik ortak olarak gördüğümüz Japonya'yla ekonomik ve ticari ilişkilerimizi mükemmel düzeydeki siyasi ilişkilerimizle yaraşır bir seviyeye getirmek istiyoruz."

    "Türkiye AB ile müzakerelere devam ediyor"

    Türkiye ile Japonya arasındaki ikili ticaretin arzu ettikleri seviyelerin çok altında bulunduğunu söyleyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
    "2014 yılı itibariyle iki ülke arasındaki ticaret hacmi 3,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam iki ülkenin gerçek potansiyellerinin oldukça altındadır. Ülkenize geçen yıl yaptığım ziyaretim esnasında stratejik ortaklığımızı temel yapı taşlarına veyahut da temel yapı taşlarından birini oluşturacak ekonomik ortaklık anlaşması için önemli bir adım atmıştık. Bu anlaşmaların resmi müzakereleri geçen yıl başlatıldı. Eylül ayında da üçüncü tur yapıldı. Görüşmelerin bir an once tamamlanarak bu anlaşmanın hayata geçirilmesini temenni ediyorum. Bugün dünyada ekonomik iş birlikleri piyasa açılımları, serbest ticaret düzenlemeleri milletlerin karşılıklı refahlarının artmasında çok önemli yapı taşlarının oluşturuyor."

    Erdoğan, "Türkiye Avrupa Birliği ile olan Gümrük Birliği'ni tam üyelikle taçlandırmak için müzakerelere devam ediyor. Ülkemiz ikili serbest ticaret anlaşmalarıyla da dünya ile ticari bütünleşmesini tamamlamak için yoğun gayret içinde. Japonya'nın da, Trans Pasifik Ortaklık Anlaşması müzakereleri, Avrupa Birliği ile müzakereler ve ikili müzakerelerle uluslararası ticari ilişkilerde açılımlar yaptığını görüyoruz. Bu çerçevede ülkelerimizin 2014 yılında resmi müzakerelere başladığı ekonomik ortaklık anlaşmasına en kısa zamanda tamamlaması büyük önem taşıyor. İki ülke arasında bu şekilde bir serbest ticaret rejimi inşa edilmesi karşılıklı ticaret ve yatırımların artmasına büyük katkı sağlayacaktır" değerlendirmesini yaptı.

    Ekonomik ilişkilerin en önemli unsurlarından birinin de karşılıklı doğrudan yatırımlar olduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi:
    "Son yıllarda Türkiye'ye yönelik Japon yatırımlarında önemli bir artış yaşanmakta olduğunu memnuniyetle ifade etmek istiyorum. 2015 Haziran ayı itibariyle Türkiye'deki Japon doğrudan yatırımları 1,7 milyar dolara ulaştı. Bu yatırımların 1,6 milyar doları son 5 yılda gerçekleşti. Yine bu tutarın iki ülkenin potansiyeli dikkate alındığında oldukça mütevazı düzeyde kaldığını belirtmek zorundayım. Japonya yurt dışına 2013 yılında yaklaşık 136 milyar dolar, 2014 yılında da 114 milyar dolar yatırım yaptı. Bu büyük rakamlar içinde Türkiye'ye giren miktar 2013 yılında 439 milyon dolar, 2014 yılında daha da düşerek 212 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bugün Türk işadamları dünyanın pekçok yerine yatırımlar yapıyor. Japonya'da ise maalesef kayda değer Türk yatırımı bulunmuyor. Özellikle parakende, yiyecek, içeçek sektöründe ciddi potansiyelimizin bulunduğu bu ülkeye?Israr ediyorum buna yönelik yatırımları teşvik edeceğiz."

    "Japonya ile iş birliğimizi devam ettirmek istiyoruz"

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, karşılıklı doğrudan yatırımların artırılması için birlikte çalışılması gerektiğini kaydetti. Hızla gelişen Türkiye için altyapı yatırımlarının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Erdoğan, Marmaray Projesi'nde olduğu gibi altyapı yatırımları alanında Japonya ile iş birliğini devam ettirmek istediklerini ifade etti.

    Türkiye'nin, dünyanın en uzun asma köprüsü olması planlanan Çanakkale Boğaz Köprüsü, üç katlı büyük İstanbul Tüneli ve Ankara-İstanbul yeni hızlı tren hattı gibi pek çok yeni projeleri olduğuna bildiren Erdoğan, bu tür altyapı projelerinin finansmanı için Japonya ile ortak çalışmalar yürütmek istediklerini kaydetti.

    İstanbul'dan en fazla üç saatlik uçuşla ulaşılabilecek bir bölgede çok geniş ticaret ve yatırım imkanlarının bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Türkiye'nin bu bölgelere yakınlığı ve sağlayabileceği lojistik imkanlar ile Japonya'nın teknik ve mali potansiyelini bir araya getirerek çok güzel sonuçlar elde edebiliriz. Böyle bir dinamiği geliştirebildiğimiz takdirde her iki ülke açısından bir kazan kazan durumu ortaya çıkacaktır" dedi.

    Kuruluş çalışmaları süren Türkiye Japonya Bilim ve Teknoloji Üniversitesi projesine önem verdiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık bin dönümlük bir araziyi bu üniversite için ayırdıklarını dile getirdi.
    Japon yükseköğretim camiasının da gelecek nesillerin birbirini daha iyi tanımasını sağlayacak bu önemli projeye sahip çıkacağını ve destekleyeceğini ümit ettiğini ifade eden Erdoğan, "Ekonomik iş birliğimizin amiral gemisi konumundaki bu iki önemli projenin aksamadan gerçekleşmesini hep birlikte temin etmeliyiz" dedi.

    "Kararlı duruşumuzdan taviz vermedik vermeyeceğiz"

    Türkiye'nin bulunduğu bölgede ve dünyada tarihi gelişmelerin yaşandığı bir dönemden geçildiğine vurgu yapan Erdoğan, şunları kaydetti:
    "Ülkemizin güney sınırlarındaki Suriye ile Irak'ın içinde bulunduğu durum hepimizin malumudur. Kuzeyimizdeki Ukrayna, halen devam eden kuzeydoğumuzdaki Gürcistan'da yakın geçmişte yaşanan hadiseleri de biliyoruz. Batı komşumuz Yunanistan tüm Avrupa Birliği'nin dengelerini tehdit eden siyasi ve ekonomik istikrarsızlık ortamından hala çıkabilmiş değil. Yakın bölgemizdeki Filistin'de, Libya'da, Mısır'da, Yemen'de kardeş halkların çektiği acılara hergün yenileri ekleniyor. Barış ve huzur denizi olması gereken Akdeniz dünyanın en büyük dramlarının yaşandığı bir yer haline dönüştü. İşte böyle bir tablo içinde Türkiye gerek bölgesinde gerek tüm yer kürede barışa ve huzura yönelik tavrına ve perspektifini korumaya gayret ediyor. Ekonomik, sosyal ve fiziki güvenliğimiz hedef alan tüm kışkırtma çabalarına rağmen kararlı duruşumuzdan taviz vermedik vermeyeceğiz."

    "Terörizm bir insanlık suçudur ve tüm dünyaya yönelik bir küresel tehdittir"

    Bölgedeki ateşi Türkiye topraklarına taşımayı amaçlayan terörist saldırılar karşısında kararlılıkla mücadele edildiğinin altını çizen Erdoğan, "Burada bir kez daha ifade ediyorum, terörizm bir insanlık suçudur ve tüm dünyaya yönelik bir küresel tehdittir. Terör, hiçbir dini, etnik, kültürel, coğrafi aidiyetle bağdaştırılamaz. Bu yöndeki çabalar teröre destek vermek anlamına gelir. Terörün her türüyle mücadelede aktif çaba harcayan bir ülke olarak uluslararası toplumun terörle mücadelede hiçbir ayırım yapmaması gerektiğini özellikle savunuyoruz. Birleşmiş Milletler ve Terörle Mücadele Küresel Forumu dahil olmak üzere uluslararası düzeyde terörle mücadele eden tüm kurumların bu ilkeli tutumu benimsemeleri gerekiyor. Teröristler gerçekleştirdikleri eylemler ve kullandıkları şiddet yöntemleri nedeniyle bu sıfatı taşımaktadırlar. Bu bakımdan DAİŞ neyse PKK'da odur, Tokyo'da metro istasyonlarına sarin gazı ile saldıranlar da odur. Aralarında hiçbir fark yoktur" diye konuştu.

    Türkiye'nin teröre karşı kararlı bir mücadele yürüttüğünü ifade eden Erdoğan, "Teröristin iyisi kötüsü olmaz. Benim teröristim iyi seninki kötü böyle bir anlayış olamaz, teröristlerin hepsi kötüdür. Bu mücadelede dostlarımızın bizimle dayanışma ve iş birliği içinde olmasını bekliyoruz" dedi.

    Cumhurbaşkan Erdoğan, bir yandan terörle mücadele ederken diğer yandan da komşuluk ve insanlık vazifesi olarak Suriyeli kardeşlerine kucak açtıklarını belirterek, "2011 yılında başlayan Suriye krizi modern tarihin 2. Dünya Savaşı sonrasındaki en büyük insani dramına yol açtı. Koskoca bir ülke nüfusunun yarısı yerlerinden oldu. 5 milyonu ülke dışında olmak üzere yerlerinden edilen Suriyeli sayısı 12 milyonu buldu" ifadelerini kullandı.

    Türkiye'nin çaresizlik içindeki milyonlarca Suriyeli ve Iraklıya ev sahipliği yaptığını dile getiren Erdoğan, "Hiçbir dini veya etnik köken eğitim, mesleki durum veya gelir düzeyi ayrımı gözetmeksizin tüm mağdurlara kapılarımızı açtık. Bu insanların tüm ihtiyaçlarını hiçbir karşılık beklemeden gidermeye çalışıyoruz. 260 bini sınıra yakın illerimizdeki kamplarda çadır kamplar ve konteynerler olmak üzere, 2 milyonu aşkın şehirlerimizde olmak üzere, toplam Suriyeli 2,2 milyon ülkemizdedir. 300 bin de Iraklı aynı şekilde ülkemizde yaşıyor" diye konuştu.

    "Külfet paylaşımı artık zorunlu hale gelmiştir"

    Toplamda 2,5 milyon sığınmacının Türkiye topraklarında hayatlarını sürdürdüklerini anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
    "Şu ana kadar yaptığımız harcama nedir diye sorarsanız onu da söyleyeyim, 7,8 milyar dolar şu ana kadar harcama yaptık. Bu tablo sürdürülebilir değil. Ben buraya Brüksel'den geliyorum ve orada birçok görüşmeler yaptım. Tabi herkes takdir ediyor, 'sizler dünyada özellikle sığınmacılar noktasında, mülteciler noktasında hiçbir ülkenin yapamadığını yaptınız, bundan dolayı sizleri tebrik ederiz' diyorlar. Tabi biz de kendilerine durumu izah ettik. Tablo bu. Bundan sizler ne kadar yük alacaksınız bu önemli. Türkiye bunu nereye kadar sürdürecek. Bir taraftan sınırlarınızı bu tür sığınmacılara kapatıyorsunuz, 'ölenler Akdeniz'de ölsün' diyorsunuz veya 'Ege'de ölsün' diyorsunuz. Ama biz tam aksine yılbaşından bu yana sadece Akdeniz'de Sahil Güvenlik Komutanlığımızın botlarıyla 60 bin kişiyi kurtardık. Ama diğerleri bunu yapmıyor."

    Erdoğan, sığınmacılar konusunda gerçek anlamda bir külfet paylaşımının artık zorunlu hale geldiğinin altını çizerek, "Türkiye'nin 7,8 milyar dolar harcamasına uluslararası toplumun katkısı şu ana kadar nedir biliyor musunuz? 417 milyon dolar. Halihazırda dünyada en fazla sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke haline gelmiş olmamıza rağmen açık kapı politikamızı insani mülahazalarla devam ettiriyoruz, devam ettirmeyi de sürdüreceğiz. Ülkemizdeki Suriyelilere, Iraklılara uluslararası toplum adına, tüm insanlık adına ev sahipliği yapıyoruz. Uluslararası toplumdan bu konudaki yük paylaşımı için ivedilikle adım atmasını bekliyoruz."

    Dünyadaki barışın, huzurun, güvenliğin adil bir şekilde sağlanmasını üstlenen uluslararası kuruluşların bu süreçte çok kötü bir sınav verdiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
    "Bizim biliyorsunuz 'dünya beşten büyüktür' diye ifade ettiğimiz Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin yapısına olan itirazımıza Japonya'nın da katıldığına inanıyorum. Çünkü bu beş tane ülkeden bir tanesinin iki dudaklarının arasına sıkışmış bir dünya yönetimi olamaz. Öyleyse Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyini kimler oluşturuyorsa, hatta Birleşmiş Milletler Genel Kurulunu kimler oluşturuyorsa ki şu anda ülke sayısı 196'yı buldu, dolayısıyla bu 196 üyeden Güvenlik Konseyinde dönüşümlü olarak tüm ülkelerin yetki sahibi olmasını defaatle ifade ettim. Böyle 5 tane ülkeye dünyanın kaderini bırakalım, böyle birşey olamaz. Bu adil bir dünya düzeni kurmak değildir. Daha güvenli bir dünya için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Japonya'nın da içinde bulunduğu daha yeni ve kapsamlı bir yapıya kavuşturulması şarttır. Aksi takdirde bugün bölgesel gibi görünen çatışmaların yakın bir zamanda tüm dünyaya sıçraması kaçınılmaz olacaktır."

    Waseda Üniversitesi ile Yunus Emre Enstitüsü arasında imzalanan protokol çerçevesinde kredili seçmeli ders olarak Türkçe'nin veriliyor olmasından büyük memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, "Önümüzdeki yıllarda Waseda Üniversitesi bünyesinde bir Türkoloji bölümü açılmasını temenni ediyorum. Bu çerçevede Waseda Üniversitesi öğrencilerinin Yunus Emre Enstitüsü'nün Türkiye'de düzenlediği eğitim programlarında ağırlamaya hazır olduğumuzu da özellikle belirtmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

    Fahri doktora ünvanının Türk Japon dostluğunun yeni bir nişanesi olarak telaki ettiğini anımsatan Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:
    "Aramızdaki mesafe uzakta olsa gönül bağımız çok güçlüdür. Doğal afetler gibi zor anlarımızda zaman geçirmeden birbirimize yardım eli uzatmamız bu gönül birlikteliğinin neticesidir. Bu vesileyle 2011 yılında Van'da meydana gelen depremde yardım gönüllüsü olarak çalışırken artçı sarsıntılardan birinde hayatını kaybeden Niyazaki dostumuzu da bir kez daha saygıyla anıyorum."

    Törene Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Ali Rıza Alaboyun, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye'nin Tokyo Büyükelçisi Ahmet Bülent Meriç, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Ömer Cihat Vardan ve diğer ilgililer katıldı.

    Etiketler: son dakika

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı