Erdoğan: Bizimle NATO'da beraber olanlar, askerini YPG'nin işaretleriyle Suriye'ye gönderemez (2)

Güncelleme Tarihi:

Erdoğan: Bizimle NATOda beraber olanlar, askerini YPGnin işaretleriyle Suriyeye gönderemez (2)
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 28, 2016 19:19

Erdoğan: Bizimle NATO'da beraber olanlar, askerini YPG'nin işaretleriyle Suriye'ye gönderemez (2)

Haberin Devamı

"ÖZ YÖNETİMİ ÖZ KATLİAMA ÇEVİRDİLER"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım, toplu açılışın ardından Diyarbakır'da sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile yemekte bir araya geldi. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, bölgede mevcut zorluklara ek olarak terör örgütü ve yandaşlarının çıkardığı zorluklara rağmen hizmet vermeye devam ettiklerini söyledi. Bölge gelişmesin diye terör örgütünün cami, okul, hastane yaktığını, son 14 yılda Doğu ve Güneydoğu'ya bütün zorluklara rağmen 280 katrilyon yatırım yaptıklarını söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Terör örgütü Suriye'de kazandığını sandığı bazı kazanımları Türkiye'ye hendek ve barikat olarak taşımaya çalışıyor. 30 yıldır bu terör örgütü kan, acı ve gözyaşından başka bir şey vermemiştir. Bunlarda kula kulluk vardır, Allah'a kulluk yoktur. Bölgedeki dindar ve inançlı Kürt kardeşlerimiz bunların ne mal olduğunu bilsin, safını belirleyerek bunlara haddini bildirsin. Bu mücadelede dindar ve namuslu Kürt kardeşlerimiz yerini almazsa bu mücadele uzun sürer."
Diyarbakır merkez Sur İlçesi'nin Dürümlü Mezrası'nda 16 kişinin ölümüne neden olan PKK'nın bomba yüklü kamyonla yaptığı saldırıya değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
"Düşünün 15 ton bomba ile oraya gelmek suretiyle, bunu orada patlatan ve 16 kardeşimizi şehit edenlerin dinle, diyanetle, insanlıkla ve vicdanla ne ilgisi var. 'Kürtlerin temsilcisiyim' demek gibi bir yaklaşımla ne ilgisi olabilir. Hiçbir ilgisi olamaz. Onlarda insanlıktan nasibini almak diye bir şey yok, vicdan diye bir şey yok. Paramparça olan bedenlerin hesabını hep beraber sormamız lazım. Her şey devletten beklenmez. El ele, omuz omuza vereceğiz ve bunun hesabını da soracağız. Özgürlük, barış, hukuk gibi cilalı kavramları siper alarak yaptıkları tek şey demokrasiye kurşun sıkmaktır. Niye kaçıp gidiyorlar? Kaçmasınlar, kalsınlar burada. Nereye kaçarsa kaçsınlar kovalayacağız. Eğer demokrasi ve hak ile özgürlük diyorlarsa silahı bombayı gömerler, koordinatları da verirler. Gelsinler parlamentoda mücadelelerini sürdürsünler. Gelecek benim Kürt kardeşimi tehdit edecek, muhtarı tehdit edecek, 'Buradan bir başka partiye oy çıkarsa biz bu köyü yakarız, yıkarız' diyecek. Yaptılar mı, yaptılar. Buna fırsat vermemeliyiz. Hep beraber omuz omuza bu işi bitireceğiz."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, halen safını belirlememiş olanların olduğunu ancak, onların da saflarını belirleyeceğini vurgulayarak, "Biz de safımızı belirleyeceğiz. Biz safımızı belirlersek o zaman bilesiniz ki er ya da geç hak batıla galip gelecektir. Bunun önünde kimse duramaz. 30 yıl boyunca tam gözü dönmüşlükle sadece yaktılar ve yıktılar. Benim Kürt kardeşlerime de dünyayı zindan ettiler. Dünyanın hiçbir ülkesinde kendi halkına bu kadar düşmanlık eden başka bir yapı bulamazsınız. Biz terör örgütünün ülkeyi bölmek isteyenlerin taşeronu olduğunu yıllardır söylüyoruz. Son bir yıldır yaşadıklarımızın bunun ispatı durumundadır" diye konuştu.
"TEKRAR SİLAHA SARILMANIN ANLAMI NEDİR"
Terör örgütünün, bölgede güven ve istikrar ikliminin hakim olduğu bir süreçte 'öz yönetim' demeye başladığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Ancak, bunu 'öz katliama' çevirdiler. Bunun sebebi ne? Rızkının peşindeki garsonu, müşteri bekleyen esnafı, şifa veren doktoru öldürmenin kime ne faydası var? Camileri, kütüphaneleri, okulları yakmanın, ambulanslara saldırmanın ne gerekçesi olabilir. Bunu izah edebilirler mi? Çocuk sesleriyle şenlenen sokakları kana bulamanın haklı bir mazereti olabilir mi? Sadece Diyarbakır, Mardin, Şırnak'ın değil, tüm Türkiye'nin gönlü yaralandı. Hak ve özgürlükler noktasında, en ciddi reformların yapıldığı bir dönemde, tekrar silaha sarılmanın ne anlamı olabilir? Bölgede güven ve istikrar ikliminin hakim olduğu bir süreçte ne dediler, 'öz yönetim.' Bu hezeyanlarla çıktılar ortaya ama bu 'öz yönetim' ifadelerini bunlar neye çevirdiler, 'öz katliama' çevirdiler. Eğer demokrasi diyorlarsa, eğer hak ve özgürlük diyorlarsa o zaman silahı, bombayı, her şeyi gömerler, koordinatlarını da verirler. Gelsinler parlamentoda mücadelesini sürdürsünler. Ama bunların böyle bir derdi yok. Bunlar gelecek, benim tertemiz, saf, Kürt kardeşimi tehdit edecek, muhtarı tehdit edecek, aşiret reisini tehdit edecek. Buradan bir başka partiye oy çıkarsa 'biz bu köyü yakarız, yıkarız.' Yaptılar mı bunu? Yaptılar."
"EY YARGI ÜZERİNE DÜŞENİ YAPACAKSIN"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6-8 Ekim olaylarında yaşananları ve Yasin Börü'nün öldürülmesi olayını da anlatarak, "Senin gibi düşünmediği, inanmadığı için. Öyle mi? Şimdi ben buradan da sesleniyorum; ey yargı üzerine düşen görevi yapacaksın, eğer yargı üzerine düşen görevi yapmıyorsa tarih bunun hesabını sorar" dedi.
Sur'daki yakılıp yıkılan yerlere de değinen Erdoğan, "Kurşunlu Camisi'ne sıkılan her kurşun bizim de kalbimize sıkılmıştır. Bunu böyle biliniz. Sur içinde tahrip edilen her bir eser ile sadece Diyarbakır'ın değil, tüm Türkiye'nin ortak tarihini, ortak hafızasını siliyorlar bunu böyle biliniz. Diyarbakır, Mekke'nin, Medine'nin, Kudüs'ün, İstanbul'un, Konya'nın kardeşidir, bunu böyle biliniz" diye konuştu.
YASİN BÖRÜ VE ÖLENLERİN YAKINLARI İLE GÖRÜŞTÜ
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım yemekte, 6-8 Ekim olayları sırasında yaşamını yitiren Yasin Börü, Hasan Gökyüz ve Hasan Dakak'ın yakınları ile görüştü. Ailelerin Cumhurbaşkanı ve Başbakan'dan olayın sorumlularının bulunup cezalandırılmasını istedikleri öğrenildi.
Görüşmede Yasin Börü'nün annesi Hatice, babası Fikri, Hasan Gökyüz'ün babası Mehmet Gökyüz ve Hüseyin Dakak'ın babası Öztekin Dakak yer aldı.
ERDOĞAN İLE YILDIRIM, TANIŞIK KÖYÜ'NDE
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım, Diyarbakır'da sivil toplum örgütü temsilcileriyle bir araya geldiği toplantının ardından, merkez Sur İlçesi'nin Sarıkamış Köyü Dürümlü Mezrası'nda PKK'lıların 12 Mayıs gecesi 15 ton patlayıcı yüklü kamyonu patlatması sonucu ölen 16 kişinin taziyelerine katılmak üzere ölenlerin ailelerinin yaşadığı Tanışık Köyü'ne taziye ziyaretinde bulundu.
Erdoğan ile Yıldırım'ı köye götüren Sikorsky helikopterlere Kobra tipi helikopterler eşlik ederek güvenlik önlemi alındı. Köyde de sıkı güvenlik önlemleri alınırken, frekans karıştırıcı Jammer'li araçlar konuşlandırıldı. Köy yolu üzerinde de zırhlı araçlarla güvenlik önlemleri alındı, köyde yaşayanların dışında hiç kimsenin girişine izin verilmedi.
Tanışık Köyü Muhtarlığına da 'Sayın Cumhurbaşkanımız köyümüze hoş geldiniz' pankartı ile bayraklar asıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Yıldırım, taziye evinde okunun duaların ardından ölenlerin yakınları ile bir görüşme yaptı. Görüşmede, köylüler ölenlerin isimlerinin yaşatılmasını isteyerek, yetim kalan çocukların eğitimleri konusunda yardımda bulunulmasını talep ettiği öğrenildi.
Köylülerle yapılan görüşmenin ardından Erdoğan ile Yıldırım aynı makam aracına binerek ölen 16 kişinin mezarlarını ziyaret edip dualar okudu.
Bu arada Emine Erdoğan, Semiha Yıldırım ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya da köylü kadınlarla bir araya gelerek, sorunlarını dinledi. Ziyaret sırasında köydeki çocuklara da çeşitli hediyeler dağıtıldı.

FOTOĞRAFLI

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!