Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Erdoğan: Biz güdülen bir hükümet değiliz

    A.A.
    02.08.2006 - 17:42 | Son Güncelleme: 02.08.2006 - 20:18

    Başbakan Erdoğan, Org. Büyükanıt'ın atamasında hükümetin bağımsız hareket ettiğini belirtti. PKK'yı tasfiye planıyla ilgili sorulara ise sinirlendi ve "Bunlar ihanet sorularıdır" diye karşılık verdi.

    Başbakan  Tayyip Erdoğan, İslam Konferansı Örgütü(İKÖ) toplantısına katılmak üzere Malezya'ya hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda bir basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    'BİZ GÜDÜLEN BİR HÜKÜMET DEĞİLİZ'

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanlığına atanması sürecini değerlendirirken, “Biz güdülen bir hükümet değiliz. Yetkilerimiz neyse bu yetkilerimizi yasaların bize vermiş olduğu yetki sınırları içerisinde kullanırız” dedi.

    “Bu süreç içerisinde Sayın Cumhurbaşkanımızın, gazetelerde, köşelerde yazdığı gibi veya atılan başlıklarda olduğu gibi, benimle Genelkurmay Başkanlığı konusunda en ufak bir görüşmesi olmamıştır” diyen Başbakan Erdoğan, gönderecekleri ismi, Harp Akademileri Komutanlığı mezuniyet töreninde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e söylediğini bildirdi.

    Erdoğan, bir gazetecinin, “Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanlığına atanması sürecini Cumhurbaşkanı Sezer'in mi yoksa Bakanlar Kurulunun mu başlattığı yönünde tartışmalar var. Bu tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Cumhurbaşkanı Sezer'in erken açıklama yapacağından haberdar mıydınız?” sorusuna şu yanıtı verdi:  “Bu haberleri gazetelerde okuyunca şaşırdım. Herhalde bir kısım medya bu tür bir atamanın nasıl yapıldığını bilmiyor. Önce onu öğrenmelerini isterim. İsterdim ki bunu öğrensinler, başlıklarını da buna göre atsınlar. Biz güdülen bir hükümet değiliz. Yetkilerimiz neyse bu yetkilerimizi yasaların bize vermiş olduğu yetki sınırları içerisinde kullanırız. Genelkurmay Başkanının ataması Askeri Şura ile yapılmaz. Genelkurmay Başkanının ataması, Bakanlar Kurulu kararıyla Cumhurbaşkanı'na teklif edilir ve Cumhurbaşkanı'nın onayı ile yürürlüğe girer. Süreç budur. Bunun dışında herhangi bir süreç yoktur ve bu süreç içerisinde Sayın Cumhurbaşkanımızın gazetelerde köşelerde yazdığı gibi veya atılan başlıklarda olduğu gibi benimle Genelkurmay Başkanlığı konusunda en ufak bir görüşmesi olmamıştır.

    Bir diğeri de Harp Akademilerindeki toplantıda sadece ben Sayın Cumhurbaşkanı'na 'Pazartesi günü Bakanlar Kurulu toplantım var. Bu toplantımızda biz kararımızı vereceğiz. Kararımızı verdikten sonra da, öğleden sonra Milli Savunma Bakanımıza bir randevu verirseniz, Milli Savunma Bakanımız ile göndereceğimizi' söyledim. Onlar da 'uygundur' dedi. Ben kendilerine göndereceğimiz ismi de söyledim. Ama Sayın Cumhurbaşkanımızdan önce gelsin, arka gelsin böyle bir görüşme asla benimle olmamıştır. Süreç tamamen bizim Bakanlar Kurulu olarak yürüttüğümüz bir süreçtir.”
      
    'KURYE İLE MÜSTEŞARIMIZ GÖNDERDİ'
      
    Pazartesi günü yaptıkları Bakanlar Kurulu toplantısında konuyu görüştüklerini hatırlatan Erdoğan, “O gün Bakanlar Kurulunda tüm arkadaşlarım toplanmış ve bu karar alınmıştır ve hemen öğleden sonra da Cumhurbaşkanlığından gelen haber üzerine 'Sayın Vecdi Bey'in gelmesine gerek yok. Kurye ile gönderirseniz uygundur' denmiştir. Bunun üzerine Vecdi Bey ile bu kararnameyi göndermedik, bir kuryeyle Müsteşarımız bunu gönderdi. İşin bütün aslı budur” dedi.

    'İHANET SORULARI'

    PKK'yı tasfiye planıyla ilgili yöneltilen bir soruya ise, sinirlenen Başbakan Erdoğan, "Bu tür sorular ihanet sorularıdır" diye konuşarak sözlerini şöyle sürdürdü: "Genelkurmay Başkanı'na da sordunuz. Bizden nasıl bir cevap bekliyorsunuz. Böyle bir plan vardır ya da yoktur mu diyeceğim. Elbetteki yapılması gereken ne varsa yapılıyor. İlgili kurumlara da her türlü destek veriliyor. Ne eksikleri varsa soruldu ve tamamlandı."

    Erdoğan, “Terör örgütü ile mücadele konusunda ABD ve Irak hükümetleriyle çeşitli düzeylerde temaslarda bulunulmuştu. Bu Bakanlar Kurulu toplantısından sonra ifade edilmişti. Son durum nedir” sorusu üzerine, bugün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'nün açıklamayı yaptığını ifade ederek, şunları kaydetti:

    “Gerek ABD, gerekse şu anda Irak'ta meşru bir hükümet var üçlü olarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu çalışmalardan netice aldığımız takdirde farklı şeyleri düşünmenin anlamı yok. Şu anda Irak'taki hükümet adımlarını atmaya başlamıştır. Biz de bunları Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak izliyoruz.”

    “GENELKURMAY BAŞKANIMIZ SİZE PLAN MI AÇIKLAYACAK...”

    “Terör örgütü PKK'nın dağdan indirilmesi”ne ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

    “Bu sorular bir defa bu ülkeye ihanet sorularıdır. Bakın bu kadar ağır konuşuyorum. Ne demek bu plan ya? Böyle saçmalık mı olur? Bunu kalkıyorsunuz Genelkurmay Başkanımız'a da soruyorsunuz. Genelkurmay Başkanımız size plan mı açıklayacak, (plan vardır) mı diyecek? Bana soruyorsunuz. Ben size (plan var) mı diyeceğim? Biz size bunun talimatını kaç kere verdiğimizi, ilgili kurum ve kuruluşlara, açıkladık. Dedik ki biz ilgili kurum ve kuruluşlara Hükümet olarak bu konuda talimatı verdik. 'Ne eksiğiniz varsa bize söyleyin, bütün bunları hemen karşılayalım' dedik. Bunları kaç kere Abdullah Bey de ben de açıkladım. Ve bu noktada en ufak bir eksik yok. Yapılması gereken neyse Türk Silahlı Kuvvetlerimiz üzerine düşeni yapmaktadır, yapıyor. Aynı şekilde Emniyet Teşkilatımız yapıyor, yapmaktadır, yapacaktır. Zaten bunun için var.

    Hükümet olarak biz de stratejiyi belirleriz, ufku veririz, ama bunu birbirimizle istişare halinde yaparız. Ondan sonra da noktayı koyarız, olay budur. Ama plan var mı, yok mu bir defa bu tür şeyleri sormak çok çirkin. Bir devletin, bir hükümetin planı, programı bu noktada var mı, yok mu bunun olup olmadığını kalkıp medyaya mı açıklayacağız? Amerika'nın, Avrupa'nın medyasında bu tür şeyler göremezsiniz, bu tür şeyler olmaz.”

    “İSTİŞARELERİMİZİ YAPARIZ”

    Bir gazetecinin, “Harp Akademilerindeki tören sırasında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ile yaptığınız görüşmede, Genelkurmay Başkanlığına atamanın öne çıktığı, filizlendiği iddiaları” hatırlatılarak yöneltilen bir soru üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

    “Genelkurmay Başkanımla, şu anda onun filizlenmesini bırakın, uygulanacak stratejiyi görüşürüm. Bizim biliyorsunuz bu tür şeylerde üçlü olarak, yani Vecdi Bey bana teklif eder, ben inha ederim ve sayın Cumhurbaşkanı onaylar. Buna yönelik olan kararlarımız da var. Kimdir bunlar? Kuvvet komutanlarının ataması da böyle yapılır. Bunun kararı da yine Askeri Şura kararı değildir. Bunlar üçlüdür. Biz bu yetkilerimizi kullanırken, tabii ki Genelkurmay Başkanı ile istişarelerimizi yaparız, (kimin olması uygundur değildir). Çünkü O da, Savunma Bakanımız da teklifini yapar. Ama bu teklif üzerindeki imzası olanlar Vecdi Beydir, Benim ve onay makamı olarak Cumhurbaşkanıdır. Bunu da böylece bilmenizi isterim. Biz; ilgili kurumun başı kimse, hangi kurumda olursa olsun onunla görüşmeden, istişaresini, müzakeresini yapmadan bu adımları atmayız. Ve burada da nitekim biz bu adımı, bu şekilde attık ve bundan dolayı da arkadaşlarımız, kabine, herhangi bir sıkıntımız yok. İnanarak, güvenerek, dayanışma içinde süreci çalıştırıyoruz.

    BİR AN ÖNCE ATEŞKES

    Bu zor dönemde başta İKÖ ülkeleri olmak üzere uluslararası toplumun ateşkesi bir an önce sağlamak için dayanışma sergilemesine ihtiyaç bulunduğunu belirten Başbakan Erdoğan, özellikle AB ve Birleşmiş Milletler'in seslerini yükseltmelerinin, ortaya barıştan yana güçlü bir irade koymalarının, belirleyici olacağını her vesileyle ifade ettiklerini vurguladı. Başbakan Erdoğan, henüz dünyada barış düzenini koruyacak böyle bir iradenin ortaya çıkmadığını ifade etti.

    Tüm taraflarla iyi ilişkilere sahip bir ülke olarak Türkiye'nin krizin aşılması için başından beri aktif bir politika izlediğini kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Daha fazla kan dökülmeden yıkım daha büyük boyutlara ulaşmadan ateşkesin sağlanması için, akan kanın durması için ve sorunun diplomasi yoluyla çözülmesi için çabalarımız devam ediyor ve devam edecektir. Başlattığımız acil insani yardımların sürdürülmesi de büyük önem taşıyor. İşin başından itibaren daha olay Filistin safhasındayken, gerek sayın Abbas, gerek Başbakan Haniye, Sayın Olmert eğer bu süreç içerisinde olumlu bir yaklaşım sergilemiş olsaydı, bugün geldiğimiz noktaya gelmeyecektik. Ama ne yazık ki o günkü girişimlerimiz sonuç vermeyince şu anki sonuç ortaya çıkmıştır. Lübnan safhası başladığında da yine yaptığımız girişimlerle gerek BM, gerek ABD ve Rusya, gerekse AB üyesi ülkeler İngiltere, Almanya, İspanya yaptığımız ortak girişimler ve İtalya'da yaptığımız ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün katıldığı toplantıda attığımız adımlarda olumlu bir netice ortaya çıkmamıştır. Biz umutsuz değiliz. Gayretli çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

    Türkiye'nin, Filistin ve Lübnan'a insani yardım boyutunda gıda, ilaç, çadır gibi yardımlarının sürdüğünü ifade eden Başbakan Erdoğan, bunun yanında Lübnan'dan kaçacak yer arayan 11 bin kişi civarındaki değişik ülkelerin vatandaşlarının Mersin üzerinden “emin ellerle” ülkelerine döndürüldüklerini, ağırlıklı olarak Mardinli olan Türk vatandaşı bin 500 civarında kişinin de sağ salim Türkiye'ye döndüğünü belirtti.

    Başbakan Erdoğan Malezya'da muhataplarıyla bu konuları görüşerek, görüş ve önerilerini paylaşacaklarını, özellikle Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora'nın teklifi üzerinde yoğunlaşacaklarını kaydetti.

    Terörle mücadele konusunda Hükümet'in çalışmalarının sıkı bir şekilde devam ettiğini belirten Erdoğan, terörle mücadelenin sonuna kadar devam edeceğini, devletin bütün kurum ve kuruluşlarla dayanışma halinde bu mücadelenin devam edeceğini söyledi.

    ORDU EMNİYET MÜDÜR VEKİLİNİN MERKEZE ALINMASI

    Ordu Emniyet Müdür Vekili'nin merkeze alınmasına ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

    “Medyayı anlamakta zorlanıyorum. Bir emniyet müdürünü diyelim ki ilgili bakanımız açığa alıyor veya görevden alıyor, hemen bakıyorsunuz birileri avukat oluveriyor, 'Niye alındı acaba?' soruyorum. Bir vali emniyet müdürüne talimat verecek ve valinin verdiği talimata emniyet müdürü tamamiyle ters bir cevapla -bunların hepsi kayıtlarda mevcut- rest çekecek ve bu emniyet müdürü orada duracak. Ve düşünün ki bir taraftan otobüs kuyrukları, araba kuyrukları Akçaabat'a dayanıyor, öbür taraftan Samsun'a dayanıyor. Bu talimatı veren benim. Bizzat aradım ve 'bu yoğun trafik açılacak' dedim. Ve bu esnada 2 kişi öldü. Niye öldü bu insanlar? Çünkü trafik kapalıydı bu insanlar hastaneye yetiştirilemedi, ambulans içinde öldüler. O gün bütün o çevrede düğünler iptal edildi. Yine olay aynen Diyarbakır'da olduğu gibi kadınlar, çocuklar yol ortasına konuldu. Ve bütün trafik kesildi. 8-9 saat vatandaşı orada kimsenin mağdur etmeye hakkı var mı? Emniyet müdürünün görevi nedir? Saat 10.30'da yapılanı, talimatı vali bey kendisine verdiği zaman yapmasıdır. Su sıkacaksa o zaman sıkacak, biber gazı sıkacaksa, o zaman sıkacak.

    (Gücün yetiyorsa gel yap) ne demek bu? Böyle şey mi olur? 'Ben halkımla karşı karşıya gelemem' Sen halkının güvenliğini sağlamak göreviyle mükellefsin. O görevini yapacak. Sana kimse (halkınla karşı karşıya gel) demiyor ki. Ama (halkının güvencesini sağla) diyor. (Kamu düzenini bozanların karşısına çık) diyor. Sen kamu düzenini sağlamakla görevlisin. Ama kamu düzenini sağlamakla görevli olan bir kişi bu görevi yapmadığı zaman bize düşen görev de bunu sağlamaktır. Bakın ben o gün bölge komutanı Tuğgenerali de arattım. Hemen arattım. Kimle, Fevzi Paşa'yı aradım. Dedim, (durum böyle böyle bakın hala bu trafik açılmadı). Bakanımı aradım, Valimi aradım. Niye? Bu rahatsızlığı duymakla ben de mükellefim. Ve ondan sonra saat sabah 05.00'e doğru ancak trafik açılabildi. Yazıktır, günahtır. Yani bunun sorumlusu olmayacak, bunun sorumlusu yok öyle mi? Biz düzeni korumakla mükellefiz ve asla burada adil olmayan bir şey yapılmamıştır. Olması gereken neyse, bu yapılmıştır ve Vali bey burada üzerine düşen görevi yapmakla mükelleftir, onun da bu işle görevli olanı emniyet müdürüdür, jandarmadır. Onlara da gerekli talimatı vermiştir. Olayın tablosu budur?”

    Başbakan Erdoğan, İKÖ'nun yarın yapılacak toplantısına katılmak üzere özel uçak “ANA” ile saat 17.35'te Malezya'ya hareket etti. Başbakan Erdoğan'ı Esenboğa Havalimanı'ndan Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Devlet Bakanı Beşir Atalay ve öteki ilgililer uğurladı.

    Erdoğan ile birlikte Devlet Bakanı Mehmet Aydın ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli de Malezya'ya gitti. Başbakan Erdoğan, hareketinden önce Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile bir süre başbaşa görüştü.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı