Gündem Haberleri

    Erdoğan ABD'de

    A.A
    08.12.2009 - 04:35 | Son Güncelleme:

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “21. yüzyılda sorunlarımızı kaba kuvvet ve askeri yöntemlerle çözmek mümkün değildir. Terörizme karşı her yerde mücadele etmek, sivil ve masum vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak zorundayız” dedi.

    Başbakan Erdoğan, Siyasal, Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı (SETA) Washington şubesinin düzenlediği “Dünya Politikasında Türkiye” konulu toplantıya katıldı.
    Erdoğan burada yaptığı konuşmada, hükümet olarak sivil toplumun görüş ve önerilerine her zaman önem verdiklerini ve tüm çalışmalarında sivil toplumun görüş, öneri, eleştiri ve katkılarını dikkate aldıklarını vurguladı.

    ABD'ye yapmış olduğu ziyaretin, Amerikan tarihindeki trajik bir olay olan Pearl Harbor saldırısının yıl dönümüne denk geldiğini hatırlatan Erdoğan, “68 yıl önce bugün, 7 Aralık 1941 tarihinde yaşanan bu acı olayda hayatını kaybedenleri saygıyla anmak istiyorum” dedi.

    Dünyanın genel görünümünün çok da memnuniyet verici bir manzara arz etmediğini belirten Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Tüm sorunların mutlaka bir çözümünün olduğuna inanıyor ve gelecek adına gerçekten büyük umutlar taşıyorum.
    Evet, savaşlardan ekonomik krize, açlık ve fakirlikten teröre, enerji güvenliğinden iklim değişikliğine kadar dünyamız birçok önemli sorunla karşı karşıya bulunuyor. Özellikle ekonomik sorunlar, ortaya çıkardığı sosyal sonuçları boyutuyla hepimizi yakından etkiliyor.
    Küresel sorunların çözümü için yeni bir bakış açısına, alternatif yaklaşımlara ihtiyacımız olduğu artık aşikar hale gelmiştir. Herkesi kucaklayan, adil, paylaşımcı, farklılıkları zenginlik olarak gören, güven esasına dayalı ve demokratik meşruiyeti olan bir düzeni artık tesis etmek; İnsan onuruna yakışır, hiç kimseyi sofranın dışına itmeyen, kimseye öteki muamelesi yapmayan bir dünya inşa etmek zorundayız.

    Ben şahsen risk ve tehdit algısına dayalı bir dünya tasavvurundan, güven ve dayanışma esasına dayalı bir küresel düzene geçişin mümkün olduğuna inanıyorum. Doğulu, batılı, Müslüman, Hristiyan, dindar, seküler, zengin, fakir, siyah, beyaz hepimizin insanlık ortak paydasında bir tarağın dişleri gibi eşit olduğumuzu bilmeliyiz. Hepimizin paylaştığı insanlık vasfı, en temel ve evrensel değerimizdir. 21'inci yüzyılı bir barış ve huzur asrına çevirmek de kesinlikle ve kesinlikle bizim elimizdedir.
    İnsanı değil gücü, değeri değil çıkarı, ilkeyi değil faydacılığı esas alan bir siyaset anlayışı, ne ulusal, ne de küresel düzeyde sorunların çözümüne katkı sunamaz. Şunu artık görmek durumundayız; 21. yüzyılda sorunlarımızı kaba kuvvet ve askeri yöntemlerle çözmek mümkün değildir. Terörizme karşı her yerde mücadele etmek, sivil ve masum vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak zorundayız. Fakat asıl maharet, zihinleri ve gönülleri kazanmaktır. Gönülleri fethetmemiş bir güç, meşru ve yapıcı olabilir mi? Medeniyet kurucu bir aktör haline gelebilir mi?”

    BİGANE VE İLGİSİZ KALAMAYIZ

    Türk dış politikasını barış ve insan odaklı bir çerçeveye oturtmanın gayreti içinde olduklarını ve 7 yıl boyunca bu noktada çok önemli mesafe katettiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, bugün Türkiye'nin adil, paylaşımcı ve herkesi kucaklayan siyaset anlayışını kendi bölgesinde başarıyla uyguladığına dikkati çekti.
    Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

    “(Komşularla sıfır problem) Politikası olarak ifade ettiğimiz bu yaklaşım sayesinde Türkiye bütün komşularıyla sorunlarını çözüm yoluna koymuş, ilişkilerini son derece iyi bir noktaya getirmiş durumda. Biz, bölgemizde ve dünyamızda yaşanan gelişmelere bigane ve ilgisiz kalamayız. Biz, nasıl Türkiye'nin içinde barış ve istikrar istiyor ve bunun için gayret sarf ediyorsak, bölgemizde de aynı çabayı gösteriyoruz. Zira etrafı sorunlarla, çatışmalarla, savaşlarla, kaosla dolu bir Türkiye'nin barış ve huzur içinde olması düşünülemez.

    Öte yandan bölgemizdeki sorunlar, aynı zamanda küresel sonuçları olan ve herkesi ilgilendiren sorunlar. Bu yüzden bölgemizde izlediğimiz yapıcı ve barışçı politika, sadece bölgesel değil, aynı zamanda küresel barışa hizmet etmiştir, etmeye de devam ediyor.

    Bu bakış açısıyla Avrupa ve Balkanlardan Kafkaslara ve Orta Doğu'ya uzanan geniş ve dinamik coğrafyada herkesle iyi ilişkiler kurmak için çaba gösterdik ve bu noktada çok ciddi mesafeler aldık. Ülke içinde yürüttüğümüz çok boyutlu iç politika anlayışını dış politikaya da uyguladık ve bölge ülkelerinin tamamıyla, dünya ülkelerinin tamamıyla karşılıklı iletişim ve işbirliğini geliştirmenin gayreti içinde olduk.

    Bugünün dünyasında, gerek iç politik meseleleri, gerek dış politikaya ilişkin meseleleri tek bir sorun alanına yoğunlaşarak çözmek artık imkansız hale geldi. 'Ben önce ekonomik sorunları çözeyim, ardından demokratikleşme gelsin' demek lüksüne artık sahip değiliz. 'İçerdeki sorunları çözelim, sonra dış politikaya ağırlık veririz' yaklaşımı bugünün dünyasında artık işlemiyor. Her sorun alanına, aynı ağırlıkta önem vermek, aynı yoğunlukta yaklaşmak ve her birini eş zamanlı çözerek geleceğe ilerlemek durumundayız.”
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı