Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erdoğan 3.6'lık küçülmeyi nasıl kabul etti?

Dün gün boyu şu sorunun cevabını aradım.

Mahalli seçimlerden önce hükümetin piyasalar tarafından epey hayalci bulunan ekonomi hedefleri konusunda "Nuh deyip Peygamber" demeyen Başbakan Tayyip Erdoğan nasıl oldu da 2009 yılı için -3.6'lık bir küçülme hedefini kabul etti?

Soru önemli çünkü global ekonomik krizin en sancılı günlerinde bile Erdoğan 2009 yılı için yüzde 4'lük büyüme hedefinden asla taviz verilmeyeceğini açıklamıştı.

Oysa hafta sonu Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, Erdoğan'a sunduğu katılım öncesi ekonomik program ve hükümetin yeni ekonomi hedeflerini "sorunsuz bir biçimde" kabul ettirdi.

Peki, nasıl oldu da geçen aya kadar yüzde 4 büyüme hedefinde ısrar eden başbakan bırakın büyümeyi -3.6'lık bir küçülme hedefine razı oldu?

Merak etmeyin artık anlamsızlaşan şu "teğet geçti/geçmedi" tartışmasına girecek değilim. Zararın neresinden dönülse kardır.

Önemli olan hükümet bundan sonra ekonomi yönetiminde piyasalara güven versin.

Öğrendiğim kadarıyla burada üç şey çok etkili olmuş.
1- Nazım Ekren başkanlığındaki ekonomik koordinasyon kurulu Başbakan'a en ince detaylarına kadar çalışılmış çok gerçekçi bir program sunmayı baştan kabul etmiş. Hem Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek hem de Maliye Bakanı Kemal Unakıtan bu konuda Ekren'e tam destek vermiş. Hazine, maliye ve planlama bürokratları gerçekçi bir program yapmak için ciddi çaba sarf etmiş.
Nitekim bu uyum üç bakanın birlikte düzenlediği basın toplantısına da yansıdı.
2- Ekonomik krizin seçim sonuçları üzerindeki etkisi Başbakan için ciddi mesaj olmuş. Hükümet üyeleri kendi içlerinde yaptıkları değerlendirmelerde son 6 ayda piyasalara güven vermek konusunda çok ciddi bir yara alındığını, kredibilite kaybına uğrandığını kabul ediyor. Bu yüzden hazırlanan planda en çok "iç tutarlılık ve kredibilite" öne çıktı.
3- IMF ile yapılacak yeni bir stand by öncesi tablo tüm çıplaklığı ile görünsün kamuoyu şimdiden 2010 ve 2011'e hazırlansın istenmiş. Dikkat ettiyseniz ekonomi bakanları 2010'da yüzde 3.3, 2011'de ise yüzde 4.5 büyüme hedefi açıkladı. Yani piyasalara "2009 büyüme açısından kayıp yıl herkes hesabını 2010'da yeniden büyümeye göre gözden geçirsin" mesajı verildi.
2009 yılının -3.6 olması baz yılı etkisi dikkate alındığında Türk ekonomisinin 2010'da eğer global ekonomik kriz beklendiği gibi toparlanma sürecine girerse hızlı bir sıçrama yapmasına olanak verecek.
Anlayacağınız Başbakanın 2009 yılı için küçülmeye ikna olmasında baz yılı etkisi de etkili oldu. Bu yıl acı gerçekle yüzleşip 2010 ve 11'e odaklanmak hükümet açısından genel seçimlerin de 2012'de yapılacağı varsayılırsa çok daha akılcı bir yol.

Fakat en önemlisi bence başbakan Erdoğan dün açıklanan katılım öncesi ekonomik programla hükümetinin seçim sonuçlarını hazmettiği mesajını verdi.

Sonuçlar siyasetten ekonomiye herkese "normalleşme" mesajı vermişti.

Bu programla hükümet en azından ekonomide "mesajı aldım gereğini yapacağım" demiş oldu. İlk adım kendi içinde tutarlı bir plan açıklanarak atıldı.

Darısı asker-hükümet-medya ilişkilerinden, uluslararası ilişkilere her alanda normalleşmeye.

X