Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erdal Sağlam: Liderlere ekonomi brifingi lazım

Erdal SAĞLAM

Bir süredir, programından sapma belirtileri gördüğümüzü koalisyon partilerinin, eski ‘‘popülist’’ tavırlarına dönme eğilimleri olduğunu yazıyoruz.

Bunlar, ‘‘Aman programdan sapma olmasın’’ veya ‘‘Politikacılar rehavete girmesin’’ diye yapılan abartılı uyarılar olarak algılanabilir. Zaman zaman bu tür uyarılar da yapmaya çalıştık. Ancak; son uyarılarımızın içinde abartı yok...

Kısacası; mevcut durum gerçekten kaygı verici...

Bu hafta içinde birliklere ilişkin yasa çıkmazsa Dünya Bankası'nın ekonomik reform kredisi suya düşecek. 750 milyon dolarlık kaynağın suya düşmesini bir kenara koyun, şimdiye kadarki bütün çabaların boşa gitme tehlikesi var. Dünya Bankası'nın 5 milyar 250 milyon dolarlık toplam destek paketi tehlikeye girdiği gibi, programın geleceği de tehlikeye girecek.

Eğer Türkiye yapısal tedbirleri uygulamakta kararsız kalır ya da geciktirirse, zorunlu olarak, IMF'yle imzaladığımız stand-by anlaşması da tehlikeye girecek.

Anlaşmanın tehlikeye girmesi ne demek biliyor musunuz?

Bu, IMF'nin ‘‘Türkiye programdan vazgeçti’’ açıklaması yapması, yani dışarıdan desteğin tamamen durması, içeride, başta faizler olmak üzere şimdiye kadar elde edilen kazanımların tümüyle kaybedilmesi, yani ekonomik kriz demek...

Geçen hafta ekonomi bürokratlarının ‘‘siyasi kararlılık’’ konusunda ciddi endişeler duymaya başladığını söylemiştik. Bu güvensizliğin son günlerde daha da arttığını vurgulayalım. Cumhurbaşkanı'nı seçtikten sonra dönüp ‘‘Ekonomiye döneceğiz’’ demelerine rağmen, hiçbir somut adımın atılmaması, moralleri çok bozuyor.

İşte bu nedenle diyoruz ki; ekonomi yönetimi durumun vahametini bir an önce koalisyonu oluşturan üç partinin liderine anlatmalı. Gelinen yol, acil alınması gereken kararlar bir an önce özetlenip, yeniden ‘‘siyasi irade’’ istenmeli.

Bence bu da yetmez; ekonomi bürokratlarının bütün hükümet üyelerine, belki liderlerin bütün bakanların bulunmasını şart koşmasıyla, aynı brifingi vermeleri lazım. Tekrar tekrar, gerekli kararların alınmaması halinde başımıza gelecekleri teker teker, bütün sorularına da yanıt vererek açıklamaları gerekiyor.

MUTABAKAT BELGESİ YETMİYOR

Daha önce de yazdık; iktidar partilerindeki milletvekilleri hükümet olmanın ilk heyecanını üstlerinden atıp, ‘‘Biz de bir şeyler alalım’’ demeye başladılar. Bakanlar da bu baskıları hükümetin işlerine yansıtmaya başladılar.

Birlik kanunu buna en iyi örnek. MHP'li Bakan ‘‘Uzlaşacağız’’ diye tasarının TBMM'ye gelmesini geciktirdi, DSP'li Plan Bütçe Komisyonu Başkanı da şimdi, ‘‘Birliklere atama yapmak için bize bir şey kalmıyor’’ diye tasarınn görüşülmesini geciktiriyor. Bu kafayla, komisyondan geçse bile genel kuruldan nasıl geçecek?

Popülizmin hortlamasında iş áleminin de çok önemli payı var.

O zaman iş sadece bürokratlara düşmüyor. Başbakan'a ‘‘enflasyonla mücadele mutabakat belgesi’’ imzalatmakla iş bitmiyor. Bu kuruluşların kendi üyelerine de ‘‘Artık bir şey istemeyin’’ demeleri lazım. Bence bu kuruluşların hükümete gidip, ‘‘Programdan sapmayın, gerekli kararları hemen alın’’ diye uyarmaları lazım...

Yoksa Türkiye enflasyonu yine yenemediği gibi, ekonomik krize de gidecek...

X