"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Erdal Sağlam: Krizi fırsat olarak bilenler

Erdal SAĞLAM

EKONOMİDE bozulan dengeler herkesi paniğe sokarken, usul usul, el altından, yangın telaşı fırsat bilinerek, yine birileri mal kaçırmaya çalışıyor.

Mali kesimde özellikle dealarlar arasında ‘‘Her kriz aynı zamanda bir fırsattır’’ deyişi çok yaygındır. Günü kurtarmaya çalışan, kar maksimizasyonunu herşeyin üzerinde gören, bu sistem içinde faaliyet gösteren kişilerin bu bakışını, belki de yadırgamamak gerekiyor.

Burada görev, her krizin birileri için fırsat olmasını engelleyecek olan ülkeyi yönetenlere düşer. Bu görev herşeyden önce, birilerinin nemalanacağı krizleri yaratmamak, krizin çıkmasını oluşturan ortamı baştan engellemektir.

Hadi, o veya bu şekilde krizin çıkmasını engelleyemediler diyelim, o zaman krizi yönetmek ve bu krizden birilerinin nemalanması engellemek, ülke yararına krizi çözmek gerekir.

Ama ülkeyi yönetenlerin bir bölümü de, krizi bir fırsat olarak görüyorlarsa...

Bu krizden nemalanan çok oldu. Başta da bu krizin çıkışını fitilleyen bazı yerli ve yabancı bankalar bu işten çok kár ettiler. Gerçi, krizin, sonuçta kendi varlıklarını eritecek noktaya ulaşacağını göremedikleri için, krizin son aşamasında yara alanlar oldu. Bir kısmı euro tahvillerini düşünemedikleri için, buradan ettikleri zarar iç piyasadaki ettikleri karı neredeyse götürdü, kimisi yabancı bankaların line'larını kapatmalarından ötürü bir miktar zarar gördü. Ama sonuçta, çok likit olan ve piyasayı karıştırmakta hiç bir beis görmeyen bir özel banka başta olmak üzere, bazı bankalar önemli karlar elde ettiler, dolayısıyla bazı bankalar da zararlı çıktı....

Aslına bakarsanız IMF de bu krizden kárlı çıkanlar arasında. Kriz öncesinde, geçen ay geldiklerinde hükümetten isteyip de alamadıkları bir çok önlemin sözünü aldılar, yapılmayan bir çok şeyin yapılmasını, bu kriz sayesinde sağladılar.

İSTANBUL'A FIRSAT SUYU

Bu arada bir haber vardı ki, bu hay huy arasında üzerinde duramadık ama bize gerçekten çok dokundu. Biliyorsunuz İzmit Su Projesi, Yuvacık Barajı var. Bu proje milyarlarca dolara mal oldu ve amacı İstanbul'a içmesuyu sağlamaktı. Bu projeler devreye girdi ama İstanbul Belediyesi satılacak suyu pahalı bulduğu için, su almadı. Proje yap-işlet-devret yöntemine göre gerçekleştirilmişti ve yapan şirket, en baştan, suyu ürettikten sonra eğer kimse almazsa devletten suyun parasını tahsil etmeyi garanti altına almıştı. Şimdi milyarlarca dolara malolan bu projenin kurallarına göre, buradaki su derelere akıtılıyor, Hazine de daha önce taahhüt edilen parayı şirkete şakır şakır ödüyor. Yani su akıyor, bizimkiler parayı verip, bakıyor....

1,5 yılda Hazine'nin boşa akan suya ödediği para 180 trilyon lirayı buldu...

Bu yamyamlığı biliyorduk ama son kriz sırasında duyduğumuz, çıldırtan haber bu yamyamlığın üzerine tüy dikti. Konuyu DSİ Genel Müdürüne de sorduk; efendim 1996 yılında Sakarya'dan İstanbul'a su getirilmesi için proje hazırlanmış ve Japonya'dan kredisi sağlanmış, bile. İşte geçen günlerde bu projenin mukaveleleri imzalanmış, gelecek yıl bahar aylarında da inşaata başlanacakmış. Projenin ilk aşaması 1 milyar dolarmış. Bir sürü boru döşenecek, tüneller yapılacak ve Sakarya'nın suyu İstanbul'a içmesuyu olarak gelecekmiş. Sıkı durun, bu projenin ilk aşaması 1 milyar dolarmış, daha sonra baraj yapımı, hattın güçlendirilmesi derken toplam proje bedeli 4 milyar doları bulacakmış. Projede çok sayıda müteahhit yeralıyormuş.

Bunun parasını da Hazine ödeyecekmiş. Hem de 2003'den başlayarak....

Herkes yangın sırasında can telaşındayken, başlatılan işi görüyor musunuz?

PROGRAMCI İŞADAMLARI

Bu arada ‘‘yangından mal kaçırmak’’ deyince bir noktayı daha atlamamak lazım. Hani, kriz sırasında faizler binlere vurunca, işadamları Başbakanlığa aniden gelip yapılan görüşmeden sonra ‘‘Hükümete program konusunda desteğimizi belirttik’’ açıklamaları var ya...

İşadamları krizi seyrederken, bankalar kaynak faizleri çok yükselince kendilerine dönüp, ‘‘Hani aldığınız krediler var ya, onların faizlerini de yükseltin’’ dedikleri an, birdenbire ‘‘programcı’’ oluverdiler. Şimdi hazırlık yapmışlar, önümüzdeki günlerde Başbakanla görüşeceklermiş, sıkıntılarını söyleyeceklermiş. Sonuçta olacak şu; ihracat ve üretim için daha ucuz, sübvansiyonlu kredi, denizcililer ödemedikleri 200 milyon dolarlık kredilerinin uzatılmasını, özelleştirilecek kamu bankalarından daha fazla kaynak, esnaf kredisi artışı, vergi vergi kolaylıkları istenecek.

Bunların programcılığı böyle... Hani ortalık karıştı, Hükümet herkesten destek istiyor ya, bunlar ödemeyip erteleme isteyecekleri yeni krediler, vergi kıyakları istemeyi fırsat bilecekler...

Yangın varken ya da yokken kaçan malların parasını da halk ödeyecek. İnsaf...

X