"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Erdal Sağlam: Bankalar üzerinden TOBB popülizmi

Erdal SAĞLAM

Sektör temsilcisi olan ya da haddini aşan krediler kullanıp da ödemekte güçlük çeken işadamları, yıllardır bankaları eleştirirler. Neredeyse ekonomide oluşan dengesizliği, tümüyle bankaların üstüne yıkarlar.

En çok eleştirdikleri husus da, sanayi ve ticaret erbabına (yani kendilerine) kredi vermeyip, Hazine'ye çok yüksek faizlerle borç verip, çok para kazanmalarıdır.

Yılbaşında ekonomik programla birlikte, yüzde 100'lerde seyreden Hazine faizleri aniden yüzde 35'lere inince, bu eleştiriler aniden kesildi. ‘‘Bankalar çok düşük faizle Hazine'ye borç vermeye başladılar, zarar edecekler’’ ya da ‘‘Hazine faizleri bankalar açısından cazip olmaktan çıktı, topladıkları paraları şimdi bize kredi olarak verecekler’’ diye eleştiremeyecekleri için, sustular.

İşadamlarının bankalara ilişkin suçlamaları, geçen hafta hortladı.

Bankaların açıklanan vergi listelerinde ilk sıraları paylaştıkları görülünce, aynı kişiler yeniden sahneye çıkıp, ‘‘banka düşmanlığı’’ yapmaya başladılar.

Bizce kendileri de bu eleştirilerinde haksız olduklarını ya da tek taraflı suçlama yaptıklarını çok iyi biliyorlar, ama yapıyorlar...

Nedeni de açık; yakında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Kurulu yapılacak ve bankaları suçlayan üç kişi de Başkanlığa aday...

Yani, popülizm yapıyorlar. TOBB delegeleri içinde, zaman zaman bankalarla kredi geri ödemeleri nedeniyle karşı karşıya gelmiş çok sayıda küçük ve orta ölçekli işletme sahibi bulunduğunu iyi biliyorlar. Bu delegelerden, banka düşmanlığı yaparak oy almayı umuyorlar.

Halbuki, geçtiğimiz dönemde gerek bu açıklamaları yapan kişiler, gerekse de oy bekledikleri delegelerin neredeyse tümü, aynı zamanda, bankalarda yüksek faizle mevduat yapmış, yüksek repo faizleri almış kişiler.

İyi biliyorlar ki, bankalar bir ödünç para müesseseleridir. Topladıkları paraları, başka yerlere ödünç verip aradaki farktan para kazanan müesseselerdir. Yine iyi bilirler ki; eğer devletin açığı çok fazla olmasa Hazine bu kadar yüksek borçlanmaya gitmez, dolayısıyla bu kadar yüksek faizle borçlanma ihtiyacı duymazdı. Yani, asıl suç bankalarda değil, yüksek borç isteyen yönetimde.

Ne ilginç bir kısır döngü değil mi? Politikacılar ‘‘seçim kazanma’’ kaygısıyla popülist harcamalar yaptıkları için bütçe açıklarını büyütüyor, bu nedenle de Hazine bankalara yüksek faizler ödeyerek borçlanmak zorunda kalıyor.

Sonra da, politikacıları popülistlikle suçlayan işadamları, yine ‘‘seçim kazanma’’ kaygısıyla, kendi işletmeleri gibi işi para kazanmak olan, bankaları suçluyorlar.

Görüldüğü gibi hep aynı ucuzculuk, hep aynı yüzeysellik, hep aynı kolaycılık.

Bülent Erkmen'in ‘‘32 Büst’’ isimli kitabına çıplak poz veren aydınlara, neden bu projeye katıldıklarını sormak yerine, milli çıplaklara işi yorumlatarak, işi, ‘‘halkın aydın taşlama zevki’’ne dönüştüren basının yaptığı da ucuzculuk.

Kendisine bağlı bankayı, üç-beş partiliyi daha işe yerleştirmek, bir-kaç şirketi kurtarıp liderinin gözüne girmek adına, tam anlamıyla özelleştirmeye, ‘‘anayasa engeli var’’ diye karşı çıkan bakanın yaptığı da ucuzculuk, delegelerin ‘‘banka düşmanlığı’’nı kaşıyan işadamlarının yaptığı da...

X