Erçel, biberi bıraktı ‘suşi’yi örnek gösterdi

Hürriyet Haber
14.09.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

MERKEZ Bankası Başkanı Gazi Erçel, ‘‘Bir ülkede Japon lokantaları artıyor, suşi resmi yiyecek oluyorsa, bu yatırım olanağının arttığını, dünya ile iletişimin iyi olduğunu gösterir. İstanbul'da Japon lokantalarının sayısı 2'den 10'a çıktı’’ dedi.

DIŞ Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesindeki Türk-İngiliz İş Konseyi tarafından Londra'da düzenlenen toplantıya katılan Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, ekonominin iyi gittiğini, ilginç bir örnek ile anlattı. Bir ülkede gece kulüplerinin artmasının ‘‘kötü gösterge’’ olduğunu söyleyen Erçel, şöyle konuştu:

‘‘Gece kulüpleri artıyorsa, orada bazı sorunlar ve kara para var demektir. Çin lokantaları artıyorsa ekonomi dünyaya açılıyor ve ekonomi büyüme yolunda gidiyor demektir. Japon lokantaları açılıyor ve suşi neredeyse resmi yiyecek oluyorsa o ülkenin dünya ile iletişimi çok iyidir. Gelir dağılımında bazı problemleri vardır, ama yatırım için çok iyi olanaklar mevcuttur. İstanbul'da Japon lokantalarının sayısı 2'den 10'a çıktı. Çin lokantaları aynı sayıda ve gece kulüpleri ise hızla azalıyor.’’

Erçel, üç yıllık enflasyonla mücadele programının devreye girdiği ilk günlerde, kadınlara verdiği konferansta, ‘‘Sivri biber çok pahalı. Siz de biber yemeyiverin’’ demişti.

Konferanstaki konuşmasında, enflasyonun 1986 yılından beri en düşük seviyelere gerilediğini tekrarlayan Gazi Erçel, istikrar programının uygulamaya konması ile birlikte faizlerin düştüğünü, turizm gelirlerininn arttığını, bu yılki büyüme ile toplam gelirin de artacağını söyledi. Erçel, dış ticaret açığının da korkulacak bir düzeyde olmadığını kaydederken, Türkiye'nin bu açığı finanse edecek döviz stoğuna sahip olduğuna dikkat çekti.

Türkiye'nin 2001 ve 2002 yılında enflasyonu tek haneye indirmek için mücadele ettiğini hatırlatan Gazi Erçel, ‘‘Dünyaya açığız, istikrar ve reform programımız iyi gidiyor, uluslararası yatırımcılar için fırsatlar sunuyoruz’’ dedi..

Suşi nedir?

JAPON mutfağının ünlü yemeği ‘suşi’nin (Sushi) hazırlanışı için; pirinç, sirke, şeker, Wasabi (Bonağacı kökünden yapılmış acı sos), taze ve çiğ balık, haşlanmış karides, haşlanmış ahtapot, balık yumurtası, Japon midyesi, yosun, salatalık, zencefil turşusu ve soya sosu gerekiyor. Pirinçler lapa oluncaya dek kaynatılıyor. Sirke, şeker ve tuz ekleniyor. Lapa pirinç küçük toplar haline getiriliyor. Topların üzerlerine Wasabi sosu sürülüyor. Daha sonra üzerine istenen deniz ürünü (Somon, karides, ton) yerleştiriliyor. Pirinçli deniz ürünleri 20x10 cm ebatlarında kesilmiş yosunların üzerine konuluyor. Zencefil turşusu veya soya sosu ile servis ediliyor. İstanbul'da Swiss Otel'de Myako, Hyatt Regency'de Takara Bune, Taksim'deki Udonya, Ninja, Sun Set, Laila içinde yer alan Sashi Bala Japon mutfaklarından özel mönüler sunuyor. Japon mutfakları dünyanın en pahalı mutfakları arasında yer alıyor. Tamamıyla taze malzeme ve deniz ürünlerinin kullanıldığı Japon lokantalarında, deniz ürünlerinin kesimi için de özel bir kasaplık gerekiyor. Örneğin ton balığının sadece filetosundan yararlanılıyor ve etin gevşek olması halinde başarılı bir Sushi elde edilemiyor. Suşi, yemek öncesi veya arası aperatif olarak alınıyor. Suşi'nin altı parçalık porsiyonunun fiyatı bazı Japon lokantalarında 5 milyon lira düzeyinde bulunuyor. Bir Japon lokantasında en ucuz karın doyurmanın faturası 25-30 milyon liradan aşağı düşmüyor.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı