Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Yasada yeri olmayan bir durum yaratılıyor

Ercan KUMCU

BANKACILIK sisteminin likiditeye en fazla muhtaç olduğu bir dönemde Merkez Bankası, bankalara ‘‘Döviz getirmezseniz TL vermem’’ dedi. Kriz ortamında böyle bir strateji, ancak bir yerlerden döviz girdisi olacağının bilindiği durumlarda yapılabilirdi. Herkes IMF'den para geleceğini sandı.

Cuma günü akşam saatlerinde IMF bir açıklama yaptı. Beklenen IMF yardımının, şartlar sağlandığı takdirde, yıl sonuna kadar gerçekleşebileceği söylendi. Bir başka deyişle, yakın zamanda piyasaları rahatlatacak bir döviz girişi olmayacak. Piyasalar ateşin içine atıldı. Bankalar likiditesizlikten kıvranıyor.

MALİYETLER DEĞİŞTİ

Devletin iç borcu 40 milyar doların biraz üzerinde. İç borcun neredeyse tamamı bankacılık sektörünün üzerinde. Bankalar, devlet iç borç toplamının yaklaşık yüzde 80'ini bu yıl içinde ortalama yüzde 34 faiz getirisiyle ellerinde tutuyorlar. Çünkü, o dönemlerde bankaların maliyet yapıları, faizlerin daha da düşeceği beklentisi altında, yüzde 30'larda devlete borç vermeyi kurtarıyordu.

Bankaların maliyet yapıları radikal bir biçimde değişti. Bir aylık mevduat faizinin yüzde 75'lere tırmandığı söyleniyor. Söyleniyor diyorum, çünkü, şu sıralarda parası olanlar bankalara istedikleri faizi dikte ettirebiliyorlar. Gecelik repo faizi yüzde 1700. Yalnızca hafta sonu için borçlanılan paranın maliyeti yüzde 15'e yaklaşıyor.

Bankalar arasında bir gecelik dolar faizi yüzde 40 civarında. Söylentiye göre, bir hafta için verilen dolar borcu, bankalar arasında, yüzde 75'e kadar çıkmış. Dolar faizi iki hafta önceki TL faizlerini geçmiş durumda.

Kısacası, bankaların fon maliyeti arttı, yatırımlarının getirisi ise maliyetlere göre gülünç bir düzeyde. Ellerindeki Hazine bonolarını satıp bilançolarını küçültmeye çalışsalar, faizlerin yükselmesi nedeniyle bankalar daha da büyük zarar edecekler. Geçici olacağı varsayımıyla, bankaların bugünlerde buldukları paraya vermeyecekleri bir maliyet yok.

En güçlü bir bankacılık sisteminin dahi bu denli bir fiyat oynamasına tahammül edebilmesi mümkün değildir. Piyasalarda oluşan faizlerin bankalarca alınan fiyat riskinin gerçekleşmesi olduğunu savunmak artık imkánsız hale gelmiştir.

Mali piyasalarda, açık ifadesiyle, bir ‘‘yönetim krizi’’ yaşanmaktadır. Yanlış uygulamalar sonucunda faizlerin bu denli yükselmesine seyirci kalınması bir yana, faizlerin daha da yükselmesi alınan kararlarla teşvik edilmiştir.

KABAHATLİ KİM?

Tüm bankacılık sistemi çok zor bir duruma sokulmuştur. Bugüne kadar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na alınan bankaların mali durumlarının bozulmasının nedenleri ‘‘kötü idare’’ ve ‘‘hissedarların banka kaynaklarını kendi çıkarlarına kullanması’’ olarak özetlenmişti. Bu aşamada, zor duruma düşebilecek bankalara bu yakıştırmayı yapmak olanak dışıdır. İki hafta önceye kadar, sistemde sağlıksız banka yok deniyordu.

Bu ortamda, bankalar, ümit etmiyoruz ama, mali piyasaların devlet tarafından kötü yönlendirilmesi sonucunda kötü duruma düşebileceklerdir.

Bankalar Kanunu böyle bir durumu öngörmemişti!

X