Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Testi kırılınca kızmaya hakkımız yok

Ercan KUMCU

Bankalarımızı ve bankacılarımızı eleştirirken çok dikkatli olmamız gerekiyor. Her iş kolunda çürükler vardır. Her meslek grubunda sorumluluklarını yerine getirmeyenler ya da yetkilerini kötüye kullananlar vardır. Ama, münferit olaylar tüm sektörün lekelenmesi için bahane yapılmamalıdır. Bunun maliyeti yüksektir.

Yaklaşık bir yıldır bankacılık sektörü ve bankacılar çok eleştirildi. O kadar ileri gidildi ki, bu sektörde çalışanlar rahatsız oldular. Bir zamanların en gözde sektörü neredeyse yasa dışı işler yapanlarla bir tutulmaya başlandı. Yolsuzlukların üzerine gidiliyor diye sevinirken ekonominin can damarını tıkamaya başladık. Biraz tıkadık da.

SORUN VE ÇÖZÜM

Kamuoyu gözünde, ekonomideki tüm olumsuzlukların sorumlusu bankacılık sektörü oldu. Faizler arttı. Bankacılık sektörü sorumlu tutuldu. Krediler geri çağırılmaya başlandı. Bankacılar kabahatli bulundu. Krizin ortasında herkes kendi parasına sahip çıkmaya çalışırken, 'bankacılar kendi aralarında tepişiyor' dendi. Seyirci kalındı.

Aslında, bütün bu yakıştırmaların gerçeklerle hiçbir alakası yok. Bankalarımız ve bankacılar ayakta kalma mücadelesi veriyorlar. Bu mücadele içinde yıl sonu bilançolarının kabul edilebilir bir yapıda olmalarına çalışıyorlar.

Bu çerçevede, bin liraya aldıkları hazine bonolarının fiyatlarını bilançolarında beş yüz lira göstermemek için yılın son günlerinde göstermelik işlemlerle bono fiyatlarını bin yüz liraya çıkarıyorlar. Bunu bir banka değil, tüm sistem yapıyor.

Yapılanlar elbette doğru değil. Ama, bu oyunlar yapılmayıp da bilançolar olduğu gibi gerçeği yansıtsalar ne olacak? Zarar ettiğini itiraf eden bir bankacılık sektörü itibarlı olabilir mi? Normalde önlenmesi gereken bir duruma syirci kalınmak zorunda kalınıyor.

Zarar ediyorum diye bas bas bağıran bankacılık sektörüne vatandaşlar mevduat yapmazlar. Batmış izlenimi veren bir bankacılık sektörüne yurt dışındaki bankalar kredi açmazlar. O taktirde, beklediğimiz yabancı sermaye ülkemize nasıl gelecek?

Sorun, sektörün yalan söylemesi değil, yalancılığa itilmesidir. Çözüm, sektörün yalanlarını bulmak değil, yalancılığa gerek duyulmayacak ortamın yaratılmasıdır.

Okullarda bazı öğrenciler kopya çekebilir. Ama, bütün sınıf kopya çekiyorsa, bir sorun var demektir. Ya sınav öğretilenlerin öğrenildiğini sınamıyordur ya da öğretildiği sanılan konular öğretilmiyordur. Sorun öğrencilerde olduğu kadar, belki de fazlasıyla, öğretenlerdedir de. İşte, bankacılıkta da durum böyle.

AKLIMIZ NEREDEYDİ?

Bugünlere gelirken bankalarımızın aldıkları riskleri hiç sorgulamadık. Ortalama iki ay vadeli kaynaklarıyla bankalarımızın iki yıllık Hazine bonolarını almaları hiç kimseyi rahatsız etmedi. Borçlandıkları dövizleri satıp TL'ye geçerek Hazine bonosuna yatırım yapan sektöre 'ne yapıyorsun?' denmedi. Çünkü, bankalarımız, aşırı riskler alarak sürdürülemez olan ekonomik dengelerin biraz daha sürdürülebilmesini sağladılar.

Şimdi, 'testi kırıldı' diye şikayetçiyiz. Şikayet etmeye hiç de hakkımız yok. Küfür ederek değil, serin kanlı düşünerek bankacıkık sektörünün sorunlarını çözmek zorundayız Bu konuda Üst Kurul'a çok büyük sorumluluklar düşüyor.

Devamı yarın.

X