Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Şimdi farkına varıyoruz






Ercan KUMCU

IMF Türkiye'ye vereceği mali desteğin 1.5 milyar dolarlık bölümü için yapacağı toplantıyı bir kez daha erteledi. Hatırlanacak olursa, toplantı tarihi ilk olarak 25 Haziran olarak açıklanmıştı.

Toplantının ertelenmesinin nedeni çeşitli. İşin özünde Türkiye'nin söz verdiği reformları tam olarak yapmamak için direnişi var. IMF'ye niyet mektuplarını yazarken söz verdiğimiz reformların ne olduklarını, ne anlama geldiklerini fazla irdelemiyoruz. İş yapmaya gelince de, ülkede doğal bir muhalefet oluşuyor.

IMF'nin bu kez gösterdiği tavır biraz kafaları karıştırdı. Çünkü, son dönemde söz verilen reformlar ite kaka yapılmaya çalışılıyordu. Bunu IMF de biliyordu. Alınan kararların bazıları idari süreçte yürüyordu. Bazılarında ise hukuki sorunlar yaşanıyordu.

EKSİKLER

Örneğin, Emlak Bankası'nın kapatılması kararı Meclis'ten çıkmıştı. Cumhurbaşkanı'nın imzasını bekliyordu. Bu karar yürürlüğe girmediği için IMF'nin tavır alması Türkiye'deki idari sürece bir saygısızlıktı.

Toplantının ertelenmesinin arkasında Türk Ticaret Bankası'nın tasfiyesine başlanılmamış olması da olabilir. Orada da hukuki sorunlar yaşandı. Yüksek mahkemece tasfiyenin yürütülmesi durduruldu. IMF'nin tavrı Türkiye'deki hukuki sürece saygısızlıktı.

IMF, Telekom yönetim kuruluna atanan kişileri de kabul etmiyor. Eski takımın hálá yönetimde olduğunu düşünerek kurumda yeniden yapılanmanın mümkün olamayacağını düşünüyor. Haklı olabilirler. Ama, şu gerçek değişmiyor: Türkiye'nin idari atamalarına karışıyorlar, personel politikasına burunlarını sokuyorlar.

Bütün bunlar rahatsız edici. Doğal olarak, IMF'yi seven de sevmeyen de IMF'nin bu tavrına isyan ediyor. Çünkü, milli gururumuzun zedelendiğini düşünüyoruz. Bazılarımız IMF'nin bu tavrıyla Kemal Derviş'in bundan sonra siyasetçilere karşı elinin güçlenmesini hedeflediğini düşünüyor. Bazılarımız Türkiye'ye bir gözdağı verildiğini düşünüyor.

Bütün bunlar olabilir. Ama, her şeyden daha önemlisi, IMF artık Türkiye'nin ne hukuki ne de idari sistemine saygısı olmadığını açıkça ifade ediyor. Olayların buraya gelmesinin sorumlusu da yine biziz.

BİZ YAPTIK

Siyasetten bağımsız olacak diye kurduğumuz Bankacılık Üst Kurulu'nun üyelerini bir sabaha karşı görevden alıp gelecekte başka iktidarlara bu kurumu istediği gibi yönetmesi için çok tehlikeli bir yol açtık. Kamuoyu bundan hiç rahatsız olmadı. IMF de alkış tuttu.

Bankalar Kanunu'nda değişiklik yaparak getirilen cezaları geriye yönelik olarak uygulamak isteyen yine bizdik. Evrensel hukuk kurallarına aykırı olduğu bilindiği halde yasayı Cumhurbaşkanı da imzaladı. IMF yine alkış tuttu.

Bizler güle oynaya idari sistemimizi yozlaştırırken ve hukuk kurallarını ayaklar altına alırken, IMF de ya bizi bunları yapmaya zorluyordu ve/veya yaptıklarımıza alkış tutuyordu.

Gelinen noktada artık şikáyet etmeye hakkımız yok. IMF ne derse yapacağız. Kızsak da, milli gururumuz zedelense de, söylenenleri tam olarak yapacağız. Artık teslim olmaktan başka bir seçeneğimiz yok.

22 Şubat günü serbest kura geçmenin daha çok maliyetleri olacak.

X