Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Şikáyet ederek sonuç alınamıyor

Ercan KUMCU

EKONOMİK krizlerin nedenleri ne olursa olsun, tüm krizler mutlaka bankacılık sektörünü de ilgilendirir. Bankacılık sektörünün etkilenmediği bir kriz yoktur.

Türkiye'de ne zaman bir kriz olsa, işadamlarımız tası tarağı toplayıp Ankara'ya giderler. Başbakan'la görüşürler. Teşvik isterler ve bankaların dövülmesini rica ederler.

Bankalar ekonomik krizlerin daima ortasındadırlar. Kredileri geri çağırırlar. Mevduatları ödemekte nazlanırlar. Sistem kilitlenir. Endüstriyel ilişkiler bozulur.

HERKES ANKARA'YA

İşler sarpa sarınca, bankacılar da Ankara'ya giderler. Başbakanlar bankacılara yüz vermezler. Onlar ancak Merkez Bankası Başkanı, Hazine Müsteşarı ve en iyi olasılıkla ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı ile görüşebilirler.

Görüşmede, bankacılar işadamlarını şikáyet edip verdikleri kredilerin geri ödenmesini talep etmezler. Çünkü, bankacılar da bilirler ki, verdikleri krediler işadamlarının cebinde durmaz. Bir yerlere yatırım olarak gitmiştir.

Bankacılar mali sisteme daha fazla para verilmesini talep ederler. Yanlış anlaşılmasın. Teşvik istemezler. Borçlanma olanaklarının artırılmasını talep ederler veya devletçe el konulan paralarının kendilerine ödenmesini isterler.

Bankalarımız ve işadamlarımız yıllarca beraber çalışmışlardır. Bankalar, işadamlarımızın derdinden biraz anlasalar da, işadamlarımızın bankaların ne yaptıkları konusunda henüz en ufak bir fikirleri yoktur. Olsaydı, Ankara'ya kadar gidip Başbakan'dan yardım istemezlerdi.

Şimdi ne olacak? Hiç. Siyasi irade bugünlere gelinmesini önleyebilseydi, zaten bir şey yapmaya gerek kalmayacaktı. Bugünlere gelinmesini önleyemeyenler, bugünlerden çıkışı da o kadar kolay sağlayamazlar. Bekleyeceğiz.

Beklerken daha tatsız şeyler olacak. Ekonomik büyüme duracak. Bazı işyerleri kapanacak. İstihdam olumsuz etkilenecek. İşadamlarımızın şikáyetleri artarak devam edecek.

Bu arada bankacılık sektörü de zilleri takıp oynamayacak. Krizle beraber, bankalar zaten büyük kayıplara uğradı. Kayıplarının finansmanı için paraya ihtiyaçları var. Şimdi, ekonominin durgunluğa girmesiyle beraber, verdikleri kredilerin kalitesi de bozulacak. Kötü krediler artacak. Zaten iyi bir dayak yemişti, yerde kıvranırken, bir de tekme yiyecek.

Bankacılık sektöründe de istihdam olumsuz etkilenecek. Tasarruf amacıyla, bankalar şube sayılarını azaltacaklar.

Fon'daki bankalarda 18.000 kişi çalışıyor. Bu bankalar satılamazsa, tafsiye edilmeleri gündeme gelecek. Tasfiye edilmeleri, çalışanların işlerini kaybetmeleri demektir.

ÇÖZÜM İSTANBUL'DA

Görülüyor ki, kimsenin kimseyi şikáyet edecek hali yok. Şu sıralarda herkes kendi derdinde. Gemisini kurtaran kaptan. Karşılıklı ilişkilerin gerilmesi bir tarafı kurtarmaz, iki tarafı da batırır.

Bankalar ve işadamlarımız aynı gemidedirler. İlişkiler ancak İstanbul'da yumuşatılabilir. Bu gerçek hálá anlaşılamadı.

X