Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Reform tanımı

Ercan KUMCU

Sözlük anlamıyla reform yeniden şekillendirme demektir. Bugünlerde dilimize çok doladığımız iktisadi reformlardan anladığımız da özel kişilerin kendi aralarındaki ve özel kişilerle devlet arasındaki ilişkileri düzenleyen kuralların yeniden yapılandırılmasıdır.

Yeniden yapılandırma çok doğal olarak eskiden yürürlükte olan kuralları değiştirip yerine yeni kurallar koyacaktır. Söz konusu kurallar devlet ile özel kişi ve kurumlar arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallar olduğunda durum biraz değişmektedir. İşin içine geçmişte devletten elde edilmiş ‘‘kazanılmış haklar’’ kavramı girmektedir.

Özel kişi ve kurumlar ne şekilde olursa olsun geçmişte devletten koparabildikleri ayrıcalıkları (kendi çıkarlarına olan düzenlemeleri) kaybetmek istememektedirler. Bu nedenle de ‘‘kazanılmış haklar’’ diye kutsal gibi görünen bir kavram geliştirilmiştir.

Örneğin, popülist bir idare, liseyi bitiremediği halde üniversite giriş sınavlarında başarılı olmuş bir öğrenciyi liseyi bitirmiş gibi sayabilir. Geçmişte bu çeşit bir uygulama yapılması için oldukça fazla lobi yapıldı. Geçici sıfatıyla dahi olsa, böyle bir fikir uygulandığında ileriki yıllar için ‘‘kazanılmış hak’’ olarak kabul edilecektir.

AMAÇ NE?

Bu çeşit uygulamaları ortadan kaldırmak son derece zor olmaktadır. Mantığı tartışılır kurallar gerçek amacı unutturup kişisel çıkarların korunmasını amaç haline getirmektedir.

İktisadi konularda da durum bundan farklı değildir. Devlet geçmişte verdiği amacından sapmış ya da artık yürütmekte zorluk çektiği bir takım avantajları kaldırmayı düşündüğü zaman ‘‘kazanılmış hakların ihlali’’ gerekçesiyle karşısında muhalefet oluşmaktadır. Kazanılmış kaleler kazanılmış hak haline dönüşmektedir.

Aslında devletin ‘‘reform’’ adı altında yapmak istediği geçmişten gelen yükümlülüklerini azaltmaktır. Bir başka deyişle, en geniş anlamda, reform yaparak devlet yükümlülüklerinden kaçmaya (default etmeye) çalışmaktadır.

Sosyal güvenlik sisteminde yapılmak istenen reform bu çeşit bir uygulamadır. Devlet bu konuda haklıdır da. Amacından sapmış bir sosyal güvenlik sistemi gelecekte devleti her alandaki yükümlülüklerini yerine getiremeyecek duruma sokacaktır. Bu duruma gelmeden yükümlülüklerden kaçmayı sosyal güvenlik alanında sınırlamak daha akılcı bir çözümdür.

BİR BARDAK SOĞUK SU

Bir diğer alan zorunlu tasarruf kesintileridir. Daha uygulamanın başında zorunlu tasarruf kesintilerinin çalışanlar için bir tasarruf programı olmaktan ziyade bir istihdam vergisi olduğu aşikárdı. Bu kesintiler gerçekten bir tasarruf programı olsaydı, devlet bu paraları nasıl harcayacağının da programını yapmazdı.

Şimdi bıçak kemiğe dayandı. Bir şekilde devlet bu kesintilerin üzerine yatacak. Bunun adına reform diyemeyeceğiz ama, devleti bu kesintileri geri ödemeye zorlamak da devletin bu tasarruflar da dahil bir dizi yükümlülüklerini yerine getiremeyeceği anlamına gelecektir.

Bu kesintilerin üzerine hepimiz birer bardak soğuk su içelim. Devlet de rahatlasın, biz de.

İlk bakışta işimize gelmese de, devletin her alanda iflasını körüklemektense bazı alanlarda ‘‘kazanılmış hakların’’ ihlal edilmesi hepimizin çıkarına olacaktır.



X