Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Nereden nereye

Ercan KUMCU

BİR ay önce faizlerin çok düştüğünden söz ediyorduk. Enflasyon beklentilerinin de altına düşen faizler nedeniyle mali piyasalardan mal ve hizmet piyasalarına doğru bir geçişin olduğunu düşünüyorduk. Bu nedenle de, hem iç talep kamçılanıyordu, hem de enflasyonla mücadele zorlaşıyordu.

Daha aktif bir para politikası ile faizlerin yüzde 30'larda değil de, yüzde 40'larda oluşmasının ekonomideki bazı zorlukların üstesinden gelinmesini kolaylaştırabileceği izlenimini taşıyorduk.

Şimdi geldiğimiz nokta ise bizi böyle düşündüğümüze pişman edecek kadar kaygı verici. Gecelik faizler yüzde 1000'in üzerinde, vadesine üç aydan daha az kalmış Hazine bonosunun faizi ise yüzde 200. ‘‘Rant ekonomisi’’ diye diye finansal sistemi çökerttik. Bu aşamada, ‘‘Kriz çıktı ama, istikrar programından taviz verilmedi’’ gibi söylevlerin hiçbir geçerliliği yok. Bugünlerin acısını ileride hissedeceğiz.

SORUNLAR ÇÖZÜLDÜ MÜ?

Bir ay önce iç talebin patladığından ve ekonomik büyümenin istikrar programını tehdit edecek boyutlarda olduğundan söz ediyorduk. Büyümeyle beraber artan ithalat talebi nedeniyle, cari işlemler açığının finanse edilebilse bile kaygı verici düzeylere geldiğini düşünüyorduk.

Faizlerin yüzde 1000'i geçmesiyle mal ve hizmet piyasalarından mali sektöre doğru çok kesin bir dönüş başladı. İlk belirlemelere göre, iç talep bıçak gibi kesildi. Ekonomik büyümenin 2001 yılı bütçesi uygulamalarıyla dizginlenebileceğini düşünürken, yarattığımız kriz büyümeyi bıçak gibi kesti. Bu şekilde, cari işlemler açığı gibi bir sorunu da kendiliğinden çözmüş olduk.

Bunları okuyup da, ‘‘Oh, ne iyi oldu, kriz çıkardık da ekonominin önemli sorunlarını çözdük’’ diye sevinmeyelim. Asıl sorunlar şimdi başlıyor.

Bir dizi sorun içinde, krizden sonra faizlerin ne kadar hızlı ve nereye kadar düşebileceği çok önemli bir parametre. Bu yılın başında olduğu gibi, faizlerin çok hızlı bir biçimde yeniden yüzde 30 seviyesine inmesi çok zor. Düşer ama, biraz vakit alacak.

Nobel ödülü almış ünlü iktisatçı Franco Modigliani'nin faizler konusunda bir ‘‘habitat teorisi’’ vardır. Der ki, beklentiler radikal bir biçimde değişmedikçe, faizler bulundukları yerden fazla uzaklaşmak istemezler. Aslında, bu teori, faizlerin aşağı yönde olan esnekliğinin yukarı doğru olan esnekliğinden daha az olduğunu açıklamak için kullanılır.

YENİ Mİ BAŞLIYOR?

Krizden sonra faizler yüzde 200 olmayacak, ama kısa sürede yüzde 30'a da inmeyecek. Her şeyden önce, faizleri yüzde 30'lara düşüren spekülatif eğilimler bir süre için ortadan yok olacak. Çünkü, herkesin ağzı yandı.

Faizlerin ortalama yüzde 23-24 olacağını varsayan 2001 bütçesinin uygulamasında zorluklar çekilecek. Büyümedeki ani fren de vergi gelirlerinde hedefi yakalamayı zorlaştıracak. Her şeyden önemlisi, bugünlerde yaşanan olayların enflasyon ve enflasyon bekleyişleri üzerindeki etkisi çok olumlu olmayacak.

Kısacası, bu krizi atlatsak da, atlatmış olmayacağız!

X