Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Krizlerin faturası hep aynı yere

Ercan KUMCU

KRİZ içinde yaşamaya alışmış bir milletiz. Dünya standartlarında ‘‘kriz’’ olarak nitelendirilebilecek ortamlar bizler için normaldir. Örneğin, otuz yıldır yüksek enflasyonla yaşadık ama, hiç ‘‘kriz içinde yaşıyoruz’’ demedik.

Aksine, enflasyon alışılmışın altına indiğinde rahatsız olduk. Alışılmışın üzerine çıktığında da ‘‘kriz’’ kelimesini kullandık. Bizler için ‘‘kriz’’ hep üretimin azalması oldu. Üretim azalmadıkça halimizden çok şikáyet etmedik.

Halbuki ‘‘kriz’’, ekonomik dengelerin sürdürülemez olması ve alışılmışın dışında oluşmasıdır. Enflasyonun yüzde 30'larda olduğu bir ortamda faizlerin yüzde 100'e fırlaması bir krizdir. Çift haneli enflasyon içinde yaşamak da bir krizdir.

SORUMLULAR

Krizlerin mutlaka bir sorumlusu vardır. Bazen sorumlular yurtdışında, bizlerin kontrolünde olmayan faktörlerdir. Bazen de, krizin sorumluları bizlerizdir. Krizlerin sorumluları kim olursa olsun, fatura daima vergi ödeyene, vergi ödemekten kaçınamayana ve düşük gelir düzeyinde işsiz kalma olasılığı yüksek kesimlere çıkar.

‘‘Uygulanan politikaların siyasi sorumluları vardır’’ denir. Fakat, siyasi sorumluların bir fatura ödedikleri hiç görülmemiştir. Bazı dönemlerde iktidarı kaybetseler de, yeniden iktidar olmayı başarırlar. Öyle olmasaydı, kırk yıldır siyaset sahnesinde aynı simaları görür müydük?

Cumhuriyet tarihimizin en büyük krizlerinden biri 1994 yılında yaşandı. O krizin sorumluları, şimdi içinde yaşadığımız krizden bizleri altı ay içinde çıkarabileceklerini söylüyorlar. Unutkan bir millet olduğumuzdan, bu laflara inananlarımız da var.

İçinde yaşadığımız krizin de faturası yine aynı kesimlere çıkacak. Devletimiz yurtiçinde ve dışında yapacağı borçlanmalar için daha fazla faiz ödeyecek. O faizleri ödeyebilmek için bizler de daha fazla vergi ödeyeceğiz. Vergi ödemek için tüketimimizi kısacağımızdan üretim azalacak, işsizlik artacak.

Daha geçen yıl Türkiye yurtdışında makul bir faizle otuz yıl vadeli borçlanma yapabiliyordu. Şimdi aynı borçlanmayı yapabilmek hayal oldu. Dış borçlanmada yüksek faiz ödeme mecburiyetinde olduğumuz tescillenmesin diye altı ay vadeli borçlanma yapıyoruz. Bu şekilde devletin itibarını biraz daha küçültüyoruz.

DERS ALINMIYOR

Bir ay öncesine kadar ‘‘sıcak para’’ kavramına küfrediyorduk. ‘‘Bize sıcak para lazım’’ diyenlerin ‘‘vatan haini’’ olabileceğinden şüpheleniyorduk. Şimdi, ülkemize ‘‘sıcak para’’ gelsin diye IMF ile beraber Frankfurt ve New York'ta turlar atıyoruz.

Nereden nerelere geldik. Bir yılda, itibar kazanma yolunda almış olduğumuz yolun çoğunu kaybettik. Üç ay evvel kredi notumuzun bugünlerde artmasını bekliyorduk. Oysa şimdi, kredi notumuzun azalması riskiyle karşı karşıyayız.

Her krizden sonra, ‘‘bundan ders alırız’’ diye düşünüyoruz, ama değişen bir şey olmuyor. Fatura hep kayıt altında olanlara çıkıyor. TÜSİAD da galiba o nedenle kızıyor.

X