Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Kazanılan kaleler

Ercan KUMCU

Ekonomik istikrarsızlığın temelinde kamu açıkları var. Kamu açıklarının arkasında da çeşitli kesimlerin ele geçirdikleri kaleler var. Bu kaleler daha fazla kamu harcamalarını gerektiriyor ya da kamu gelirlerini düşürüyor. Bilerek ya da bilmeyerek tutulan bu kaleler nedeniyle kamu açıkları artarak devam ediyor.

Örneğin, kamu sektöründe fazla istihdam var. Devlet çalışana da, çalışmayana da aynı ücreti veriyor. Daha fazla istihdam, daha az ücrete neden oluyor. Maaşlara zam yapma zamanı geldiğinde yapılacak zammı hiç kimse yeterli görmüyor. Herkes haklı. Çünkü, sorun kamudaki fazla istihdam. Maaşların düşüklüğü ise bir gerçek.

GELİRLER AZALIYOR

Örneğin, sektörlerin önceliğine bakılmaksızın tüm yatırımlar için bir teşvik var. Teşvikler çoğu zaman vergi indirimi yoluyla veriliyor. Her şeyi teşvik edince, gerçekte hiçbir şeyi teşvik etmemiş oluyorsunuz. Böylece, devlet hesabını bile tutamadığı gelir kayıplarına uğruyor.

Örneğin, tarım sektörünü destekliyoruz diye, üretim düzeyine bakmaksızın devletin belli bir taban fiyattan tarım ürünlerini almasını sağlıyoruz. Giderek daha fazla tarım ürününü destekleme kapsamına alıyoruz. Desteklenen her ürünün fiyatı dünya fiyatlarının üzerinde tespit ediliyor. Devlet pahalıya alıp ucuza satmaya başlıyor.

Örneğin, çiftçiyi ve küçük esnafı destekliyoruz diye ucuz krediler veriyoruz. Devletin parası olmadığından, bu krediler kamu bankalarının vatandaşlardan topladığı mevduatlar yoluyla finanse ediliyor. Daha sonra, kamu bankalarının bozulan mali yapılarını düzeltmek için bu bankalara ciddi boyutlarda kaynak aktarmak zorunda kalıyoruz.

Örneğin, yaşlılara asgari bir hayat standardı sağlamak istiyoruz. İstiyoruz da, bunun gerektirdiği gelirleri sağlamak için çalışanı ve işvereni yeterince vergilendirmek istemiyoruz. Çalışanı genç yaşta emekli edip aynı ya da başka bir işte çalışmasına izin veriyoruz. Emekli maaşları gerçekten yaşlılara gelir olmaktan çıkıp çalışanlara ikinci bir gelir haline geliyor.

Sonuçta, nüfus yaş ortalaması 26 olan bir ülkede iki tane çalışan bir tane emekliye bakmak zorunda kalıyor. Doğal olarak da bakamıyor. Emeklilere çok fazla para vermiyoruz. Çok fazla sayıda emeklimiz var.

LİDERLİK GEREKLİ

Görüldüğü gibi, ekonominin çeşitli kesimleri zaman içinde çeşitli kaleleri tutmuşlar. İstikrar için kamu harcamalarında kısıntıya gitmek, bu kalelerin kaybedilmesi anlamına geliyor. Kaleleri tutanlar ise bırakmak istemiyorlar. Mücadelenin de esası bu.

Bu mücadelede kimin kazanacağı, ileride ekonomik istikrarı tesis edip edemeyeceğimizi de belirleyecek. Son günlerde kopan gürültü de bu mücadelenin başladığının göstergesi.

Kazanılan kaleler kaybedilmeden ekonomik istikrarı yakalamamız olanaksız. Bu kaleleri geri almanın şartları ise kararlılık, tarafsızlık, anti-popülizm ve gerçek bir liderlik. Bütün bunlara sahip olup olmadığımızı da yakında hep beraber göreceğiz.

Kaleleri kaybetmek acı oluyor. Acı çekmeden de istikrar yakalanamıyor.



X