Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: IMF'de çalışan iktisatçıların kalitesi

Ercan KUMCU

Her kurumda olduğu gibi, IMF'de de çalışanların bazıları alanlarının en iyileridir. Bazıları ise o kadar iyi değildir. Oturmuş kurumlarda bazı çalışanların çok iyi olmamaları kurumun başarısını etkilemez. Verilen uğraş kişisel değil, kolektiftir.

IMF'deki iktisatçıların bilimsel çalışmalarını yayımladıkları IMF Staff Papers adlı bir dergi vardır. İktisat bilimine en önemli katkıların yayımlandığı dergilerden biri de budur. Biraz mürekkep yalamış bir iktisatçının dahi bilebileceği Mundell'in ve Flemming'in ünlü yazıları bu dergide yayımlanmıştır.

KARİYER KAYGISI

IMF'deki iktisatçılar da kariyerlerini düşünürler. İyi bir iktisatçı, kendisini gösterebileceği ve terfi etmesine yardımcı olacak alanlarda çalışmak ister. Dolayısıyla, IMF iktisatçıları, IMF reçetelerini uygulamaya niyetli ülkeler üzerinde çalışmak isterler. Ülke başarılı olsun ki, kendileri de başarılı görünsünler.

IMF reçetelerini tavizsiz uygulayıp da başarısız olan bir ülke yoktur. Bu konudaki görüşlerimi bir başka yazıda aktaracağım. Sorun reçetelerde değil, uygulamalardadır.

1980'li yılların başında Türkiye ile ilgilenen IMF iktisatçıları kurumun en iyileri arasındaydılar. Çünkü, o dönemde Türkiye herkese örnek gösterilen bir ülke idi. Türkiye başarılıydı. Türkiye Masası'nda çalışanlar da başarılı göründüler.

1980'li yılların ikinci yarısında saçmalamaya başladık. Saçmaladıkça, IMF uyarıyordu, bizim siyasetçilerimiz kendimizi IMF'ye iyi anlatamadığımızı savunuyorlardı.

Türkiye üzerinde çalışan George Kopits ve David Anderson gibi iktisatçılar, Türkiye Masası'ndan ayrıldılar. Kopits, IMF içinde özel bir yeri olan Maliye Politikaları bölümüne, Anderson da çok istenen Sovyetler Birliği ekonomisini inceleyen takıma girdi. Onlar gittiler, daha az iyi olan iktisatçılar Türkiye üzerinde çalışmaya başladılar.

1994 yılında IMF ile yaptığımız stand-by anlaşması sırasındaki IMF heyeti, Türkiye'ye gelen en zayıf ekiptir. O anlaşma başarıya ulaşmadı. Başarısızlık, IMF heyetinin zayıflığından değil, Türkiye'nin söz verdiği işleri yapmamasındandır.

NEDEN COTTARELLİ?

Türkiye 1997 ortasından sonra geçmişe göre daha ciddi bir tavır aldı. Türkiye'nin IMF ile ilişkilerinde daha ciddi davrandığı anlaşılınca Türkiye Masası Şefi değişti. Göreli olarak daha iyi bir iktisatçı olan Cottarelli işin başına getirildi. Daha önce teklif edilseydi, Cottarelli bu işi kabul etmezdi. Ettiğinde, kariyerinin zarar göreceğini düşünürdü.

Bizim saçmaladığımız dönemde, şimdi Cottarelli'nin yaptığı işi ancak Reichman ve Hardy gibi IMF iktisatçıları kabul ederlerdi. Çünkü, onların artık kariyer kaygıları yoktu. Türkiye üzerinde çalıştıktan sonra hepsi emekli oldular.

Türkiye'nin son yaptığı stand-by anlaşması da Carlo Cottarelli'nin değil, Stanley Fisher'ın eseridir. Cottarelli'nin katkısı,0 programı Türkiye yetkililerine iyi satabilmesidir.

Ülkelerin başarısı, IMF'de çalışanların kalitesinden değil, reçetelerin uygulanmalarının ciddiyetinden geçiyor.

X