Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Gerçek bankacılığa dönüş acılı oluyor

Ercan KUMCU

Hazine bono ve tahvillerinin faizleri düştükçe bankacılık kesimi ilginç demeçler vermeye başladı. Artık Hazine bono ve tahvilleri bankalar için kárlı olmadığından ‘‘gerçek bankacılık’’ yapılacağı söyleniyor. Yanılmıyorsam, ‘‘gerçek bankacılık’’ deyimi ile bankaların Hazine yerine müteşebbislere kredi vereceği söylenmek isteniyor.

Bankalar çok sayıdaki tasarruf sahipleri ile göreli olarak daha az sayıdaki bu tasarrufları kullanmak isteyenler arasındaki aracı kuruluşlardır. Çok sayıdaki müşterilerinden mevduat toplarlar, daha az sayıdaki müşterilerine kredi verirler. Plasmanlarından kazandıkları getiri, borçlanmalarının maliyetinden düşükse (batan krediler dahil) kár ederler. İçinde bulunduğumuz şartlarda, Türkiye'de ‘‘gerçek bankacılığa’’ doğru bir gidiş var mıdır?

BİR TESPİT

Önce bir tespit yapalım. Bankaların topladıkları mevduatları müteşebbislere kredi vermenin yanında Hazine bono ve tahvillerine yatırmaları bankacılıktır.

Bankalar güven kuruluşları olduğu kadar kár saikiyle çalışan kurumlardır. Bankaların kárlılıkları, kendilerine olan güveni de pekiştirir. Kár hangi yatırımdaysa, bankalar oraya yönelirler. ‘‘Gerçek bankacılık’’ da budur.

Şimdi, ‘‘gerçek bankacılığa geçiyoruz’’ denen dönemde, Hazine'nin iç borcu artmaktadır. Yıl sonuna göre, mart ayı itibarıyla Hazine'nin iç borcu TL bazında yüzde 16.4, dolar bazında ise 4 milyar dolar kadar artmıştır. Demek ki, bankalar daha da fazla Hazine bono ve tahvillerine yatırım yapmaktadırlar. Yıl sonuna kadar bu yatırımlar daha da artacaktır.

Bankalar yapmamaları gereken şeyleri giderek daha fazla yapmaya başlamışlardır. Bankaların topladıkları mevduatların ortalama vadesi üç aya kadar düşmüştür.

Fonlama vadesi bu kadar kısalmışken, bankalar yoğun olarak Hazine'nin bir yıldan daha uzun vadeli borçlanma senetlerine yatırım yapmaktadırlar. Vadesi üç ile dört yıl arasında değişen sabit faizle tüketici kredileri verilmektedir. Bu şekilde alınan vade riski ‘‘gerçek bankacılık’’ olamaz. Dövizde açık pozisyon riskinden ise hiç söz etmeyelim!

Bugünlerde bankalar üç ay vadeli mevduata yüzde 33-34 faiz veriyorlar. Yıllık bazda, bu mevduatın üzerindeki disponibilite gibi yüklerle toplam maliyeti yüzde 45'ten aşağı değildir. Bir yıllık tüketici kredisinin faizi ise aynı bazda yüzde 40. Bu, ‘‘gerçek bankacılık’’ olabilir mi?

MARJ SORUNU

Hazine'nin son dönemlerde bir yıldan uzun vadeli sattığı tahvillerin ortalama getirisi yüzde 30-33 civarındadır. Bankacılık sistemi bu yatırımlarının bir bölümünü Merkez Bankası'ndan borçlanarak fonluyor. Merkez Bankası ise bir hafta için yüzde 50'nin üzerinde bir faizle bankalara borç veriyor. Bu, ‘‘gerçek bankacılık’’ olabilir mi?

Bana göre, istikrar programının bu geçiş döneminde ‘‘gerçek bankacılığa’’ dönülmüyor, bankacılıktan uzaklaşılıyor. Yayınlanan kár rakamlarına bakmayın. Bankacılar şimdi ne yapacağız diye kara kara düşünüyorlar.

Bankacılıkta marjlar azalmadı, marjlar eksiye döndü.

X