Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Fon'daki bankaların akıbeti

Ercan KUMCU

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu himayesinde sekiz tane banka bulunuyor. Bu bankaların üçü geçmişte Fon'a alınmıştı. Son olarak, geçen yılın sonunda beş banka daha Fon'a devredildi.

Fon'a alınan bankaların çok önemli ortak bir özelliği var. Bankaların Fon'a alınmasına gerekçe olan nedenler bir süre sonra bu bankaları likidite krizi ile baş başa bıraktı. Bir diğer deyişle, bu bankalar nakit sıkıntısı içindeler.

Bankalar için nakit sıkıntısını aşmanın en kolay yolu mevduatlarını artırmaktır. Mevduatları artırmanın yolu da mevduat müşterilerine rakiplerinden biraz daha yüksek faiz vermektir. Zaten bütün tasarruf mevduatları devletin garantisi altında olduğundan müşteri açısından banka değil, faiz önemli olmaktadır.

MALİYETLER YÜKSEK

Bu sürecin devamında, zorda olan bankalar rakiplerine göre daha maliyetli fon sağladıklarından daha da zor duruma düşmektedirler. Müşteri kitlesi bu bankalarla bankacılık işlemleri yapmak isteyen insanlardan değil, mevduatlarına daha yüksek faiz almak isteyenlerden oluşmaktadır.

Bankalar için en tehlikeli müşteri kitlesi de bu çeşit müşterilerdir. Çünkü, mevduat faizleri rakiplerden yarım puan aşağıda kalsa, bu müşteriler hemen yer değiştirmektedirler. Mevduat sahiplerini bankada tutmanın tek yolu onlara hep rakiplerinin üzerinde faiz vermektir. Banka çıkmaz bir yola sürüklenmektedir.

Bu durumdaki bir bankanın Fon'a devredilmesi durumu değiştirmemektedir. Geçenlerde, arkadaşımız Oya Berberoğlu'nun Hürriyet'te yazdığı gibi, Fon'a devredilen bankalar hálá diğer bankalara göre daha yüksek faiz vermektedirler. Nedeni açıktır. Bu bankalar daha yüksek faiz vermezlerse mevduat kaçacaktır.

Mevduatın kaçması, bankaların başka yerlerden para bulup gitmek isteyen mevduatı ödemeleri demektir. Fon ise zaten şimdiye kadar ciddi miktarlarda nakit sağladığından, daha fazla bu bankalara para vermek istememektedir. O halde, bankalar kendi ayakları üzerinde durmak zorundadırlar. Ayakta durmak da ancak daha yüksek faiz vermekle mümkün olmaktadır.

YABANCI İLGİSİ

Müşterilerilerinin daha yüksek faiz almaktan başka bir dürtüsü olmayan bu bankalar satıldığında durum değişecek midir? Elbette hayır. Banka devletin elindeyken bu şekilde davranan müşteriler, banka özel sektöre satıldığında da en azından ilk dönemlerde aynı şekilde davranacaklardır.

Durum bu iken, yabancılar bu çeşit bankalarla ilgilenirler mi? Gazetelere bakarsanız, devlet büyüklerimizi ziyaret eden bütün yabancılar Türkiye'de iki sektörle ilgileniyorlar: Enerji ve bankacılık. İşin aslı ise, enerjiyle ilgileniyorlar, bankacılığı da kulağımıza hoş geldiğinden yem olarak kullanıyorlar.

Birkaç yabancı banka hariç, yabancıların perakende bankacılık sektörüne girmesi zor görünüyor. Zamanımız olduğunda bu konuya döneceğiz.

X