Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Emekli Sandığı unutuluyor mu?

Ercan KUMCU

SOSYAL güvenlik reformu deyiminden Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK), Bağ-Kur ve Emekli Sandığı gibi kurumların finansal durumlarının uzun dönemde sürdürülebilir bir hale getirilmesi anlaşılıyor.

Geçen yıl sonu itibarıyla, üç kurum da batmış durumdaydı. Kendi kaynaklarıyla ödemelerini yapamadıklarından Hazine üzerinde ciddi bir yük haline gelmişlerdi. Bu kurumların bütçeden aldıkları yardımlar milli gelirimizin yüzde 3'ünü geçmişti.

REFORMLAR

İstikrar programının en önemli parçalarından biri sosyal güvenlik kurumlarının yeniden kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlamak için gerekli politikaların oluşturulması oldu. Bu çerçevede, SSK Kanunu değiştirilip belli bir geçiş dönemi tanınarak emekli olma yaşı yükseltildi. Çalışanların ödedikleri primler artırıldı.

Reformun ikinci ayağı özel emeklilik sigortasının kurulması olarak düşünüldü. Tamamlanmadıysa da, bu konudaki çalışmalar oldukça ileri bir safhaya geldi. Şimdiye kadar yapılanlar kesinlikle yeterli değil. Fakat, çalışmalar olumlu yönde devam ediyor.

Bağ-Kur'un da kendi ayakları üzerinde durabilmesi için çalışmalar devam ediyor. Bu kurumun da masraflarının hafifletilmesi ve gelirlerinin artırılması gündemde.

Sosyal güvenlik kuruluşlarının rehabilitasyonu konusunda bütün bunlar yapılırken Emekli Sandığı unutuluyor. Halbuki, 2000 yılında, SSK bütçeye neredeyse hiç yük olmamışken, Emekli Sandığı'nın bütçeden aldığı yardımlar önceki yıllardaki SSK'yı aratmadı. Emekli Sandığı'nın finansman açıkları nedeniyle, bütçeden sosyal güvenlik kuruluşlarına verilen destek reel anlamda azaltılamadı.

Emekli Sandığı devlet memurlarının bağlı bulunduğu bir sosyal güvenlik kuruluşu. SSK ve Bağ-Kur ise özel sektörde çalışan işçilerin ve serbest meslek sahiplerinin bağlı bulundukları sosyal güvenlik kuruluşları. Bu haliyle, devletin işlerini yürütenler bağlı bulundukları sosyal güvenlik sistemine dokundurmak istemiyorlar gibi bir izlenim yaratıyorlar.

Konunun ilginç bir yanı da Emekli Sandığı'nın Maliye Bakanlığı bünyesinde olmasıdır. Halbuki, gördüğü işlev açısından, Emekli Sandığı'nın topladığı primleri Maliye Bakanlığı'ndan alması dışında hiçbir alakası yoktur. Doğru yaklaşım, Emekli Sandığı'nın Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na bağlı olmasıdır.

TEK ÇATI

Yürütülen sosyal güvenlik reformunun son evresi Türkiye'deki tüm sosyal güvenlik kurumlarının aynı çatı altında toplanmasıdır. Bu hedef çerçevesinde, Emekli Sandığı'nın diğer sosyal güvenlik kuruluşlarıyla beraber aynı Bakanlığa bağlı olmasında sayısız yararlar vardır.

Aksi takdirde, yaranın bir kısmı tedavi edilmeye çalışılırken, diğer tarafı büyüyecek ve tedavi anlamsızlaşacaktır. Yaratılan eşitsizlik de işin bir başka boyutudur.

IMF'ye verilen son ‘‘niyet mektubu’’ Emekli Sandığı'ndan hiç söz etmemektedir. Aslında, sosyal güvenlik sisteminin kanayan yarası artık Emekli Sandığı'dır.

X