Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Dış ticaret dinamikleri






Ercan KUMCU

Döviz dengesinin bilimsel karşılığı cari işlemler dengesidir. Yani, döviz dengesi yurtdışına sattığımız mal ve hizmetlerden kazandıklarımız ile yurtdışından satın aldığımız mal ve hizmetlere yaptığımız harcamalar arasındaki farktır.

Döviz dengesinin fazla vermesi ülkeye döviz girmesi anlamına gelir. Döviz dengesinin açık vermesi durumunda ya döviz rezervlerimiz azalır, ya da açığın finansmanı için yurtdışından borçlanmamız gerekir.

Yurtdışından borçlanma olanaklarımızın tıkandığı yıllarda döviz dengesinin çok büyük açıklar vermesi mümkün değildir. Çünkü, böyle bir açığı finanse edebilmenin olanağı yoktur. Dolayısıyla, içinde yaşadığımız gibi bir yılda, yurtdışından borçlanamadığımız dönemlerde, iç talep ölür. Ekonomi bir küçülme sürecine girer.

TALEP VE FİYAT

Ekonominin küçülmesiyle, döviz harcamalarımız düşer. Örneğin, ithalat azalır. Buna karşılık, iç piyasadaki durgunlukla üreticilerin tek alternatifi mallarını dış pazarlara satmaktır. Bunu da yurtdışı pazarlarda rekabetçi olanlar yapabilir. Yani, ihracat artar.

Bu çerçevede, devalüasyon, ithalatın pahalılaşması nedeniyle düşmesine ve ihraç edilebilecek malların yurtdışında daha rekabetçi olmalarına neden olur. Türkiye'nin deneyimi ihracat artışlarının daha çok devalüasyondan değil, iç ve dış talepteki gelişmelerden kaynaklandığı yönündedir.

Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin verilerine göre, bu yılın ilk yarısında ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12.9 arttı. Ayrıntılara bakıldığında, iç talepteki sorunlar nedeniyle çeşitli sektörlerin yurtdışı satışlarında artışlar olduğu görülüyor.

Toplam ihracat içinde yüzde 84 payı olan sanayi sektörünün ihracatındaki artış yüzde 13 olmuş. Alt sektörlerdeki gelişmeler ise yeknesak değil.

Örneğin, bu dönemde ihracatımızın dörtte birini oluşturan hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe ihracat yüzde 0.4 düşmüş. Buna karşılık, iç talebin durgunluğundan çok etkilendiği bilinen otomotiv sektörünün ihracatı aynı dönemde yüzde 48 artmış. Otomotiv sektörünün toplam ihracattaki payı yüzde 13.

İhracattaki diğer büyük artışlar da yine iç talep sorunu yaşayan sektörlerde gerçekleşmiş. Örneğin, demir ve demir dışı madenlerin ihracatı yüzde 19 artarken, elektrik, elektronik makine sektöründeki ihracat artışı yüzde 15.4 olmuş.

KONJONKTÜR

Bu verilerden çıkan sonuç şu: İhracatta bu yıl gözlenen gelişmeler kalıcı olmayabilir. İç talep açıldığında ihracat olumsuz etkilenebilir. Dalgalı kur sistemine geçtiğimiz halde, reel devalüasyon döneminin kapandığı, hatta bundan sonra Türk Lirası'nın reel olarak değer kazanma olasılığının daha yüksek olduğu düşünülürse, ihracattaki fiyat avantajından gelen yükselişin geçici olabileceği olasılığı küçük değildir.

İhracat artışı böyle bir dönemde elbette sevindirici. Diğer etkenlerle birlikte, ihracat döviz dengesini kurtaran önemli kalemlerden biri. Fakat, ihracat performansının kalıcılığını sağlayabilmek için birtakım yapısal sorunların çözülmesi gerekiyor.

X