Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Dış borçlanma stratejisi çarpıtılıyor

Ercan KUMCU

TÜRKİYE ekonomisi yurtdışından borçlanabildikçe büyüyor. Daha fazla dış borçlanma daha hızlı büyümeyi sağlıyor.

1994 yılından sonra devletin yurtdışından borçlanabilme olanakları azaldı. Devlet ödediği dış borç kadar dahi yurtdışından borçlanamadı. Dış borçların faizleri ve geri ödenen anaparanın bir bölümü yurtiçinden borçlanarak finanse edilebildi.

Buna karşılık yurtdışı yatırımcılar açısından özel sektör daha az riskli görüldü. Ekonomik büyümenin motoru, 1996'dan 1998'e kadar özel sektörün dış borçlanması ve yabancı yatırımcıların Türkiye'deki menkul yatırımlarıydı.

PROGRAM FARKI

İlk kez, 2000 yılında hem özel sektörün hem de devletin yurtdışından borçlanabilme olanakları arttı. Dolayısıyla, 1999 yılında dibe vuran ekonomi büyümeye başladı. Dış borçlanmada bir sıkışma olmadığı sürece ekonomik büyüme de devam edecek gibi görünüyor. Bütün bunlar elbette IMF ile yapılan program sayesinde oldu.

Son altı yıllık eğilim 2000 yılında tersine döndü. Bu yıl devlet dış borçlarına ödediği faiz ve geri ödediği dış borç anaparaları toplamından daha fazla dış borç alıyor. Yani, iç borçların bir kısmı bu yıl dış borçlanma ile geri ödeniyor.

Enflasyonu düşürme stratejisi içinde yurtiçi mali piyasalar üzerindeki baskıyı hafifletebilmek için bu çok olumlu bir gelişme. Konunun olumsuz tarafı, devletin aldığı dış borçların döviz rezervlerini takviye etmek yerine cari işlemler açığının finansmanına gitmesi. Çünkü, artan cari işlemler açığı paralelinde yurtdışından borçlanabilme olanaklarının yeniden azalabileceği olasılığı oldukça yüksek.

Uygulanan istikrar programı çerçevesinde devletin dış borçlanmasının bir başka boyutu daha ortaya çıktı. Hazine dış borç bulup dövizleri Merkez Bankası'na yatırınca Merkez Bankası gelen döviz kadar piyasaya para sürüyor. Faizler düşüyor.

Hazine getirdiği dövizleri dış borç ödemeleri için kullandıkça, Merkez Bankası giden döviz kadar piyasadan para çekiyor. Faizler yükselme eğilimine giriyor.

TEHLİKELİ BİR SİLAH

Hazine dış borçlanma yoluyla ekonomideki faizleri doğrudan etkileyebilme gücüne kavuştu. Doğal olarak, Hazine, iç borçlanma maliyetini azaltmak için faizlerin düşük kalmasını istiyor. Bu çerçevede faizlerin yükselme eğilimine girdiği dönemlerde Hazine'nin dış borç arayışına girmesi şaşırtıcı olmuyor. Ama yanlış oluyor.

Hazine, önem verdiği ekonomideki bir değişkeni yanlış bir politika aracı ile etkilemeye çalışıyor. Dış borçlanma stratejisi asıl amacından saptırılıp yıllarca kötü uygulanan iç borçlanma stratejisine benzetiliyor.

Uygulamanın enflasyonu indirmeye çalıştığımız bu geçiş dönemine özgü olduğunu düşünsek bile yapılan yanlıştır. Her şeyden önce, faizlerin Hazine'nin doğrudan güdümüne bırakılması yanlış olduğu kadar tehlikelidir de. Merkez bankalarının devletten bağımsızlaştırılmasının arkasında bu gerçek vardır.

X