Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Dedikoduların çağrıştırdıkları

Ercan KUMCU

Geçen hafta İstanbul'da yoğun bir dedikodu vardı. IMF'nin bastırması üzerine Merkez Bankası'nın Para Kurulu'na dönüştürülmesi kabul edilmiş. Para Kurulu oluşturulurken bir de devalüasyon yapılacakmış. Dedikodu, piyasaların sinirini bozdu. Neyse ki, dedikodular hem hükümet hem de IMF tarafından yalanlandı.

Ekonominin cari dengesinin fazla verdiği ve dış ticaret açığının son yılların en düşük seviyesinde seyrettiği bir ortamda devalüasyon için bir gerekçe de yoktu. Bu ortamda devalüasyon yapmak, bütçenin fazla verdiği bir ortamda vergileri artırmaya benziyordu.

PARA KURULU

Piyasaların güvenini kazanmak için son zamanlarda Para Kurulu diye bir kavram geliştirildi. Bu kavram Hong Kong ve Arjantin'de uygulandı. Şimdi de Bulgaristan'da uygulanıyor.

Para Kurulu, herhangi bir kuruluşa kredi vererek para basamıyor. Hazine'ye de, bankacılık sektörüne de kredi vermesi yasak. Bankacılık sistemi likidite ihtiyacını ancak Para Kurulu'na döviz satarak elde edebiliyor. Sistemin satabilecek döviz elde edebilmesi için de ya dış borçlanma yapabilmesi ya da ekonominin nakit bazda cari işlemler fazlası vermesi gerekiyor.

Bu sistemde milli para ile değeri istikrarlı bir yabancı para arasındaki kur sabitleniyor. Örneğin, Arjantin parasını dolara sabitlerken, Bulgaristan parasını Alman Markı'na sabitledi.

Bu haliyle Para Kurulu, anti-enflasyonist olduğu kadar, ekonomide resesyon (durgunluk) yaratmaya da eğilimli bir uygulama. Türkiye'de böyle bir uygulama başarılı olabilir mi? Başarısız olup uygulamadan kaldırılma olasılığı, başarılı olma olasılığından çok daha fazla.

Merkez Bankası en önemli işlevlerinden birini yitiriyor: Son borç veren kuruluş (lender of last resort). Bu işlev merkez bankalarının evrensel işlevlerinden biridir. Sistem likidite krizine girdiğinde ihtiyaç duyulan likidite, merkez bankalarınca sağlanır. Sistemin likidite sıkışıklığı nedeniyle bankacılık sistemi káğıttan bir şato gibi devrilmiyor.

Bir ön şart olarak, Para Kurulu uygulamasının olduğu ülkelerde göreli olarak sağlam bir bankacılık sistemi olmalıdır. Hong Kong ve Arjantin'de bankacılık sistemi oldukça kuvvetlidir. Bulgaristan'da bir bankacılık sisteminden söz etmek zaten mümkün değildir.

Bizim bankacılık sisteminin sağlığının nasıl olduğu kararını okuyucularımıza bırakalım. Herhalde yeni bankacılık yasasını da boşuna çıkarmadık.

Kamu açıklarının önlenemediği bir ortamda Para Kurulu uygulamasına geçmek, devletin iflasını istemekle aynı anlama gelmektedir. Merkez Bankası'nın mali sistemi büyütemediği bir ortamda Hazine'nin de açıklarını piyasadan finanse edebilmesi imkánsızlaşacaktır.

Para Kurulu uygulaması mükemmel bir istikrar programının son halkası olabilir. Bu uygulamayı bir istikrar programının ilk halkası olarak görmek, zaten istikrar programı uygulamak istemediğimizin göstergesidir.



X