Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Çözümü yanlış yerlerde arıyoruz

Ercan KUMCU

İSTİKRAR programları kriz öngörmezler. Dolayısıyla, kriz çıktığında yapılması gerekenler konusunda istikrar programlarının sunduğu bir reçete yoktur.

Uygulamaya yönelik olarak, istikrar programlarının içerdiği kuralların bazıları kriz dönemlerinde askıya alınmak zorundadır. Aksi takdirde, krizin devamlılık göstermesi programın tüm hedeflerinin ve sonunda kendisinin askıya alınması anlamına gelecektir.

Bu aşamada, Merkez Bankası'nın net iç varlıklar kalemi üzerindeki limite sadık kalmaya çalışması ve günlük işlemlerini bu büyüklüğe göre yönlendirmesi çok gerçekçi görünmüyor. Aynı şekilde, Merkez Bankası'nın üzerine konan ‘‘Ne kadar döviz gelirse, o kadar TL verilir’’ kısıtı da şu sıralarda geçerliliği olan bir politika değil.

KURALCILIK

Yaşananları kendimiz anlayamadığımız için başkalarına da anlatamıyoruz gibi bir görüntü veriyoruz. Acil döviz girdisi sağlamayı düşünüyoruz. Bu şekilde, dövizler gelince, Merkez Bankası TL yaratacak. Yeni yaratılan TL ile isteyen döviz alabilecek. Kurallar bozulmadan sistemin ihtiyacı olan döviz de, TL de yaratılmış olacak.

Anlatılınca, bu strateji kulağa hoş geliyor. Ama pratik bir faydası yok. Çünkü her geçen gün krizin durdurulmasının maliyeti artıyor. İstikrar programının uygulanmasını imkánsız yapacak dengeleri daha kalıcı yapıyor. Normale dönmenin süresi uzuyor.

Örneğin, piyasanın ihtiyacı olan likidite faizlerin yüzde 200'lere tırmanmasına izin verilmeden geçen hafta başında verilmiş olsaydı, büyük bir olasılıkla, piyasadaki tedirginlik 2 milyar dolar rezerv kaybıyla giderilebilecekti. Kurala sadık kalma adına geçen hafta çarşamba gününe kadar olaylara seyirci kalındı. Daha sonra da, yapılanlar yetersiz kaldı.

O günlerden bugüne Merkez Bankası 5.5 milyar dolara yakın döviz sattı. Piyasalardaki rahatsızlık giderilemedi. Gecelik faizler hálá yüzde 175, vadesine üç aydan az kalmış hazine bonosunun faizi yüzde 140.

Bu şartlarda, IMF'den Ek Rezerv Kolaylığı (supplemental reserve facility) istediğimiz açıklandı. IMF'nin verdiği bu kredi, aniden döviz rezervleri eriyerek kısa vadeli dış borçlarını ödeyemeyecek duruma düşme tehlikesindeki ülkelere tanınan bir kolaylık. Bizim ise böyle bir durumumuz yok. İstikrar Arayışları kitabımda bu konular daha ayrıntılı anlatılıyor (sayfa 331). Gereksiz yere, yanlış izlenimler yaratabilecek uygulamalar içine giriyoruz.

ÖNCE ANLAMAK

Kendi paramızla bugünkü krizi kısa sürede yatıştırsak, kaybedilen döviz rezervleri yılbaşından sonra geri gelecektir. Dövizler geliyor diye moral pompalama uğruna gereksiz yere panik havası içindeymişiz izlenimi veriyoruz. Konuyu anlayamadığımızı ve anlatamadığımızı çok açık ediyoruz.

Programı deldirmemek uğruna istikrar programını rafa kaldırmak zorunda kalabileceğimiz bir duruma doğru kendimizi itiyoruz. Bilmem farkında mıyız!

Geçmişte savsaklanan yapısal reformlar bu krize girilmesinin nedenlerinden biriydi. Reformları şimdi hızlandırmak krizden çıkmak için yeterli değil. O strateji iki hafta önce piyasaları coştururdu. Şimdi ihtiyaç duyulan ise TL ve döviz likiditesi.

Çözümleri yanlış yerlerde aramakta ısrar ediyoruz.

X