Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Buralarda değişen bir şey yok






Ercan KUMCU

Memlekete döndüm. Her şey bıraktığım gibi. Değişiklik yok. Her zamanki gibi, krizi daha nasıl derinleştiririz diye büyük bir çaba gösteriyoruz. Önce sorunu yaratıyoruz. Son dakikada çözünce de seviniyoruz.

Ekonomi yazarları aynı şeyleri yazmaya ve söylemeye devam ediyorlar. Kimileri faizleri düşürüp kurların serbest bırakılmasını öneriyor. Kimileri kurların istikrar içinde gitmesini, ‘‘faiz kompleksi’’ içinde olmamamızı öneriyorlar. Kimileri de ortada. Borç dinamiği açısından faizlerin düşmesini istiyorlar, ama kurların da yo-yo gibi bir aşağıya bir yukarıya dalgalanmasından rahatsızlar.

BORÇLANMA

Bu tartışma devam ederken geçen haftaki Hazine iç borçlanma ihalesinde Hazine'nin tavrı çok olumluydu. Açıkladıkları asgari borçlanma miktarı kadar borçlandılar. O borçlanma düzeyinde oluşan faizi yüksek dahi olsa kabul ettiler. Hazine için bu çok olumlu bir tavır değişikliği idi.

Birkaç ihalede daha Hazine'nin piyasalara ‘‘faiz kompleksi’’nin olmadığını kanıtlaması piyasaları rahatlatacaktır. Ekonomide ya da siyasette başka olumsuzluklar olmazsa, faizler de düşecektir, kurlar da istikrara kavuşacaktır. Açıkça söylenmese de herkesin de istediği zaten budur.

Kurların serbestçe dalgalanmasını savunanlar dahi, kurların hoplayıp zıplamasından rahatsızlar. Bakan'ın ‘‘Dolar kuru 1 milyon 150 bin lira olmalı’’ demecinden, kurların gidişatından devletin de rahatsız olduğu çok açık olarak okunuyor.

Temmuz ayı iç borçlanma programı iç borç geri ödemelerinden çok daha az bir iç borçlanmayı öngörüyor. IMF ve Dünya Bankası'ndan gelecek paralara güvenilerek iç borçlanma sınırlı tutuluyor. Yine, faizleri olabildiğince indirebilmek amaçlanıyor. Bu bakış açısı son ihalede gösterilen tavırla biraz çelişiyor.

Faizlerin inmesini herkes istiyor. Anlaşamadığımız nokta faizlerin suni bir biçimde düşürülme çabasıdır. Unutulan şeyse, faizlerin bir ‘‘neden’’ değil ‘‘sonuç’’ olduğudur. Faizler düşsün diye politikalar uygulanmaz. Uygulanan politikaların vereceği güven ve makro ekonomik iyileşmeler sonucunda faizler düşer. Bu konuyu çok iyi anlayamadığımızdan, geçmişteki faizleri indirme operasyonlarının tümü faizlerin daha da artmasıyla sonuçlanmışlardır. Krizler çıkarılmıştır.

RİSKLER

IMF ve Dünya Bankası'ndan gelen paraları kullanarak faizleri kısa bir süre için düşürmüş gibi gözükebiliriz. Bu ‘‘taşıma su ile değirmen döndürmeye’’ benzer. O paralar bittiğinde, faizleri bugünkü seviyelerinde dahi tutabilecek cephaneden yoksun kalabiliriz. O nedenle, uluslararası kuruluşlardan gelen paraya güvenerek yapılan faiz indirme operasyonu risklidir. Bir-iki hafta faizleri düşük tutabilmek için bu riski almaya deymez.

Ekonomi yazarlarının ‘‘yüksek faizci’’ ve ‘‘düşük faizci’’ diye ikiye ayrıldığını geçen hafta çıkan yazıları toplu olarak okuyunca daha iyi gördüm. Bu konuda kendi konumumu açıklama ihtiyacı duydum. Ben, ‘‘faiz takıntısı’’ olmayan bir iktisatçıyım.

X