Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: BIS kuralları

Ercan KUMCU

İsviçre'nin Basel Kenti'nde Bank for International Settlements (BIS) diye bir kuruluş var. Kuruluşun pay sahiplerinin çoğunluğu Avrupa ülkelerinin merkez bankaları. TC Merkez Bankası da BIS'in ortaklarından. Merkez bankalarına, bankaların bankası dendiği gibi BIS'e de merkez bankalarının bankası deniliyor.

BIS'in yaptığı çeşitli işlerden biri de, bankaların gözetim ve denetimi konularında ortakları merkez bankalarının da katkılarıyla kurallar üretmek. Bu kurallar birçok ülke için bankacılık sisteminin gözetim ve denetiminin temellerini oluşturuyor.

BIS kurallarından biri, bankalarda risk ağırlıklı sermaye yeterliliğinin yüzde 8'den aşağı olmaması. Bankalar plasmanlarını risklerine göre ağırlıklandırıyor.

SERMAYE YETERLİLİĞİ

Devlete kredi verildiğinde risk sıfır olarak kabul edilip bu kredi, risk ağırlıklı plasmanlara dahil edilmiyor. Buna karşılık, özel bir şirkete kredi verildiğinde, riskli kabul edilip bu kredi 1 ile çarpılıyor. Yarı devlet kuruluşuna verilen bir kredi ise az riskli kabul edilip 0.2 ile çarpılıyor.

Bu risk ağırlıklarıyla çarpılmış plasmanların toplamı önemli bir parametre. Sermaye yeterliliği oranı bankanın toplam özkaynağının risk ağırlıklı plasmanlara bölünmesinden elde ediliyor.

BIS kurallarına göre, bir banka özkaynağının en fazla 12.5 katı kadar risk ağırlıklı plasman yapabilir. Bu sınırda olan bir banka, artık risk ağırlığı sıfır olmayan bir plasmanı özkaynaklarını artırmadan yapamaz.

Aynı kurallar çerçevesinde, İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'na (OECD) üye ülkelerin devletlerine verilen krediler risksiz kabul edilir. Bu krediler risk ağırlıklı plasman hesabında 0 ile çarpılır. Özkaynak artışına gerek duymadan bu ülkelere kredi açılabilir.

BIS artık bu kuralı değiştirmeyi düşünüyor. Bütün OECD ülkelerinin riskini sıfır kabul etmek yerine risk katsayısının ülkelerin kredi değerliliğine göre saptanması ilkesinin kabul edilmesi düşünülüyor. Bu şekilde, AA- ve daha yukarı notu olan ülkeler sıfır risk kabul edilirken, B- ve daha düşük notu olanlar azami riskli kabul edilip bu ülkelere verilen krediler 1 katsayısı ile çarpılacaklar. Büyük bir olasılıkla, düşünce aşamasında olan bu eğilim kural olarak benimsenecek. Bunun üzerine, sermaye yeterliliğinin de yüzde 8'den yüzde 10'a çıkarılması planlanıyor.

DOĞRU, AMA ALEYHİMİZE

Bu değişiklikler teknik açıdan doğru. Fakat, bizim gibi ülkeler için önemli sorunlar yaratacak nitelikte. Bizim kredi değerliliğimiz B. Büyük bir olasılıkla, öneri kabul edildiğinde, Türkiye'ye verilen krediler bankaların sermaye yeterliliğinde 0.9 gibi bir katsayı ile çarpılacak. Sermaye yeterliliğinin sınırında olan bir bankanın bize 10 milyon dolar kredi verebilmesi için 1 milyon dolar civarında ilave özkaynak yaratması gerekecek. Bunun anlamı, dış borçlanmamızın hacminde bir küçülme ve faizlerinde bir artış demektir.

Üç yıl sonra yürürlüğe girmesi beklenen bu kurallardan evvel kredi değerliliğimizi artırmak şart oluyor.



X