Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Bankaları hor görmenin maliyeti büyük oluyor

Ercan KUMCU

BANKALAR para ile uğraşan kurumlardır. Mevduat toplarlar. Başka bankalardan borç alırlar. Topladıkları paraları kredi vererek ya da menkul kıymetler alarak yeniden ekonomiye verirler.

Bankalar servis üretirler. Üretimlerinin girdisi de, çıktısı da paradır.

Bankaların para ile oynaması zengin oldukları anlamına gelmez. Çünkü, oynadıkları paranın çok büyük bir bölümü başkalarından borçlanılmış paralardır.

Bankalar kendilerine teslim edilen paraları iyi idare edemezlerse, borçlanabilme olanakları da azalır. Vatandaşlar güvenip paralarını bankalara emanet etmezler. O nedenle, bankalar aldıkları riskler konusunda hassas olmak zorundadırlar. Kár edip özkaynaklarını artırmak durumundadırlar. Kár etmek ayıp değildir.

BİZ YAPTIK

Kamu finansmanının bozulması devletin bankaların üzerine yıkılmasına neden oldu. Harcamalarını topladığı vergilerle karşılayamayan devlet, bankalara bono satarak borçlanabildi. Borçlanabilmek için, belli oranlarda, bankaları Hazine bonoları ve tahvillerini almaları için zorladı.

Devletin borçlanma ihtiyacı ve belirsizlikler faizleri yükseltti. Faizler yükselince, bankaların yatırımlarından sağladığı gelirleri kadar maliyetleri de yükseldi. İşin maliyet kısmını unutup bankaların yatırımlarından sağlanan gelirlere göz koyduk.

Bankalardan daha fazla vergi toplayabilmek için kuralları değiştirip menkul kıymetlerin alım değerinden değil, piyasa fiyatlarından değerlendirilmesi ilkesini benimsedik. Tahsil edilmemiş, hesaben oluşmuş gelirlerin vergisini aldık.

Bankalar çok para kazanıyor deyip, devletin vermeyi taahhüt ettiği faizlerin üzerine geçmişe dönük vergi koyarak bankaların kárlılıklarını düşürdük. Faiz kazancını kötüledik. Faiz kazananlara ‘‘rantiye’’ deyip dolandırıcı gibi gördük. Hálá da öyle görüyoruz.

Bütün bunlar bankacılık sistemini zayıflattı. Şimdi de, ‘‘vay canına, amma da zayıf bankacılık sektörümüz varmış’’ diye şaşırıyoruz. ‘‘Yolunacak kaz’’ diye baktığımız sektörde ‘‘yolunacak tüy’’ bırakmadık. Para kavramının ne olduğunu pek iyi anlamış değiliz. Anlayamayınca da, uygulamalarımız sektörü geliştirmek için değil, öldürme yönünde oldu.

Başka ülkelerin bankacılık sisteminin milli gelirlerinin birkaç katı olup da, bizim bankalarımızın boyutunun milli gelirimizin yarısı kadar olması boşuna değil!

BİZ ÖDEYECEĞİZ

Ekonomide hiçbir şey maliyetsiz değildir. Yaratıcılıkla maliyetler ertelenebilir, ama yok edilemez. Bankacılıkta da öyle olacak. Ülkelerin otomobil ya da tekstil sektörleri olmayabilir. Fakat, mali sektörü ve bankaları olmak zorundadır.

Bu zorunluluk şimdiye kadar bu sektörü hor görmemizin maliyetini bize ödetecektir. Şimdi yüzde 100'lerde gezinen gecelik faizlerle bankalar kár etmiyorlar. Aksine, sektör giderek zorlanıyor.

Durumun tersine çevrilmesindeki gecikme, üstlenmek durumunda olduğumuz maliyetleri giderek daha da artıracaktır.

z

X