Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Bankacılık sektörü iyi araştırılsın

Ercan KUMCU

TÜRKİYE Bankalar Birliği, bankacılık sistemindeki tüm bankaların tek tek bilanço ve kár zarar hesaplarıyla çeşitli mali oranlarını üç ayda bir yayınlıyor. Son veriler 2000 yılı haziran ayı sonu itibarıyla yayınlandı.

Verilerin yorumunu bir başka gün ele alacağım. Dikkatleri çekmek istediğim konu farklı. Bu yayınlar tüm bankacılık sistemini kapsamıyor. Bazı bankalarımız mali durumları konusunda Türkiye Bankalar Birliği'ne bilgi vermiyorlar.

Örneğin, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kapsamındaki sekiz bankadan dört tanesi mali bilgilerini kamuoyuna açıklamaktan çekiniyorlar. Çekinenlerin arasında bir kamu bankasıyla iki tane de özel banka var. Bilgi vermekten çekinenleri merak ediyorsanız, Bankalar Birliği'nin internetteki sayfasına bakabilirsiniz.

Saklanan bilginin de bir bilgilendirme değeri vardır. Bu bankalar kamuoyunu bilgilendirmekten çekiniyorlarsa, korktukları bir şey var yorumları yapılabilir. Acaba, gerçekten öyle mi? Üç ayda bir bankaların kamuoyuna bilgi vermeleri bir kanunla zorunlu tutulmasa da, sistemdeki bankaların yüzde 95'ine diğerleri de uymak zorundadır. Aksi takdirde, belki doğru, belki de yanlış izlenimler yaratılacaktır.

Kimse sesini çıkarmamaktadır. Halbuki, kamu otoritesi konuyu inceleyip kamuoyunu aydınlatmak zorundadır. Bu çeşit davranışlar yalnızca bilgi vermeyen bankaların itibarını değil, tüm sektörün itibarını zedelemektedir.

Konu araştırılmaya muhtaçtır.

* * *

Anka bülteni başlık yapmış: ‘‘Tasarruf eğilimi hızla dövize kaydı.’’ Dolar bazında yurtiçinde yaşayanların sahip olduğu döviz tevdiat hesapları yılbaşından bu yana yüzde 13 artmış. Toplam TL mevduatları vadeli ve vadesiz mevduatlar toplamı ise dolar bazında değişmemiş.

Bir başka başlık: ‘‘Mevduat artışı enflasyonun altında kaldı.’’ Yurtiçindeki TL mevduatları yılın ilk sekiz ayında reel olarak yüzde 6.9 gerilemiş. Kısacası, TL piyasası küçülmüş. İstikrar programının uygulandığı ve enflasyonun çok hızlı olmasa da düştüğü bir ortamda yatırımcılar neden TL'ye rağbet etmiyorlar?

Bu yıl faizler düştüğü halde geçmişten gelen yükler nedeniyle Hazine'nin iç borçları dolar bazında da, enflasyona göre de arttı. Bir başka ifadeyle, küçülen mali piyasada Hazine'nin borçluluğu arttı. Devlet, toplam TL kaynakların daha fazlasına talep yarattı.

TL kaynak yaratamayan bankalar döviz üzerinden kaynak yaratmaya çalıştılar. Bankaların geçen yıl ortasından bu yıl ortasına kadar döviz cinsinden varlıkları yüzde 15 artarken döviz üzerinden yükümlülükleri yüzde 28 artmış. Aldıkları kur riski de 10 milyar dolardan 19 milyar dolara fırlamış.

Bankaların sağlığı giderek bozulmuyor mu? Bu gidişat istikrar programına çok büyük bir tehdit oluşturmuyor mu? Bu şartlarda, faizlerin artmamasını istemek doğru mudur?

Bu da araştırılması gereken konulardandır.

* * *

İki konu da çeşitli yönleriyle yeni kurulan Bankacılık Üst Kurumu'nu ilgilendiriyor. Şimdiye kadar sorunlar savsaklandı. O nedenle, zorlamayla özerk bir kurum oluşturuldu. Kurum'un bu konularda alacağı tutum ve kamuoyunu inandırıcı açıklamaları, bankacılık sektörünün itibarını artıracaktır.

X