Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ercan Kumcu: Bağcıyı dövmek sorunları çözmüyor

Ercan KUMCU

Bankacılık Üst Kurumu çok talihsiz bir dönemde göreve başladı. Göreli olarak sorunları çözülmüş bir sektörünün gözetim ve denetimini üstlenecekken kendini sorunların en ağırlaştığı bir ortamda buldu. Sorunları görmezden gelip kendimizi aldattık.

Şimdi, sektördeki güncel sorunların çözümü öncelik kazandı. Bunlar uzun yıllar ihmal edilen yapısal sorunlardan kaynaklansa da, çözümler ivedilik kazandı. Halbuki, Üst Kurul'un ihtiyacı olan itibarın kazanılması açısından bugünler çok önemliydi.

Türkiye ekonomisinin ikilemlerden biri, 'bankacılığın sağlığı' ile 'ekonomideki dengeler' arasında bocalanmasıdır. Maalesef, bu iki kavram yüksek enflasyon ortamında birbirlerine zıt kavramlardır.

KOLAY BORÇLANMA

Kamu sektörünün durdurulamayan açıklarını finanse edebilmek için Hazine mali sistemin boyutuna göre aşırı borçlanmak zorunda kaldı. Son on yılda, Hazine'nin borçlanma ihtiyacı mali sektörün ortalama büyümesinin çok üzerinde oldu.

Ekonomideki belirsizlikler arttıkça bankaların buldukları kaynakların vadesi kısaldı. Hazine ise doğal olarak borçlanma vadesini uzatmaya çalıştı. Sonuçta, bankalar kısa vadeli kaynaklarını Hazine'ye uzun vadeli olarak tahsis etmek zorunda kaldılar. Vade riski aldılar. Aksi taktirde, Hazine'nin borçlanması tıkanacaktı.

Türkiye'nin mali sistemi Hazine'nin borçlanma ihtiyacını karşılamaya yetmedi. Bankalar döviz borçlandılar. Borçlandıkları dövizleri satıp Merkez Bankası kanalıyla TL elde ettiler. Hazine'ye borç verdiler. Kur riski aldılar. Aksi taktirde, Hazine borçlanması yine tıkanacaktı.

İstikrar programının uygulanmasıyla beraber esen iyimser rüzgarların etkisiyle faizlerin daha da düşeceği beklentisi yaygınlaştı. Bankalar Hazine bonosuna hücum ettiler. Enflasyon beklentileri çok düşmemişken, faizler gerçekten düştü. Faiz riski aldılar.

Bankaların aldıkları tüm riskler Hazine'nin daha kolay ve daha ucuz borçlanabilmesini sağladı. Yani, yüksek enflasyon ortamında bankaların aldıkları riskler ekonomide göreli istikrar sağlamış oldu. Çarkın dönmesi sağlandı.

Bu riskler alınırken, bankaların gözetim ve denetiminden sorumlu olanlar bankalardaki vade riskinin, kur riskinin ya da faiz riskinin çok yüksek olduğunu dile getirmedi. Çünkü, çarkın dönmesi için bu risklerin alınması zorunluydu.

ÜZÜM YEMEK

Üst Kurul doğal olarak bu risklerin bankalarca daha makul düzeylere çekmesini isteyecektir. Riskler azaltılırken, alınan riskler nedeniyle sağlanan göreli istikrar da tehlikeye girecektir. O nedenle, bankaların aldıkları risklerin azaltılması çalışması makro ekonomik ortamın iyileşmesiyle paralel götürülmesi zorunludur. Paralellik bozulduğunda, ekonomi yeni krizlere gebe kalır. Hazine'nin borçlanabilme olanaklarını tıkarız.

Üst Kurul çok dikkatli olmalıdır. Bankacılık reformu sürecinde acelecilik yapılmamalıdır. Sektördeki risklerin daha makul seviyelere çekilmeleri konusunda kararlı ve taviz vermez bir tutum sergilemek gerekiyor. Ama, 'kararlı ve taviz vermez tutum' ekonomik istikrarı tehdit ettiği zaman bir işe yaramıyor. Kendimizi aldatmayalım.

Bankacılık reformunun amacı 'bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek' olmalıdır.

X