Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erbakan'la bir öğle yemeği

Yavuz GÖKMEN

Dün öğleye doğru Kayseri Belediye Reisi'nin DGM'de mahkûm edildiği haberini almasaydım, bu yazı bir hukuki analiz yazısı olacaktı.

Ben sevgili Hukuk Fakültemi sonbaharlarda ziyaret ederim. O muhteşem binadaki sarmaşıklar sonbahar günleri sararır, kızıla çalan bir renk alırlar. Fakülteye uzaktan bakar, öğrencilik yıllarımı hatırlarım.

Birinci sınıfı geçtiğimde mum yaktığım merdivenleri tahayyül ederim. Onlar artık yok. Yıktılar ve üçlü merdiven blokunu tekliye çevirdiler.

Benim okuduğum yıllarda fakültemin çevresinde demir parmaklıklar yoktu. Şimdi her tarafı demir parmaklıklarla çevirmişler. O zaman fakülteye polis giremezdi; şimdi galiba çıkmıyor.

Ama sarmaşıklar gene eskisi gibi kızıla çalan sarı bir renk alıyorlar. Demir parmaklıklar doğanın akışını değiştirmeye yetmiyor.

Türkiye'de ‘‘hukukun üstünlüğü’’nün yerini, ‘‘üstünlüğün hukuku’’ işte böyle aldı. Giderek tüm Türkiye demir parmaklıklarla çevriliyor.

Nerede ise, bir demir perde ülkesi olacak gibiyiz.

* * *

Oysa önceki gün Erbakan'ın öğle yemeği çok güzel geçmişti.

Erbakan, adeta bir hukuk otoritesi gibi konuşmuş, son yıllarda edindiğini sandığım hukuk nosyonundan örnekler vererek, bizlere enfes bir hukuk ve demokrasi dersi anlatmıştı.

Refah Partisi'nin hukuk ilkeleri içerisinde kalınarak kapatılamayacağını pek güzel açıklamıştı. Onu dinlerken, RP'yi kapatmanın rejimin intiharı olacağını düşünmüştüm.

Ve kendi kendime ‘‘hayatında tek parti kalsa oy vermeyeceğin RP'yi demokrasi adına savunmak sana mı kaldı?’’ diyerek gülmüştüm.

Evet, bu iş bana ve gerçekten demokrasiden ödün vermeyen birkaç kişiye kalmıştı. Anladığım kadarıyla, kapatılması için hiçbir hukuki gerekçe, hatta yasa maddesi bile olmayan RP, siyasi nedenlerle kapatılacaktı.

Üstünlüğün hukukunun demir perdesi, hükmünü bir kez daha yürütecekti.

Çünkü bir RP'li üyenin mahkûm olması, siyasi partilerin kapatılma gerekçelerinden biriydi. Erbakan öğle yemeğinde ‘‘Hiçbir RP'li mahkûm olmadı’’ demişti.

Üstelik bu en basit ve geçersiz gerekçeydi, çünkü bir siyasi parti, bir ya da birkaç üyenin mahkûmiyeti gerekçesiyle kapatılamazdı.

Ama dün öğleye doğru bir RP'li belediye reisi, savcı beraat istediği halde mahkûm oluyordu.

* * *

İşte bu nedenle bir hukuki analiz yazısı yazamadım. Oysa hukuk, benim ‘‘olmazsa olmaz’’ kavramımdır. İnancım ve idealimdir.

Erbakan'ı hukuk analizi yaparken görünce bundan dolayı sevindim. Onun demokrasi ve batılı anlamda laikliğe sahip çıkıyor olması beni daha da sevindirdi. Adam açıkça: ‘‘Biz Batıcı geçinenlerden daha Batı yanlısıyız’’ dedi ki, doğruydu.

Batıcı'lık, özgürlük, insan hakları ve demokrasi yanlısı olmak demekti.

Oysa bizim Batı'cılar, insan haklarını çiğniyor, özgürlüğü bilmiyorlardı ve antidemokrattılar.

Bence bunlar Atatürk adına, O'nun kemiklerini sızlatanlardılar.

X