"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Erbakan'ın Tahran gezisini hatırlayınca

Sedat ERGİN

Olay, 11 Ağustos 1996 tarihinde Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği'nde yaşandı. Bir pazar akşamıydı.

Refah-Yol hükümetinin Başbakanı Prof. Necmettin Erbakan, ilk yurtdışı gezisini İran'a yapıyordu.

Gezi öncesinde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından kendisine verilen bir brifingde, İran'ın PKK'ya verdiği destek ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştı.

PKK'nın İran'da yaygın bir faaliyetinin bulunduğu ve bu faaliyetin büyük ölçüde İran'dan resmi devlet desteği gördüğü istihbarat camiası açısından bir sır değildi.

Başbakan'dan beklenen, elindeki dosyada bulunan verileri gündeme getirerek, İran'a bu desteğin kesilmesi beklentisini iletmesiydi.

* * *

O akşam büyükelçiliğin bahçesinde gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Erbakan'ın İran'ın PKK'ya desteği konusunda sarf ettiği şu sözler, şaşkınlığa yol açtı:

‘‘Doğrusu biz kendi yetkililerimizden bilgi aldığımızda şaşırmışızdır. Yani İran'da bu samimiyetin olduğunu bildiğimiz için...’’

Erbakan, ‘‘Ne şüphe ediyorsunuz allahaşkına? Neden dolayı?’’ dedikten sonra ekledi:

‘‘Propagandanın etkisi altında kalınmış. İranlılar bu konuda işbirliğine açık. Önemli olan, bundan önceki endişelerin tek yanlı olduğudur...’’

Başbakan, ayrıca Suriye makamlarının kendisine verdiği bilgilere dayanarak, Öcalan'ın Suriye'de olmadığını iddia etmiş ve ‘‘Bu zat dünyanın her yerinde dolaşıyor’’ diye konuşmuştu.

* * *

Erbakan'ın bu sözlerinden çıkan anlam yeterince açıktı. Başbakan,

1) MİT'in istihbaratına değil, İran'ın güvencesine itibar ediyordu,

2) MİT'in meseleye tek yanlı baktığına, bu örgütün propagandanın (muhtemelen CIA ve Mossad'ın) etkisi altında bulunduğuna inanıyordu,

3) Öcalan'ın Suriye'de olmadığı yolunda Hafız Esad rejimi tarafından verilen güvenceyi samimi buluyordu.

Bu sözlerini ertesi gün Hürriyet'te ‘‘Erbakan'ın MİT gafı’’ başlığıyla manşetten verdiğimizde gürültü kopmuş, Erbakan, iki gün sonra ‘‘Devlet istihbaratına güvensizlik belirten herhangi bir açıklama yapmadığını’’ iddia etmişti.

Daha garip olan, bu sohbette bulunan meslektaşlarımızın bir bölümünün sonradan Erbakan'ın sözlerini çarpıttığımı iddia eden yazılar kaleme almalarıydı.

* * *

Neden bu eski defteri karıştırdığım sorulabilir.

Öcalan, Türkiye'ye getirildikten sonra İran'ın Kürt nüfusunun yoğunlaştığı bölgelerinde, PKK yandaşları tarafından yaygın sokak gösterileri düzenlendi.

Öcalan'ın posterlerinin taşındığı, PKK lehine sloganların atıldığı gösterilerde Türkiye'den gelen TIR'lar ateşe verildi. Türkiye, taşkınlığın ileri boyutlara varması üzerine geçen hafta Urumiye'deki başkonsolosluğunu kapatmak zorunda kaldı.

Gösterilerin yaygınlığı, PKK'nın İran'da gözle görülür bir şekilde üslendiğinin bugüne dek rastlanan en açık kanıtıydı.

Bu haberler, bana iki buçuk yıl önce başımdan geçen bu gazetecilik olayını hatırlattı. Hepsi o kadar...



X