Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erbakan'ı kurtarmak...

Oktay EKŞİ

Dünya bir yana, Necmettin Erbakan ve onun çıkarları bir yana...

Böyle bir anlayışa saygı duymanız mümkün mü?

Bir kısım milletvekilinin imza toplayıp 18 Nisan seçimlerini erteletmek amacıyla TBMM'yi olağanüstü toplantıya çağırmasını Necmettin Erbakan, yukarıda sözünü ettiğimiz anlayışla kendi çıkarı için kullanıyor.

Ve onun TBMM'deki müritleri de, ağızlarından daha önce çıkmış ne kadar söz varsa hepsini meşhur ‘‘dün dündür’’ anlayışına uygun bir pişkinlikle unutup şimdi ‘‘hoca’’larının emrini yerine getirmeye çalışıyorlar.

Neymiş?

Hoca Efendi'nin ‘‘Artık ben ne istersem söyleyebilirim. Çünkü vatandaşın yeterince desteğine sahip olduğumu gören Cumhuriyet Savcıları korkarlar ve dava mava açamazlar’’ diye düşünerek endazesiz attığı sıralardaki sözleri üzerine açılan davalardan, Erbakan hazretleri endişeliymiş.

Yakınlarına ‘‘Benim için siyasi yasağımın kaldırılmasından çok (bunda da samimi değil ama milletvekili adayı olmak için yaptığı başvuru Yüksek Seçim Kurulu'ndan dönünce artık o yolun kapalı olduğunu gördüğü için öyle söylüyor) 312'nci maddenin kaldırılması önemli. Çünkü benim bu maddeden dolayı birkaç davam var. Her an tutuklanabilirim’’ demiş. Bir başka deyişle ‘‘Hazır Meclis olağanüstü toplantıya çağrılmışken ne yapın yapın ‘hoca'nızı kurtarın’’ mesajını vermiş.

Hoca’nın taze müritlerinden Abdülkadir Şener onun için önceki gün özetle ‘‘Seçimlerin ertelenmesine destek vermeyiz ama Ecevit'ten, bir önceki hükümet zamanında Meclis'e sunulan ve Ceza Kanunu'nun 312'nci maddesinin değiştirilmesini öngören tasarının hemen yasalaşmasını isteriz’’ diyordu.

Gerçi sadece 312'nci madde değil, bizim pek çok yasamızın pek çok hükmü değiştirilmedikçe ifade özgürlüğü yeterince genişlemiş olamaz.

Ama Erbakan'ın da, Şener'in de derdi ‘‘ifade özgürlüğü’’ filan değildir.

Zaten politikaya girdiği ilk günden beri Erbakan'ın, özgürlüklerin genişletilmesi ve Türkiye'de hukuk devleti kurulması ile ilgili hiçbir isteği olmamıştır.

Nitekim hem kurduğu hem de kapatılmasına sebep olduğu partilerin hiçbiri, bugüne kadar ‘‘demokratikleşme’’ doğrultusunda hiçbir öneri üretmemiştir.

Ama aynı partiler, özgürlükleri kısıtlamayı amaçlayan her öneriyi desteklemişlerdir.

O yüzden şimdi ‘‘insan hakları’’ndan, ‘‘özgürlükler’’den söz etmeleri bize inandırıcı gelmemektedir.

Kaldı ki böyle yasa değişikliği yaparak ‘‘Erbakan'ı kurtarmak’’ herhalde ne Meclis'in ne de Bülent Ecevit'in borcu veya görevidir.

Niçin böyle söylediğimizi merak edenler Bülent Ecevit'in 1980 öncesinde başbakan iken aynı şekilde yasa değiştirerek Erbakan'ı ve başında bulunduğu Milli Selamet Partisi'ni Anayasa Mahkemesi tarafından cezalandırılmaktan nasıl kurtardığını araştırıp öğrenebilirler.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI