Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Erbakan yanımda

    Hürriyet Haber
    11 Mayıs 2000 - 00:00Son Güncelleme : 11 Mayıs 2000 - 00:01

    FP Lideri Recai Kutan partisinin 1'inci kongresi öncesi, ‘Erbakan yanımda’ mesajını verdi. Kutan, ‘‘Erbakan, Abdullah Gül'e 'Adaylıktan çekil' demiş. Bana, 'Seni destekliyorum' demedi. Ama ikimizden başka aday olmadığına göre, bana destek anlamı çıkıyor’’ dedi.

    Hoca ‘Sertleşmeye izin verme müdahale et’ diyor

    FP Genel Başkanı Recai Kutan, dün Hilton Oteli'nde gazetelerin Ankara temsilcisi ve yazarlarıyla kahvaltıda biraraya geldi. Kutan, FP liderliğine 14 Mayıs günü geldiğini, Pazar günü kongre sırasında da tam 2'nci yılını doldurmuş olacağını vurguladı. 14 Mayıs'ın Anneler Günü olmakla birlikte DP'nin, ‘‘Yeter söz milletindir’’ sloganını söyleyip ilk kez iktidara geldiği gün olduğunu da anımsatan Kutan, özetle şu mesajları verdi:

    GÜL'E ÇEKİL DEDİ

    Sayın Erbakan'ın ağzından, ‘Seni destekliyorum’ diye herhangi bir şey duymadım. Abdullah Gül arkadaşımız Erbakan'ı ziyaret edip, 'Adaylık düşüncesindeyim' dediğinde, kendisine; 'Şimdi zamanı değil', dediği değişik kanallardan bana intikal ettirildi. Onun anlamı bana, 'Tamam ben seni destekliyorum' beyanı olmamakla beraber, dolaylı olarak bana destek gibi bir anlam çıkıyor. Ben ve Gül'den başka bir üçüncü aday da olmadığına göre. Sayın Erbakan'ın delegeler üzerindeki ağırlığının kongreyi etkilemesi muhtemeldir.

    İLGİ GÖSTERİYOR Biri derse ki, 'Efendim Sayın Erbakan FP'ye ilgi göstermiyor', bu yanlış olur. Gayet tabii gösteriyor. Yani, '30-40 yıllık emeğim var, sonra ben siyaset dışı bırakılmış olmama rağmen yürüyen bir harekettir' diye düşünüyor.

    ERBAKAN'A DANIŞIYORUM

    Bir yakınım Malatya'da bana derdi ki, 'Yeğen Türkiye'de en kolay ve en ucuz olan şey akıl danışmaktır. Yani, kime gitsen, hangi Türk vatandaşına; 'Yahu benim şöyle bir meselem var, ne diyorsun?' Hiç üşenmeden size yarım saat açıklamada bulunur. Onun için derdi ki; 'Yeğen sen sıkıntıya düştün mü küçük-büyük demeden mutlaka danış.' Bu itibarla gayet tabii Sayın Erbakan bir ilim adamıdır, geniş bir siyasi tecrübesi vardır. İhtiyaç duyduğum zaman, sade ona değil, onun dışında pek çok kimseye de danışırım. Mesela eski hukukumuz itibariyle pek çok meselede Sayın Demirel'e de danıştığım olmuştur.

    HOCA'NIN TAVSİYESİ

    Sayın Erbakan'ın ısrarla bana 'Şu ana kadar ki yumuşak tavrını katiyyen değiştirme' istikametinde tavsiyeleri oluyor. Özellikle bu önümüzdeki kongre vesilesiyle, ‘Her iki taraftan da sertleşmeye müsaade etme, derhal müdahale’ et diyor. Şeyh Edebali'nin Osmanlı İmparatorluğu'nu kuran Sultan Osman'a bir vasiyeti var; 'Ey oğul öfke bize, uzlaşma sana. Hata bize, hoşgörü sana' diyor. Görev alan kimse yükü taşıyacak, onun dışında sorumsuz olanlar gayet tabii rahatlık içinde ne duyguları varsa ifade edecekler. Herkes her düşündüğünü en özgür bir ortam içerisinde ifade edebilmiştir.

    BAŞKA PARTİ DAĞILIRDI

    Ben diyorum ki, eğer FP'nin dışında başka bir parti bu şartlar içinde seçime girmiş olsaydı, emin olun ki darmadağın olurdu. Ama buna rağmen FP'li arkadaşlarım hakikaten canını dişine takarak yaptıkları çalışmalar neticesinde yüzde 15 gibi başarıya ulaştı.

    FP-RP MUKAYESESİ YANLIŞ RP, yüzde 21-22 oy almıştı, şimdi yüzde 15'e düştü demek yanlıştır. Bir kere RP ile FP kadroları aynı değil ki. RP'nin yıllar boyunca tecrübe kazanmış kadroları yönetim dışına itilmiş genç ve tecrübesiz arkadaşlardan müteşekkil bir teşkilat kadrosu ortaya çıkmış.

    28 ŞUBAT'IN ETKİSİ 28 Şubat'ın etkileri aynen devam ediyor. Bütün mensuplarımızın şu anda kafasındaki bir numaralı mesele acaba FP kapatılacak mı, kapatılmayacak mı? Genel Merkez olarak bir güven duygusu vermeye çalışsak da böyle bir endişeyi taşıyorlar.

    GÜL SEÇİM KADROMDAYDI 1975'te Kayseri'den Senato adayıydım. O dönemde Kayseri'de seçim çalışmaları yaparken kadromun içinde olanlardan bir tanesi Sayın Abdullah Gül'dü. Henüz talebeydi. Yani, Gül gayet tabii bu siyasi hareketin tabanından gelen bir isimdir.

    ARAMIZDA FARK YOK Abdullah Gül ile benim aramda dünya görüşüm olarak temel değerler bakımından en ufak bir farklılık yoktur. Olsa olsa yönetim anlayışındadır, yöntem farklılığındadır.

    YENİLEŞMEDEN SÖZ ETTİM Abdullah Gül ve arkadaşları kullanmamasına rağmen yenilikçi-gelenekçi diye bir ayrım dile getirilmektedir. Yenilikçilikten Genel Başkan olduğum gün ilk ben sözettim, 'FP süreklilik içinde değişimi savunan yenilikçi bir partidir' dedim.

    DİYANET DIŞINDAKİNİ DİNLERİM Din konusunda Diyanet İşleri Yüksek Kurulunun verdiği mütalaaya karşı çıkan, Diyanet İşleri bünyesinde yer almamış gene din alimlerinin de farklı görüşleri olabilir. Ben öncelikle Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görüşlerine itibar ederim. Ama, Diyanet dışındaki görüşleri de alırım.

    Sezer'in

    üzerinde

    psikolojik

    baskı var

    TÜRKİYE'de şu anda bir laiklik tatbikatı var. Türkiye'deki tatbikat hakikaten demokratik bir laiklik anlayışı değil. Hatta yine bazı değerli köşe yazarlarımız Türkiye'de nasıl dinciler varsa, laikçiler var diye bir tabir kullanıyorlar. Şimdi Sayın Sezer'in, seçildiği gün laiklik üzerine ısrarla vurgu yaptı. Anayasa ne diyor; Türkiye devleti demokratik laik sosyal bir hukuk devletidir. Şimdi sıkıntı laiklik tarifinde anlaşmaya kalıyor. Bir yıl önce Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıldönümündeki konuşması, gerek bu yıl yapmış olduğu konuşma sebebiyle Sayın Sezer, evrensel standartlarda bu kavramlara bir tarif getiriyor. Farklı bir düşünce içerisinde değil. Dolayısıyla, laikliğin bu derece üstünde durmasında ben herhangi bir karşı görüş içerisinde olamam. Şimdi en son yaptığı konuşma ile ondan önce yaptığı iki konuşma arasında farklılık var mı? Evet bir miktar farklılık var. Şimdi istese de istemese de Sayın Sezer, bazı çevrelerin veyahut da ona diyelim ki kamuoyunun bir bölümünün, ister istemez psikolojik baskısı altında hissediyor kendisini. Tabii demokratikleşme üzerinde de duruyor, hukuk devleti üzerinde de duruyor. En son konuşmasına dikkat ederseniz, laiklik üzerinde çok daha kuvvetli vurgu yapma ihtiyacını hissediyor. Bu, bundan önceki konuşmalarından bir miktar farklılık gösteriyor.

    Kamuoyunun bir bölümünün baskısı derken kimi kasdediyorsunuz?

    Sezer için bizim konuştuğumuz gibi konuşuyor dedim. Bazıları ‘Yav sen niye böyle söyledin. Sayın Sezer’i sıkıntıya düşürüyor' dediler. Benim söylediğim şu; gayet tabii demokrasi anlayışında, öbür anlayışlarda Sayın Sezer ile benim aramda bir fark olmadığını düşünüyorum. Tabii Sayın Sezer üzerine belli ölçüde psikolojik baskısı olmuş olabilir diye düşünüyorum.

    Takıyye yapması söz konusu mu?

    Hayır, takıyye yapmıyor...

    Şoför mahallindeyim

    TABİRİ caizse, otobüsün şoför mahallinde ben oturuyorum şu anda. Dolayısıyla o otobüsün sağlıklı bir şekilde herhangi bir kazaya uğramadan menziline ulaşma sorumluluğu, 1'inci derecede benim sorumluluğumdadır.

    DSP'nin işini

    biz yapıyoruz

    BATI'da özgürlükler, insan hakları, demokrasi ve ezilmişlere özel ilgi daha çok sosyal demokratlar tarafından gösterilir. Türkiye'de bu yapıda bir sosyal demokrat hareketi yok. Yani şu anda demokratik sol deniliyor, ama DSP’nin ekonomik politikalarına bakın, ANAP'ınkinden farklı değil. Özellikle insan hakları, özgürlükler, demokratikleşme hususunda, mesela Sayın Ecevit'in 1980 öncesi duyarlılığı maalesef görülmüyor. Şimdi pek çok kimse bizim ekonomik görüşlerimize, özellikle insan hakları, özgürlük, demokrasi anlayışımıza bakarak; 'Yav galiba Türkiye'deki sosyal demokrat boşluğu siz dolduruyorsunuz' diyor.

    Biz aslında dünya görüşü itibariyle Batı'daki sosyal demokrat hareketten farklıyız. Şu anda mevcut olan partiler içerisinde demokrasi duyarlılığı bizden daha fazla olan herhangi bir parti düşünmüyorum. Bazılarının ifade ettiği gibi, biz bu konuda takiyye yapıyor değiliz. Gerçek anlamda Türkiye'de demokrasiyi savunuyoruz ve inanıyoruz. Bu ülkede demokrasiye en çok ihtiyacı olan kesim bizim kesimdir. Bu ülkede ezilen, horlanan, dışlanan kesimdir, en çok demokrasi ihtiyacı olan bunlardır. Yani FP'lilerdir.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı