Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erbakan’ın cezası...

TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın, eski Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın "özel belgede sahtecilik" yapma suçundan -sonuç olarak- 11 buçuk ay süreyle hapiste yatmasını engellemek için çırpındığını gösteren sözlerini radyoda kendi sesinden dinlerken itiraf edelim, içimiz cız etti.

Arınç’ın çabası son derece insani... Son derece de duygusal...

Zaten o da bu gerçeğin farkında. "Bir milletvekili arkadaşımız öneri verse de, o önerinin kısa bir süre içinde yasalaşması yoluyla Hoca (Erbakan) hapisten kurtulsa" mesajını veriyor.

İlk tepki olarak içimizden bir ses "iyi ediyor" diyor.

Gerçekten yaşı 80’i bulmuş, bu ülkeye Başbakan sıfatıyla hizmet vermiş bir insanı hapishanede görmek hiç kimse için şık değil.

Lakin konuya biraz yakından bakınca insanın karşısına başka gerçekler çıkıyor:

Biliyorsunuz Hazine tarafından Refah Partisi’ne yapılan yardımın yabancı ülke parasına çevrilerek bankaya konulması, daha önce de tartışılmıştı. (Sahi Erbakan’ın gizli kasaları hakkındaki soruşturmalar ne oldu?) İşte o paranın 10 milyon Alman Markı ve 943 bin ABD Doları karşılığı kadar Türk lirası buharlaşıp uçmuştu. O tarihte 2 trilyon liraya ulaşan kayıp para, gecikme faizi vs. ile bugün 11 trilyon liraya ulaştı.

Refah Partisi yönetimi bu paranın parti faaliyetlerinde harcandığını ileri sürmüştü ancak 69 ilin RP Başkanı’ndan alınan "Parayı biz parti için harcadık" ibareli belgelerin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkmıştı.

Nitekim neticede Erbakan 2 yıl 4 ay; Refah Partisi’nin 50 il başkanı 1er yıl ve 19 sanık da 1 yıl 2’şer ay hapse mahkum olmuştu.

Geçen zaman içinde ötekilerin önemli bir kısmı cezasını çekti ama Erbakan kaldı.

Erbakan’la ilgili durum da Sayın Bülent Arınç’ın çizdiği resimden farklı:

Erbakan aldığı cezayı hapishaneye girmeden çekebilir. Bunun için Hazine’nin bugünkü miktarı 11 trilyon lirayı bulan kaybını geri ödemesi ve yasanın verdiği olanaktan yararlanıp, hapis cezasını kendi ikametgahında çekmek istediğini bildirmesi gerekiyor. O takdirde gerçekten bir eski başbakanı hapishane duvarları ardına atmaya gerek kalmadan sorun çözülüyor.

Lakin Erbakan kendisini ayrıcalıklı gördüğü için yasa önünde eşitlik ilkesini içine sindiremiyor.

Hoş bu açıdan haksız da değil:

Hafızamız bizi yanıltmıyorsa, 1980 öncesinde yani Milli Selamet Partisi lideri iken, partisinin anti laik faaliyetleri nedeniyle kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı bir soruşturmayı o tarihte Başbakan olan Bülent Ecevit, Siyasi Partiler Yasası’nın ilgili maddesini değiştirerek engellemişti.

Daha önce de (12 Mart 1971 tarihli askeri müdahale üzerine) İsviçre’ye kaçmış sonra kırmızı mumlu davetiyle yurda getirilmişti.

12 Eylül 1980 darbesinden sonraki yargılamalardan da hayli ilginç kararlarla kurtulmuş, eski Ceza Yasası’nın 312’nci maddesini ihlalden aldığı ceza da o maddenin değiştirilmesi üzerine ortadan kalkmıştı.

O nedenle yeni bir mucize (!) Sayın Erbakan’ı kurtarırsa, bilin ki o eşyanın tabiatına uygundur.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI